İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Edebiyattan Sinemaya: “Selvi Boylum Al Yazmalım”

İlyas için Al Yazmalısı, Asya’sı nasıl bitmemiş bir türkü ise, Türkiye sineması içinde Selvi Boylum Al Yazmalım filmi bitmemiş ve daima yarım kalacak bir türküdür. 1977 yılından günümüze kadar yapılan ve en son 2015 senesinde gerçekleştirilen halk oylamasında da 100 yılın en iyi Türk filmi seçilen Selvi Boylum Al Yazmalım; Cengiz Aytmatov’un kaleminde, Ali Özgentürk’ün senaryosunda, Atıf Yılmaz’ın yönetiminde, Görüntü Yönetmeni Çetin Tunca’nın yakın çekimlerinde, Cahit Berkay’ın ezgilerinde, Türkan Şoray ve Kadir İnanır’ın bakışlarında hayat bulmuş, içimize işlemiştir. Selvi Boylum Al Yazmalım; şiirsel yapısı, sevgi ve aşk ikiliğini sorgulaması, Anadolu’da kadın temsili üzerine söylemleri, bayağı gözüken tesadüfleri ve elbetteki eksikleriyle sinemamızın baş tacı olmayı başarmıştır.

Cengiz Aytmatov ve “Kırmızı Eşarp”

Selvi Boylum Al Yazmalım ‘Türk sinemasının en iyi aşk filmi’ olarak anılmasının yanında aynı zamanda bir uyarlamadır. Filmin temelini oluşturan hikaye; Kırgız Yazar Cengiz Aytmatov’un “Kızıl Cooluk Calcalım (Kırmızı Eşarp)” adlı hikayesidir. Cengiz Aytmatov, eserlerindeki ana temalardan biri olan aşkı; ruhun kendi kendini kavramasının doruk noktası olarak tanımlamış, insan ruhunu özgürleştiren, insanı başka bir insana, doğaya ve Tanrı’ya taşıyan, açan yüksek bir değer olarak ele almıştır. Aytmatov’un eserleri başta Fransızca, Almanca ve İngilizce olmak üzere 150’den fazla dile çevrilerek defalarca basılmıştır, Kırmızı Eşarp hikayesi dışında da birçok hikaye ve romanı filme çekilmiştir.

Edebiyattan sinemaya yolculuk: Selvi Boylum Al Yazmalım

Selvi Boylum Al Yazmalımın film olması tamamen bir tesadüften ibarettir. Filmin Asya’sı, Al yazmalısı Türkan Şoray, “Bir gün kitaplıktan bir kitap çektim. Beyaz Gemi, içinde hikayeler var. Kırmızı Yazmalım orijinal adı. Çok etkilendim o arada bir film teklifi vardı. Yapımcılara Arif-Abdurrahman Keskiner ‘bu hikaye çok güzel’ dedim. Onlar da çok beğendiler.” sözleriyle anlatır. Selvi Boylum Al Yazmalım’ın yapımcısı Arif Keskiner ise; “Türkan Hanım Atıf Ağabey’e  Cengiz Aytmatov’un “Selvi Boylum Al Yazmalım” öyküsünü önermiş. Cengiz benim çok sevdiğim eski dostumdu. Allah rahmet eylesin. “Selvi Boylum Al Yazmalım” hikâyesini ben de biliyordum. O dönem o hikâyenin birkaç fotoromanı yapılmıştı. Başlarda hikâyeyi herkes biliyor diye işe sıcak bakmasam da Atıf Ağabey ikna etti beni. Senaryoyu da Ali Özgentürk’ün yazmasını teklif etti. “Olur” dedim. Oyuncu seçimleri de tamamlandıktan  sonra filmin çekimine başlandı. Bir buçuk ayda tamamlandı çekimler.” ifadeleriyle o günlerden bahsetmektedir.

Hikayenin senaryolaşması

Hikayeyi senaryolaştırma işi Ali Özgentürk’e verilir. Kendisi elbette ana temaya sadık kalmak koşuluyla hikayede büyük değişiklikler yapar. Örneğin; ana karakterlerden biri olan İlyas’ın ismi aynı kalır fakat Asya olarak bildiğimiz diğer ana karakter hikayede Asel’dir. Ayrıca özellikle belirtmek gerekir ki filmin ruhu Cengiz Aymatov’un eserinden esinlenilmiştir ama o güzel diyalogları yazan Ali Özgentürk’tür. Ali Özgentürk, 70 yıldır 500’den fazla defterde tuttuğu notlarını ‘Gizli Defterlerim’ adlı bir kitapta yayınlamıştır ve Hürriyet yazarı İpek Özbey’e verdiği bir röportajda “‘SEVGİ EMEKTİ’ repliğini kızıma bakarken yazdım. “ ifadesini kullanır.

 Türkan Şoray filmin sonunu değiştirmek ister

” -Finalde Türkan Şoray’ın oynadığı Asya, tutkuyla âşık olduğu İlyas’ı değil, ona ve çocuğuna emek veren Cemşit’i seçiyordu. Ben senaryoyu böyle yazmıştım ama çekimler sırasında Türkan Şoray, “Asya filmin sonunda İlyas’a dönsün’ diye tutturdu. Çünkü star, stara dönermiş! Atıf (Yılmaz) Abi de onay verdi. “Filminiz de finaliniz de sizin olsun” diyerek bavulumu topladım. Yola düştüm. Bir araba gelecek, beni alıp gidecek. O sırada Rüçhan (Adlı) Bey’le karşılaştık. Çok nazik bir adamdı. “Siz niye çekimde yoksunuz” dedi. Anlattım. Haberinin olmadığını söyledi. İzah ettim, “Türkan, Kadir’e döner ve hoş bir final olur ama bu hakikat değil” dedim. Hak verdi, “Ben ikna ederim” dedi, etti de…”

“Sevgi neydi; sevgi iyilikti, dostluktu, sevgi emekti.”

“- O sırada Işıl Özgentürk’le evliydim. Atıf Abi, bu senaryoyu yazmamı istedi. Bir sene falan sürdü yazması. Bugüne kadar da beş kuruş almış değilim bu işten. Evimize Işıl bakıyordu. Ben de bebeğimize bakıyordum. Karda onu, arabasıyla Erenköy Kız Lisesi’nin bahçesine götürüyordum. Bu replik oradan çıktı. Ona verdiğim emekten doğdu.

Atıf Yılmaz’ın filmin finali için verdiği ilk tepki

“- “Ne demek lan bu, sen sosyalist olduğun için bunu yazdın” dedi. “Atıf Abi, ben evde bir bebek bakıyorum, ona bakarken yazıyorum” deyince şaşırdı. Bir tuhaf oldu. Gözünden bir damla yaş aktığını gördüm. Atıf Abi bu senaryoyu en duyarlı çekebilecek tek yönetmendi. O olmasaydı ne bu senaryo olurdu ne de film… “

Cengiz Aytmatov’un hikayesinin filme aktarımı konusunda Cafer Gariper’in kaleme aldığı <Cengiz Aytmatov’un Al Yazmalım Selvi Boylum Hikâyesi ve Göstergelerarasılık> adlı makaleyi okuyabilirsiniz. Makalenin içerisinde hikaye ve film arasındaki uygunluklar, değişiklikler, eklemeler liste halinde ele alınmaktadır.

Filmin çekimi

İstanbullu yakışıklı kamyon şoförü İlyas ve annesinin güzelliğini örtmek için yüzüne karalar sürdüğü Asya’nın karşılaşması ve aşık olması ile başlayan olay örgüsü zaman içinde çifti bambaşka hayatlara sürüklerken yaşadıkları çevrenin etkisi filmin daha ilk sahnesinde hissedilmektedir. Filmin ilk sahnesinde yönetmen uzun uzun iş makinalarının çalışmalarını gösterir. Doğa, iş makinaları tarafından adeta tahrip edilmektedir. İnsan eli, doğaya karşı kendi egemenliğini kurmuştur. Sözde medeniyet Asya’nın saflığına doğru genişlemektedir. Filmdeki ilk replik Asya’nın annesine aittir; “Cehennemin dibine kadar yolunuz var! Bir daha da ayak basmayın bu toprağa, barajınız batsın. Yıktırmayacağım evimi!” sözleriyle Asya’nın annesi statükoyu filmin başından reddeder.

Selvi Boylum Al Yazmalım, o tarihlerde Adana iline bağlı bulunan Osmaniye’de çekilmiştir. Filmde özellikle film mekanı olarak bir yer belirtilmemiş, film esnasında yoldan geçen bir minibüsün üzerinde “Erzin” yazmasından ve daha sonra film ekibin söylemlerinden izleyici bu bilgiyi edinmiştir. Filmin görüntü yönetmeni filmde duygu yoğunluğunun aktarılmasını, izleyicinin karakterlerle özdeşleşmesini istediği sahnelerde yakın çekimin gücünü kullanır. Prof.Dr. H. Hale KÜNÜÇEN, yazdığı <Türk Sinemasının ‘En İyi Aşk Filmi’ “Selvi Boylum Al Yazmalım” Filminde Yakın Çekimin Gücü> adlı makalesinde film boyunca kullanılan yakın çekimlerin işlevini kaleme almıştır. Künüçen; İlk karşılaşma / ilk görüşte aşık olma sahnesi, İlk buluşma / İlyas’ın Asya’ya “Al yazmalım” dediği, sevgi/aşk ilan ettiği sahne vb. bölümlere ayırdığı filmin hikaye akışından kopmadan kadrajların izleyiciye verdiği duyguyu başarılı bir şekilde anlatmaktadır.

Film ve karakter alt-metni

Türk sinemasında daima aşkın kazandığı günlerde, sevginin emek olduğu gerçekliğini bizlere hatırlatmasıyla izleyicinin gerçekçi bulduğu filmin oldukça ilginç tarafları bulunmaktadır. Buna bir örnek olarak; İlyas ve Asya’nın oğlu karakterindeki Samet’i Elif İnci adında bir kız çocuğunun canlandırmasıdır.

İlyas karakterinin lakabı İstanbullu’dur. Filmde İlyas’ın en iyi dostu “Arkadaş” adını verdiği kamyonudur. Arkadaşın plakası da 34’dür ve İlyas’ın İstanbulluluğu göze sokulurcasına pekiştirilmiştir. Kamyonun üzerinde yazan “Aldırma Gönül” yazısı Sabahattin Ali’nin daha sonra Edip Akbayram tarafından bestelenen şiirinin adını anımsatmaktadır. Metin Özarslan, Romandan Sinemaya: Selvi Boylum Al Yazmalım yazısında 1970’lerin siyasi durumu, Aytmatov’un ideolojisi gibi sebeplerden tercih edilen bir yazı olabileceğini öne sürmektedir. Selvi Boylum’da bir başka ağırlıklı tema da insanın tabiatla savaşıdır. İlyas ve kamyonun Osmaniye’nin dağları ile resmen savaştığını görürüz. Savaşı kaybeder ve onun çöküşü başlar. Hırsının, telaşının ve fevri hareketlerinin kurbanı olur. Bunu, Asya’yı , çocuğunu, aşkını kaybettiği olaylar dizisi izler. 

Asya karakterine gelecek olursak eğer yazının başında belirttiğim gibi filmin daha açılış sahnesinde Asya’nın annesi baraj çalışması için evini yıkmak isteyen inşaatçılara sert çıkmıştır aynı sahnenin devamında ise Asya, annesine “Ana yeter, ayıp!”diye karşılık verir. Köyden şehre yerleşmek istediğini dile getirir ve Asya konuşmasıyla, söylemleriyle değişimden yana olduğunu ilk anda ortaya koyar. Annesi yüzüne kara çaldıktan sonra hemen derenin kenarına gider, yüzünü iyice yıkar ve siyah yazmasını çıkarır. Göğsünde sakladığı al yazmasını çıkarır ve takar. Asya, bildiğini okuyan bir karakter olduğunu gösterir.

Cemşit, inatla İstanbullu olduğu ileri sürülen İlyas’tan daha medenidir. Cemşit’in Samet’e türkü söylerken mandolin çalışması ve bunun köy enstitülerine ait bir anlayış olduğu aşikardır. Cemşit karakteri yapabileceğinin en iyisini yapar ve bekler, adeta tevekküldür felsefesi.

Sonuç olarak beklenmedik şekilde köylü bir kadının statükoya direnişi, köy enstitülerinin yetiştirdiği muhtemel olan Cemşit karakteri, aldırma gönül göndermesi, sevginin emek olduğu söylemi vb. unsurlar filmin alt-metninin sanıldığından çok daha derin olduğu konusunda bizlere yepyeni bir bakış sunmaktadır. Türkiye’nin en çok izlenen, en çok sevilen filmi “Emek” kavramını dilden dile, gönülden gönüle taşımıştır.

KAYNAKÇA:
Cafer GARİPER, <Cengiz Aytmatov’un Al Yazmalım Selvi Boylum Hikâyesi ve Göstergelerarasılık>
Metin ÖZARSLAN, Romandan Sinemaya: Selvi Boylum Al Yazmalım
Prof.Dr. H. Hale KÜNÜÇEN, <Türk Sinemasının ‘En İyi Aşk Filmi’ “Selvi Boylum Al Yazmalım” Filminde Yakın Çekimin Gücü>
Ceyda MUSLU, Tanrı Dağları’nda doğup evrensele ulaşan hikaye: Selvi Boylum Al Yazmalım
Ela Sezen, Kadir İnanır, “Selvi Boylum Al Yazmalım”ın sırrını anlattı
Pınar ERBAŞ, “Türkan Şoray farklı bir final istiyordu”
Tolga SARAÇ, Al Yazmalım

2 Yorum

  1. Dolunay Dolunay 03/06/2019

    Kaleminize sağlık diğer yazılarınızda gayet ilgi çekiciydi. Kemal Sunal’ın filmleri hakkında da yaazılar kaleme almanızı cok isterim. Saygılarımla…

    • Merve Yahşi Merve Yahşi Yazar | 04/06/2019

      Güzel ve yapıcı yorumunuz için çok teşekkür ederim. Kemal Sunal filmleri üzerine çalışmayı bende düşünüyorum. Bir çok eleştiriyi tüm halkı güldürerek yapabilmesi benimde çok ilgimi çekmekte. Güzel okumalar dilerim…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir