İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Nazan Arısoy’un yeni romanı “Aşk’ a Kadar Kapalıyız”

Yenilenme zamanı şimdi. İnancınızla sulayın umut çiçeklerinizi. Yeniden, yenildim demeden, mücadeleye devam eden doğadan alınacak büyük dersler var…

Hangi çerçeveden nasıl göründüğünüz değil, dünyayı nasıl görmek istediğiniz önemli. Kendiniz için ederinize karşılık geldiğine inandığınız değerli bir hayat yaratın…

                                                 Nazan Arısoy

Ruhlarımızda açtığımız yaraları fark ettiren, iyileştirici, hayatınıza yürekten dokunan, aşkla yeniden doğuşun mucizesini anlatan Nazan Arısoy’un yeni romanı “Aşk’a Kadar Kapalıyız” okuyucuları ile buluştu.

Sevgiyi hayatımızdan çıkarıp, yerine başka şeyler koymanın peşin bedelini mutsuzluk, savaş, evreni yağmalamakla ödediğimiz zamanlarda tarihi bugün, bizler yazıyoruz. Belki de ayna metaforu gereği, hepsi kendimiz ile yüzleşelim, bizi biz yapan “öz” bilincimizle buluşalım diyedir. Aslında tüm mesele bireyin, “kendisini gerçekleştirme” cesaretini göstermesidir ve işte tam da bu devirde, her ruha “ilahi aşk” hocalık yapar. Çünkü aşk ilahidir ve sadece iki kişi arasında değildir, varoluşun ta kendisiyle ilgilidir. Yunus Emre’ye, “Bana seni gerek seni” ve Mevlana’ ya “ benim gibi olursan anlarsın” dedirten aynı aşktır.

Nazım Hikmet, Tomris Uyar, Cemal Süreya gibi büyük yazar ve şairlerin ‘ruhlarına girerek’ yazdığı biyografik romanlarla adından söz ettiren Nazan Arısoy yeni kitabında hepimize ayna tutuyor. Modern zamanların zalimlikleriyle ruhları aşk enkazına dönmüş iki gencin hikayesini akıcı ve kolay anlaşılır yazı dili ile özgün ve gerçekçi perspektifinden aşk kavramını okuyucuları ile yeniden var ediyor. “Nazan Arısoy” Türk edebiyatının, popüler kıymetli yazarlarından.  10. Kitabı olan “Aşka kadar kapalıyız” kitabı aracılığı ile  de okurlarının ruhlarına ayna tutarak zenginlik kattıyor. Öyle ki, kendisi hayatın gerçekliğine, varoluşun eşsizliğine, hatta insan ruhunun kariyer, fizik ve maddiyat gibi öğelerden çok daha üstün olduğuna dikkat çekmek için yazan yazarlarımızdan. Kitapları sadece para kazanmak için yazmak yerine bütün olmak bilinci ve bizlere ayna tutabilmek niyetiyle birbirinden değerli 10 kitabını okurları ile buluşturdu. Evrensel sistemde herkesin birbirini aynaladığına inanan ve ayna metaforuna tüm eserlerinde yer veren kıymetli “Nazan Arısoy” aynı zamanda Kişisel Gelişim Uzmanı ve Yetişkin Eğitmeni ve senarist olarak ta insanların hayatlarına dokunuyor. Evreni, hayatı, ilişkileri, insanları gözlemliyor ve bizim için aşkı tarif ediyor her eseri aracılığıyla. “Yazmak benim için bir yaşam şekli, şahane bir his..” diyor mavi ışıltılı gözleri ile okuyucularını mayalayan değerli edebiyatçımız…

***

İlişkileri mercek altına aldıran, hatalarla yüzleştiren, mutlu ilişki sahibi olmak için samimi yüreklere kılavuzluk eden bir roman yeni kitabı, “Aşka Kadar Kapalıyız” lansmanın da Gazete Sanat okuyucuları için sorduğum sorularıma verdiği yanıtlara geçmeden önce, ses getiren, güçlü biyografik kitaplar yazmış olan “Nazan Arısoy” biyografisinden sizlere kısaca bahsetmek istiyorum.

Babasının gazeteci, annesinin de edebiyat öğretmeni olması edebiyatla daha çok küçük yaşlarda tanışmasına vesile olmuş. Üç çocuk annesi, iki üniversite mezunu yazarımız, anlamlı yazarlık yolculuğuna kompozisyon yarışmaları, hikâye yarışmaları ile başlamış.  Kendisine sormak istediğim soruları nezaketle yanıtlarken oldukça keyifli geçen sohbeti ve lezzetli kahvaltı eşliğinde ki lansmanı için emeği geçen herkese yeri gelmişken teşekkürlerimi sunarım.

*Sevgili Nazan Hanım eserlerinizin temel yapı taşını oluşturan “ayna metaforunun iyileştirici gücü” hakkında biraz sohbet edebilir miyiz?

Nazan Arısoy: Ayna metaforu benim için oldukça önemli, evrensel geçerliliği yüksek bir sembol ayrıca ben tüm kitaplarımda sembol kullanmayı tercih ediyorum. Özellikle “Aşka Kadar Kapalıyız” kitabı için biçilmiş kaftan niteliğinde diyebilirim. Vicdan aynası olmayan bir insan diğer insanlara da iyi davranmıyor ve saygı duymuyor. İlişki yaşarken bile karşılığında ne alacağı endişesiyle geçirilmiş zamanlar aslında kişinin, öncelikle kendine aynada dikkatle ve sevgiyle bakmamasından kaynaklanıyor.

*Dikkatimi çeken bir diğer kitabınız olan “İlginç Adamların İlginç Kadınları” kitabınız Şems’in “hayatının alt üst olmasından korkma nerden biliyorsun altının üstünden daha değerli olmayacağını…” meşhur sözünü teyitler nitelikte mi sizce de? Hatta bu kitapta sevgiden ve değişmekten korkup kaçmanın yansımalarını yaşarken, “Aşka Kadar Kapalıyız” ile sevginin yıkıcılığı ile helalleşmiyor muyuz sizce de?

Nazan Arısoy: tamamen kendisine münhasır olan bu kitabın ikinciside, hazırlık aşamasında.  “İlginç Adamların İlginç Kadınları” kitabında; hissettiklerini yaşamayan ve yaşatmayanlar, özgüveni kırılmasın, yaralanmasın diye, el alem cumhuriyetinin takibinde, “kim ne der” düşüncesiyle çağımızda da var olan karakterimiz kendine korunaklı alan oluşturmaktadır. Ancak bu yüreğimiz ile yaşamak yerine zihnin oyunları ile yaşamaktır. Bu kitap yürekleri ısıtsın, yüzleşmek istenmeyen gerçeklere ayna tutsun, diyedir. Bir ilişki de yüreğimizle koşulsuz olarak verdiğimiz ne varsa aslında bizi nasıl da beslediğini yine bize zamanla kanıtlayan gerçeklerden, bahsediyor, bu kitap.

*Sizin için “sanat” nedir? Varoluş ve ilahi aşkla bağlantısından bahseder misiniz?

Nazan Arısoy; Ruhumuzu yansıtan sanatın, birleştirici bir gücü vardır. Duygumuzla oluşmuş olan her eser başka yüreklere de ulaşır ve anlam kazanır. Sanatın her dalı evrensel olması sebebiyle, milletleri birleştirir. Birlik olma bilincini harekete geçirir. İnsanoğlu ilahi aşk ile yaratıldı ve beşeri aşk ile mükafatlandırıldı. Aşkta hakidir, sanat ile benzer güce sahiptir sadece iki kişi arasında değil doğa, evlat, varoluşu buluşturan nitelikte kutsal ve temizdir.

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Mission News Theme Compete Themes tarafından yapılmıştır.