İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Anadolu Ata Mirası “Güvercin Sembolizmi”

Merhaba değerli Gazete Sanat okuyucuları. Bu hafta “Türk halkının atalarından miras kalan güvercin sembolizmi” ve “güvercinin tarihte oynadığı roller” ile ilgili bildiklerimi paylaşmak için yazıyorum.

Türkiye’de güvercin yetiştiriciliğinin, neden yüzyıllardır devam ettiğini hatta nasıl hayrete düşüren fahiş fiyatlara alıcı bulabildiğini dahası yüzyıllardır mitolojik efsanelerde neden kutsallaştırılan bir figür olduğunu merak ettiniz mi hiç?

Güvercin, evrensel olarak kabul görmüş olan birçok efsane, mit ve tasvirde bahsi geçen canlılar arasındadır. Günümüzden yaklaşık 5000 yıl önce evcilleştirilmiş ve ilk olarak beslenme amacı ile sosyal yaşamda var olmuştur. Tarihte  ise çivi yazısı keşfedildikten sonra, güvercin yüzyıllar boyunca mektup getirmek, askeri araç niteliğinde haberleşme aracı olarak kullanılmıştır.  Hamam, konak ve cami gibi birçok mimari alanda güvercinlerin barınması için tasarlanan bölümler Türk halkının güvercinlere karşı sevgisinin açık ispatı niteliğindedir. Günümüzde ise güvercin genellikle hobi ve yarış amacı ile yetiştirilmektedir.

Günümüzde nesli tükenen bu kadar çok hayvan türü olmasına rağmen güvercin sayılarının her geçen gün artıyor olmasının nedeni belki de, “kutsal öğe olarak kabul görmesi”, hatta yuva yaptığı zaman toplum tarafından gereken koşulların sağlanarak üremelerine izin veriliyor olmasıdır. En çok ta, insanoğlu tarafından barışın, bereketin ve huzurun sembolü olarak kabul edilmesi “güvercin neslini” güvence altına almaktadır.

Önceleri güvercin, dini amaçlarla haberci kutsal kuş olarak tanımlanmış ve bereket sembolü olarak kutsal bilinmiştir. Örneğin, Asya’da ev güvercini M.Ö. 3000 yılından beri bilinmektedir. Antik Mısır, Yunan ve Roma tarihinde ise güvercin değerli bir et besini olarak tanımlanmıştır.

Antik çağ mimarisinde ise inşa edilen yapılarda ve heykellerde yer alan bezeme ve süslemelerde “güvercin figürü” kullanılmıştır. “Roma Döneminden kalma ve altından yapılmış iki küpe güvercin” şeklinde ki figür, tarihsel dönem eserlerinde çok kez işlenen figürler arasındadır.

Mitolojilerde güvercinin, günahsız ve masum insanların ruhu olduğuna inanılmıştır. Güvercin, kimi zamanda beyaz renginden dolayı aşkın ve barışın sembolü olmuştur. Antik Mısır’da güvercinlerin dört bir yana doğru uçurulmasının nedeni topluma müjde getireceğine inanılmasıdır. Güvercine, mitolojide halk tarafından saygı duyulan, sevilen ve Venüs’e adanmış bir kuş olmasından ötürü “Kythere Kuşu” adı da verilmiştir.

Osmanlılarda güvercin her zaman göz önünde bir kuş olmuştur. Saray mimarisinde rastladığımız kuşhaneler, Osmanlı padişahlarının güvercin merak ve sevgisini günümüze taşımış şahitlerdir.  İnsansı özelliklere oldukça yakın bir kuş olarak tasvir edilmesinin sebebi ise eş ve yavrularına yüksek bağlılık duymaları, yerleşik hayat içinde çoğunlukla tek eşli olmaları, yön bulma konusunda usta sayılabilecek kadar marifetli olmalarıdır. Semavi dinlerde ise güvercinler çoğunlukla “saflık duygusu” ile ilişkilendirilmiştir. Örneğin, insanoğlunun ölürken gövdesinden başlayıp ayaklardan yükselerek dünyayı terk ettiğine inanılan “insan ruhu” güvercinler ile simgelenmiştir.

250 türden fazla güvercin türü olduğu söylenmektedir. ’’Taklacı”, “dönücü”, “makaracı” ve “posta” cinsi güvercinler, güzellikleri ve ötüşleri ile meraklıları tarafından düzenlenen organizasyonlar aracılığıyla “yüksek fiyatlara” satılmaktadır. Her ne kadar onlarla gündelik hayatta sık sık karşılaşmaya, hatta onları beslemeye alışık olsak da, cins ve türlerine göre aralarında yüksek maddi bedeller ödenen güvercinlerde bulunmaktadır.

Halit Ziya Uşaklıgil, edebiyat eserlerinde “güvercin metaforunu” sıklıkla kullanan ustalar arasındadır. 

Işığın efendisi, akıllı telefonların fikir babası, doğal kaynaklar ve enerji kaynakları üzerine ekolojik dengeyi korumak adına çalışmalar yapmış, patentini aldığı 700 icadı olan sevgi insanı “NİKOLA TESLA”, tam bir güvercin tutkunu idi. Beslediği ve bakımını üstlendiği güvercinler Tesla’nın en iyi arkadaşlarıydı. Hatta, güvercinlerin en samimi arkadaşları olduğu, aralarında yirmi sene önce ölmüş bir güvercinin bile resmini sakladığı halk arsında konuşulan söylentiler arasındaydı.

Meraklısı tarafından, çıkardığı ritimsel sesler ile psikolojik terapi yaptığı, insanları rahatlattığı iddia edilen “güvercin besiciliği” ziraatçileride ayrıca ilgilendirir. Gübresinin mineral değeri nedeniyle çok kuvvetli olması, suda bekletildikten sonra kolayca kullanılmaya elverişli olması, Ziraat Bilimi adına ilk sırada yer alan nedenler arasındadır. Fiyatların boy, duruş, paça ve tepe güzelliğine göre 200 liradan başlamak üzere 50 bin lira arasında değişiklik gösteriyor olması kimi zaman çalınma korkusunu ve riskini de, yanında getirmektedir.

Yüzyıllardır besiciliği devam eden, Roma öncesi dönemlerden bu yana Türk toplumuna miras niteliğini taşıyan güvercinler hakkında yazmış olduğum bu yazıma, Attila İlhan’ın sanatsal özdeyişi ile ara veriyorum. Yeni bir yazı da görüşmek ümidiyle, sevgiyle ve hoşçakalınız…

“Sanat, toplumsal bir çabadır; toplumdan gelir, topluma döner. Fakat gelenle giden aynı şey değildir.

Atilla İlhan

KAYNAKÇA

Ondokuz Mayıs Üniversitesi Ziraat Fakültesi Baskı Ünitesi Arşiv

Batı Sanatı Tarihi, Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları. www.megep.meb.gov.tr

1992a. Güvercin. Büyük Larousse Ansiklopedi. Gelişim Yayınları. İstanbul

1992b. Güvercin. Meydan Larousse Ansiklopedisi. Sabah Yayıncılık. Cilt:8, s. 267-268. İstanbul

2 Yorum

  1. Gülseher Kahraman Gülseher Kahraman 15/09/2019

    Çok güzel bir makale Sağolun. Tezhip ve Minyatür sanatı üzerine çalışıyorum. Bir süredir güvercin üzerine araştırma yapıyorum. Peygamberimizin hayatından anlatılan bir sahneyi canlandırmayı amaçlıyorum. Konunun ana figürlerinden bir güvercin. İslam damarlarında figüratif ve nonfigüratif olarak yer alıyor. Teşekkürler….

    • Tülay Kadı Çağlar Tülay Kadı Çağlar 15/09/2019

      Değerli yorum ve ilginiz için ben teşekkür ederim. Tarih öncesi dönemlerden günümüze değin mimariden, edebiyata kadar sanatsal her alanda varolmuş metaforlarimizdan biride güvercin … Sanat ve yaşam yolunuz açık olsun, görüşmek üzere

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir