İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Bugün doğmuştu: James Ensor


Belçikalı ressam James Ensor, 1860’da bugün doğmuştu. Doğduğu Oostende’den neredeyse hiç ayrılmadan yaşadı – 2. Dünya Savaşı’nda da: bombardıman tehlikesine rağmen kasabasını terk etmedi, mutat yürüyüşlerine devam etti. Yurtdışına çıkışı sayılıydı, üstelik çok kısa sürelerle; hatta başkent Brüksel’de yaşadığı dönem bile resim öğrenimi gördüğü üç yılla sınırlıydı.

Babasının hediyelik eşya dükkânında büyümesi nedeniyle, tablolarındaki maskeler için çocukluk etkisi yorumları yapılır – bir yanıyla elbette doğru. Beri yandan Oostende de Ensor üzerinde etkilidir. Küçük bir balıkçı kasabasından Ensor’un büyümesine koşut büyümeyle tatil sayfiyesine dönen Oostende, estetik gelişimine de yansıdı. Kasabanın mütevazı maskeli karnavallarının turistik gösteriye dönüşmesi, Ensor’da yabancılaşma duygusunu pekiştirmiş olsa gerek.

Geleneksel konulardaki tablolardan yavaş yavaş sıra dışı, çağına göre yadırgatıcı tablolara yöneldi. Kendisi benzeri yenilikçi sanatçılardan bile tepki gördü, tepki gördükçe daha da yadırgatıcı oldu. Rüyamsı görünümler resmini sardı – yoksa kâbussu bu demeli? Yine de hep bir mizah duygusu dolaştı tablolarında.

Alametifarikalarından biri, tablolarında kendi yüzünü kullanmasıydı, Hz. İsa’yı betimlerken de kendi yüzünü çizdi. Özportrelerini de katarsak, Ensor için kendi yüzüne meftun bir ressam diyebiliriz. Unutmadan, kendini resmederken kafasına çiçekli kadın şapkaları takmak gibi tuhaflıklar yapmaktan vazgeçmedi.

Çizimlerinde maskelerin yanında böcekler de cirit attı. Böceğe dönüşmüş insanlar, sevdiği eskiz konularındandı. Bu çizimlerde de kendi yüzünü kullandı. Bir yanıyla Kafka’nın böceğini, o yazmadan önce çizdi – gerçeküstücüler kadar modern edebi imgelerin de habercisiydi.

20. yüzyılda giderek ünlendi. Belçika ona 1929’da baronluk unvanı verdi, nişanlar taktı. Yaşlılık mı yoksa toplumsal kabul görmenin afyonu mu demeli, sonunda kendi kendisini bile tekrar edemez oldu. Son yıllarında uysallaşmış bir yabaniydi. Kaçınılmaz soru şudur: Gençliğinde böylesi kabul görse, sanatını karşılıklı inatlaşma üzerine kurmasa, o denli cüretkâr olabilir miydi?

Acaba sanatsal açıdan erken mi gelmişti ya da zamanını mı şaşırmıştı? Pek değil, gerçeküstücülerin zihinsel olgunluğuna, estetik konumlarını savunma becerisine sahip değildi. Karşı tepkiler üzerinden resmini oluşturdu ama başkalarına örnek de oluşturdu.

Meraklıları için: Kendi adıyla kurulmuş bir çevrimiçi müzesi vardır


İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir