İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Bugün Doğmuştu: Stéphane Mallarmé


Fransız şair Stéphane Mallarmé, 1842’de bugün doğmuştu. Paul Verlaine’in ardından, Fransız şiirinin bayrak adamıydı. Ansiklopedilere bakarsanız, sembolcü şairlerin öncüsü, 20. yüzyılın modern şiirinin yol açıcısı denir. Şiirin gizem dolu olması gerektiğine inanırdı. Seçkin bir şiir yazmaya çalıştı, üstelik bunu kendi içinde dönenen bir dille denedi.

Öncelikle inandığının peşinden gitme inadına sahipti. Poe’yu gerçekten anlayabilmek için İngilizce öğrenmeyi göze aldı. Poe’yu Avrupa’da tanıtması, en az kendi şiirleri kadar etkileyici olmuştur. Öğrendiği dil sayesinde, yaşamını liselerde İngilizce öğretmenliği yaparak kazandı. Şiir yazarak medarı maişet motoru döndürmek kolay değildir, öğretmenlik geliri olmasa şiir yazarak yaşayabilir miydi, tahmin etmek kolay.

Öğretmenliği liseyle sınırlı değildi elbette. Paris’teki evinde baskın bir öğretici rolü oynadığı Salı Toplantılarını yıllarca düzenledi. Sadece Fransız şairler değil, Rilke’den Stefan George’a, Yeats’e kadar sayısız şair bu toplantılarda şiir görgüsü devşirdiler. Yetmedi, dergi de çıkardı, peşi sıra gelen şairler üzerinde hâlâ süren bir etki halesi oluşturdu.

Nedir, şiirinin kendisi böyle verimli değildi. Zor yazardı, her anlamda zor: Hem çok sayıda şiir yazmayı başaramadı, hem de okuyucusu için anlaşılması handiyse mümkünsüz şiirler yazdı. Kendinden önceki Verlaine başıbozuktu, şiiri de başını alıp giderdi. Mallarmé tam zıddı: odasına hapsolur, masabaşında şiirini kurardı, belki sadece zekâsı ve iç dünyasından kaynayan bir şiirdi onunki. Baharı değil kışı sevmesi, boşa değildir – dışarıyla işi hiç olmamıştır.

Mallarmé’nin şiirini sayfaya yerleştirmesine bir örnek.

Şiirinin kapalı olmasına gelince: Değil sıradan okuyucu, deneyimli şiir okuru için bile dikenli yoldur Mallarmé şiiri – Macar edebiyat tarihçisi Antal Szerb onun kimi şiirlerini hiç anlayamadığını itiraf etmiştir, dürüst okuyucuların çoğu bu itirafı paylaşır. Çünkü Mallarmé şiirini kurarken bağlamı değil sözcükleri, hatta salt sesleri kullanır. İmgeler ve eğretilemeler yüklü şiiri, anlamdan çok sestir; işte bu yüzden Debussy onun şiirini müzikal yapıtlarına esin kaynağı olarak seçmiştir – Mallarmé şiirinden saf müziğe geçmek bir adım sürer.

Pekiyi, neden bu kadar kapalıdır şiiri diye sorulabilir elbet. Her şeyi, tüm yaşamı kapsayan, dev bir şiir kitabı yazmak isteyip zerresini yazamamış bir şair için, bir yanıyla başarısızlık dolu bir serüven değil midir bu: Ne hedefini tutturabilmiş, ne de arzuladığı okuyucuyu bulabilmiştir. Gel gör ki, bu başarısızlık hikâyesi bile parlak bir işaret fişeğidir – şiirini sayfaya yerleştirmesindeki yeniliğinden tutun kullandığı imgelere dek her anlamda yerleşik şiiri silkelemiştir.

Mallarmé’nin çalışma masası.

Bir de şu: Mallarmé, yaşadığı dönemin başat düşünsel iklimine, Fransız Devriminin dayattığı keskin Aydınlanmacılığa karşıydı. Büyük çelişki olsa da, yaşamı ve öğretmenliğiyle Aydınlanmacı bir kişiydi ama sanatıyla bu düşüncenin sayılı muhaliflerinden oldu. “Bir zar atımı asla ortadan kaldırmayacak rastlantıyı” diyen bir şairdi sonuçta.

Geçerken analım: Mallarmé’nin Deniz Meltemi şiirini üç ayrı şairimiz çevirdi: Orhan Veli Kanık, Kemalettin Kamu ve Can Yücel. Birbirlerine hiç benzemeyen şairlerimizin yaptığı üç çeviriye bir bakın, çevirirken bambaşka üç şiir yaratabilen Mallarmé şiirinin gücünü orada göreceksiniz.


İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir