İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Derviş ve Ölüm’ün yazarından yarım kalmış bir şaheser: Çember


Meşa Selimoviç’in son yarım kalmış romanı Çember Ketebe’den çıktı. Kendinden büyük bir şeyler arayan iyi ve kötü insanlara, değişime, yozlaşmaya, iyiliğe, aşka, aileye ve bizatihi tarihe dair yarım kalmış bir şaheser olan roman tamamlansaydı ikinci bir Savaş ve Barış olacaktı.

Ketebe Yayınları’nın Balkan Edebiyatı Dizisi arasından yayınlanan Çember, komünist Yugoslavya’nın çelişkilerini, komünist sistemdeki arızayı ve zulmü bireyler üzerinden anlatan bir roman. Komünizmin yapısökümünü ortaya koyan kitap, düşünsel yoğunluğu ve duru anlatımıyla dikkat çekiyor. 

Meşhur Derviş ve Ölüm’ün yazarı olan Meşa Selimoviç, yazın hayatına geç başlasa da birbirinden kıymetli eserler verdi. Başlangıçta savaş temalı romanlara yönelen Selimoviç, daha sonraki çalışmalarında insan, varlık ve kader temalarına eğildi. Yazar yetkinlik dönemi romanı olan Çember’i tamamlayamadan 1982 yılında Belgrad’da hayatını kaybetti.

Daha önce Kızıl Saçlı Kız ve Ada romanları Ketebe’den çıkan Meşa Selimoviç, Çember romanında ailesini bir baskında henüz 5 yaşındayken kaybeden Vladimir’in yıllar sonra geçmişiyle ve bağlı olduğu komünist ideolojiyle hesaplaşmasını anlatıyor. Felsefe bölümünü bitiren kahramanın bu hesaplaşmayı yaparken her şeyi irdeleyen yaklaşımı okuru da belli sorgulamalara itiyor.

Vladimir ailesini kaybettiği ev yıllar sonra müze olduğunda o evi ziyaret ettiğinde şunları düşünüyor: Siyah bir tabela ve üzerinde altın rengi harflerle yazılmış bir ifade: BU EVDE… Tabeladaki yazıyı ezbere biliyordu, ama aynı zamanda bu evde hayaletler dışında hiçbir şey olmadığının da farkındaydı. 

Geçmiş var mıydı, yoksa şimdiki zaman tıpkı bir kök gibi onun üzerini mi örtüyordu? Yoksa var olan sadece geçmiş miydi, zira bugün yoktu sanki. Bugünü, geçtikten sonra tanıyacaktık. Hayatta basit ve çözülebilir herhangi bir şey var mı, yoksa her şey düğüm ve sır mı?

Vladimir’in bağlı olduğu komünizm ideolojisiyle ilgili gerçekleştirdiği şu diyalog da yine benzer sorgulamaları içeriyor;

“Bir fikir, bu kadar kurban vermeye değer miydi?”

“Eğer fikir değişim istiyorsa o zaman mücadele de istiyordur. Mücadele ise kurbanlar ister.”

“Hangi mücadele bunca kurbana değer ki?”

“Bizim kalbimizin ve aklımızın desteklediği mücadele!”

“En yakınlarını kaybetmek pahasına olsa da mı?”

Amaç ne olursa olsun yakınlarımızı feda etmeye hakkımız var mıydı?

Birbirinden güzel ve anlamlı cümlenin belli bir ahenkle ilerlediği Çember, kitabın kapağını kapattığınızda zihninizde ünlemler ve soru işaretlerinin belirdiği türden bir eser. Zor zamanlara şahitlik etmiş ve olgunluğa ulaşmış bir yazarın kaleminden çıktığı belli olan roman, Vladimir’in ismini unutulmaz kahramanlar listesine, Meşa Selimoviç’i ise ustalara saygı kuşağına ekliyor. 


İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir