İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Dinçer İşgel: İnsanları bir obje gibi kullanmıyorum. Onlara “çok güzelsiniz, sizin fotoğrafınızı ya da videonuzu çekebilir miyim?” diye soruyorum.


Dinçer İşgel çalışmalarındaki gecekondu ve kentiçi yoksul mahalleleri yani bir nevi sosyal dışlanma süreçlerine karşı en savunmasız bölgeleri seçen, bu sayede birçok insan için tekinsiz, itici ve yabancı hatta ötekileştirilmiş olanla yüzleşme fırsatını, belki de ötekileşenin kendimiz olduğu farkındalığını kazandıran, yine birçok insan için sıradan gündelik ve bilindik olanla yeniden karşılaşmaya olanak tanıyan video ve fotoğraf çalışmalarıyla adeta bir eşik atlatıyor, gizli olan bilindikleşmeye başlıyor. Üstelik şu an içinde bulunduğumuz görsellik ve gösterme çağının kimliklerimizi deforme ettiği bilinirken benliğimizi büyüten panzehir isimlerden biri oluyor Dinçer İşgel. Sıradanlığı, kendi halindeliği, doğallığı ve unutmuş olduğumuz bazı şeyleri hatırlatarak, yakındaki uzağı bizlere gösterdiği için ona sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum.

Seni merak edenler için bize biraz kendinden bahseder misin? Seni daha yakından tanımak istiyoruz. Dinçer İşgel kimdir?

Merhabalar ben Dinçer İşgel. 33 yaşındayım, İstanbul doğumluyum. İsmini koyabileceğim bir mesleğim olmadı ve bir mesleğe bağlı kalarak kendimi şekillendirmek istemedim. Bu yüzden mesleğim diyebileceğim bir etiketim yok. Yıllardır plansız bir şekilde geziyorum. Yeni yerler keşfediyorum. Geçimimi şu ana kadar ihtiyaç duydukça özel sektörde çalışarak sağladım ancak şu an gezdiğim gördüğüm şeyler üzerine instagram hesabımdan yaptığım paylaşımlar sonucu gelen işbirliği teklifleri ile karşılıyorum.

Ne kadar zamandır bu işle uğraşıyorsun? İlham aldığın biri veya birileri oldu mu ya da herhangi bir şey? Hikayen tam olarak nerede başlıyor?

Yaklaşık 15 yıldır geziyorum. Gezintilerimi yıllar boyunca otostop çekerek devam ettirdim ve bu hoşuma giden bir şeydi. Büyük çoğunlukla İstanbul gezintileriydi ama Türkiye’nin her tarafına gittim diyebilirim. Hep otostop ile değil tabii ki, arada otobüs oldu, uçak oldu. Otostopla ulaşımı özellikle yazları tek başıma veya arkadaşlarımla sağladık.

İlham aldığım belirli biri veya birileri olmadı, her yerden ilham alabiliyoruz, illa şunun peşinden gidiyorum gibi bir şey söylemek olmaz. Sokakta gördüğüm şeylerden ilham aldım, insanlar beni bazı şeyler yapmaya yönlendirdi. Kendimi sinemadan da besledim. Hikayem tam olarak şurada başladı diyebileceğim, net olarak hatırladığım bir olay yok ama yaklaşık 14 yıl önce Afyon’a gitmiştim, orada bir kaplıcada kalmıştım. O kaplıcada bir adamı çekmiştim. Tabii o zamanlar bunu Nokia’nın 3650 modelli telefonuyla yapmıştım. Sanırım bu olabilir. O zamandan beri de devam ediyorum gezintilerime ve çekimlerime.

Bana kalırsa videolarının insanı hipnoz eden bir yanı var. Sence videolarının hangi özelliği insanları çekiyor olabilir? Bu kadar ilgi görmelerini, sevilmelerini neye bağlıyorsun?

Teknik bir kaygı gütmüyorum. Sadece hissiyatlara odaklanıyorum. O insanların duygularını, yaşantılarını, uğraşlarını bütün doğallığıyla yansıtıyorum. Çok fazla insan gördüğüm ve tanıdığım için bunu kolaylıkla yapabildiğimi söyleyebilirim. Bunun sonucunda da ortaya güzel görüntüler çıkıyor. Bence bu kadar ilgi görmelerinin nedeni doğallık olmalı.

Pek çok insanın girmeye korkacağı İstanbul varoşlarına girip, oradaki insanları ve yaşayışı bütün gerçekliği ve çıplaklığı ile yansıtıyorsun. İnsanlar onların böylesi doğal hallerine hatta mahremiyetlerine şahitlik etmene ve dahası onları kayda alarak ölümsüzleştirmene nasıl müsaade ediyorlar?

Mesela Tarlabaşı diyelim, Tarlabaşı’nda ben 7 sene yaşadım. Ve oradaki insanlarla iletişim halindeyim hep. Çay ocaklarına gider çay içerim, lokantalarına giderim yemek yerim. İnsanlar aslında sıcak, yani sen ne kadar sıcaklık gösteriyorsan o kadar sıcaklar. Korkuların varsa da belli etmeyecek, görmezden geleceksin sadece iletişim kuracaksın. Orada bir kültür var. Kürt, Afgan, Suriyeli, Kenyalı hepsi orada. Birçok milletten insanlar orada bir aile gibi yaşıyorlar. Ben de bu aile yaşantısına yaklaşıyorum, onlarla konuşuyorum. Açıkçası hiçbir korku da hissetmedim bu zamana kadar.

Fotoğrafını çekmek veya videoya almak istediğim insanlarla konuşuyorum, onları hissetmeye, görmeye çalışıyorum. İnsanları bir obje gibi kullanmıyorum. Onlara “çok güzelsiniz, sizin fotoğrafınızı ya da videonuzu çekebilir miyim?” diye soruyorum. Onlar da genellikle ne için kullanacağımı soruyorlar, İnstagram’da paylaşacağımı söylüyorum. Müsaade ediyorlar. Tamamen yaklaşımla ilgili. Bazı uzaktan çekimlerde habersizce kayda aldığım insanlar da oluyor tabii. Bazen çektiğim ve paylaştığım kişiler bana ulaşıp neden kendilerini çektiğimi sorabiliyorlar, silmemi isteyenler de oluyor ama bu çok az bir kısmı oluşturuyor.

Çekim yaparken karşılaştığın zorluklar veya gülünç hadiseler oluyor mu? Hatırladığın en ilginç veya en komik anın nedir mesela?

Elbette oluyor. Genellikle başıma ilginç olaylar geliyor. Bir gün sokakta şişe toplayan bir adamla sohbet ettik ve onun fotoğrafını çekmiştim. O adamın yakınları bana ulaştı, onu nerde gördüğümü sordular. Yaklaşık 10 yıldır kendisinden haber alamadıklarını, öldü sandıklarını söylediler. Sanıyorum adam onlardan ayrılmış, sokakta yaşamayı tercih etmiş. Ailesi perişan ama gördüğüm kadarıyla adam sokakta mutluydu. Ve sanıyorum adama hala ulaşamadılar. Bir keresinde de Eminönü’nde Demirtaş Han’da bir adamın uzaktan fotoğrafını çekmiştim. Adam meğer polis tarafından aranan biriymiş. Beni kolumdan tutup bir odaya çektiler. Kim olduğum, polis olup olmadığımla ilgili sorguya çekildim. Korkmuştum ama bir yandan da komik bir olaydı.

İstanbul’un kenar mahallelerini videoların dışında senden dinlemek istesek bize sendeki İstanbul’u nasıl anlatırsın?

Bendeki İstanbul mahalleleriyle var. Çocukların sokakta oynayabildikleri, mahallenin bakkalından alışveriş yaptıkları, berberinde saç tıraşı oldukları, insanların evlerinin önünde çay içtikleri, selamın geçerli olduğu, tarihiyle var olan bir İstanbul bendeki. Mahalle kültürünün devam ettiği, doğal yerler benim için çok kıymetli.

Video ve fotoğraflarını bir bakıma unutulmaya yüz tutmuş değerlerin ve görmezden gelinen gerçeklerin tarihe düşülen notları olarak görebilir miyiz?

Görebiliriz evet. Ben 87 doğumluyum, çocukluğumu olması gerektiği gibi güzel yaşayabildiğimi söyleyebilirim. Çocukların hala saklambaç oynadığı, taşlardan kale yaptıkları ya da kağıttan külahlar yaparak uzun ince borularla üfledikleri zamanları bugün tekrar görebiliyor olmak bunlarla büyüyen ve bunların kaybedilmiş değerler olduğunu düşünen biri için oldukça kıymetli ve kaydetmeye değer. Arkadaşlık, komşuculuk, esnaflık ilişkileriyle özlemekte olduğum bir kültür var. O kültürü göstermek, yansıtmak ve belki devam ettirilebilmesinde bir katkım olacak olması hoşuma gidiyor. Video ve fotoğraflarımın seneler sonra daha iyi anlaşılıp değer kazanacağını düşünüyorum.

Zamanının ne kadarını bu işe harcıyorsun ve bu işle uğraşmanın en keyifli yanı nedir sana göre?

Zamanımı bir işle uğraş halinde geçirmiyorum. Sadece yaşıyorum, sokağa çıkıyorum ve geziyorum. Bunu her gün yapıyorum. Her gün mutlaka bir şeyler çekiyorum. Öyle bir hesap hiç yapmadım. Şu sıralar ise Gain isimli bir medya şirketi için “Türkiye’nin İnsanları” adı altında kısa insan hikayeleri çekiyorum. Bu işle uğraşmanın en keyifli yanı anları yakalamak, kaydetmek. O anları ölümsüzleştiriyor olmak. Çektiğim şeyleri hep izlerim. Arşivlerimi hep karıştırırım. Hatırlıyor olmak, kaydettiklerine bakıp o anları tekrar yaşamak ve hissetmek güzel.

Bu zamana kadar uğrayıp çekim yaptığın yerlerden en çok nerenin senin için ayrı bir değeri oldu? Ve bir de “çektiklerim arasında en çok sevdiğim budur” dediğin bir işin var mı?

Fethiye’de Kayaköy isimli bir yer var. Oranın enerjisini, atmosferini gerçekten çok seviyorum. Orada çektiğim insanların her birinin ayrı hikayeleri var.

Arkadaşım Elif ile Tarlabaşı’nda yaptığımız bir çekimi tamamlamak için bir eve uğramıştık. Öncelerde kendimce erzak yardımında bulunduğum mülteci bir ailenin eviydi. O evde, ailenin yemek hazırlığıyla uğraştığı sırada Elif’in fotoğrafını çektim. Çok doğal bir andı. Evin atmosferi ve Elif çok bütünleşmiş görünüyordu. O fotoğrafı çektiklerim arasında en sevdiğim olarak nitelendirebiliriz.

Çektiğin bir videonun hakkında “tamamdır” diyebilmen için tam olarak neye veya nelere sahip olması gerekiyor?

Her şeyden önce doğal olması gerekiyor. Bazı arkadaşlarım onları da çekmemi istiyorlar ama bu model çekimi değil ki, o an hissettiğim şeyleri çekmeliyim. Hissetmediğim hiçbir şeyi çekmiyorum.

Yaptığın işe dair fikirlerini veya onayını aldığın biri ya da birileri var mı? Eleştiri aldığın insanlar oluyor mu?

Danıştığım, onay aldığım kimse yok ama aileme, sevdiklerime fikirlerini soruyorum. Beğenilerini sorguluyorum. Olumsuz eleştiren insanlar da elbette oluyor. “Neden ülkemizi böyle tanıtıyorsun?”, “neden hep hiç bilmediğimiz yerleri çekiyorsun?” gibi üzücü sorular alıyorum mesela. Halbuki o yerleri ve insanları neden yadırgayalım ki? O insanlar her yerdeler.

Video içeriklerin rastlantısal olarak o an mı oluşuyor yoksa gittiğin yerlere öncesinde kafanda oluşturduğun bir kurguyla gidip ona uygun görüntüler mi yakalamaya çalışıyorsun?

Tamamen rastlantısal oluşuyor. Planlı olan her şeyin peşinden gittiğim duyguyu bozacağını düşünüyorum. Bu yüzden çektiğim bir videonun tekrarı bir daha mümkün olmuyor. İşbirliği ürünleri olan reklam çekimleri haricinde kurgusal hiçbir video çekmiyorum.

Videolarında insan ögesini ve insana dair anlatımları görüyoruz. Sence insan neden fotoğraf veya video ile kayıt altına alınması gereken bir varlık?

Kendimizi anlamak ve tanımak için insanı anlamamız gerektiğini düşünüyorum. İnsanın kendini anlaması sonsuz bir ihtiyaç. Dolayısıyla insana ait durumları, anları, enerjiyi ve o havayı bütün doğallığıyla hep ölümsüzleştirilmeye değer buluyorum. Hissettirdiklerini hep hatırlanmaya değer buluyorum.

Mevcut ekipmanlarını bizimle paylaşır mısın?

Sadece iPhone 12 Pro Max kullanıyorum. Başka hiçbir ekipman kullanmıyorum. Gain medyadaki iş için yapımcım gimbal aldı mesela ama kullanmıyorum. Elimle daha iyi çektiğimi düşünüyorum.

Kendini tekrarlama konusunda tereddütlerin var mı?

Herhangi bir tereddüt ve kaygı taşımıyorum. Bir gün başka şeylere karşı ilgi duyabilirim ya da başka bir duygunun peşinden gidebilirim ancak her zaman önemli olan hissiyatlar olacaktır. Bu yüzden yaptığım şeyin hiçbir zaman kendini tekrar eden bir şey haline
dönüşmeyeceğini düşünüyorum.

Seni daha uzun soluklu işlerle de göreceğiz gibi duruyor. En azından seni takip eden insanlar bu beklenti içindeler. Bir film çekmeyi düşünüyor musun? Ya da uğraştığın alanda gerçekleştirmek istediğin bir hayalin var mı?

Bir hayalim şu anlık yok. Film çekmek elbette benim için güzel olabilir ancak kendime bir hedef koymuyorum. İleride ne olur bilmiyorum, zaman gösterecek her şeyi.

Bu alana ilgi duyan ve bir şeyler üretmek isteyen insanlara tavsiyelerin neler olur?

Kendimizi dinlememiz gerekiyor, kalbimizi, duygularımızı… Kendilerini bulmalarını, bu uğurda harekete geçmelerini ve sakin olmalarını tavsiye ederim. Teknik bilgiler ve okullarda bize öğretilen kalıplardan sıyrılıp kendilerini buldukları ve sevdikleri şeylerin peşinden gitmelerini isterim. Sabit arkadaş ve aile çevrelerinden biraz uzaklaşıp, onlara göre şekillenmeden, yönlendirilmeden bir şeyler yapmaya başlamaları gerekiyor. Yeni insanlar tanımalarını öneririm. Çok gezmelerini çok isterim. Gezerek kendimizi buluyoruz.

Son olarak eklemek istediğin bir şeyler var mı?

Bana yer ayırdığınız için çok teşekkür ederim.

Ben Gazete Sanat ailesi adına değerli vaktini ayırdığın için sana teşekkür ediyorum Sevgili Dinçer.

Dinçer İşgel’in birbirinden değerli paylaşımlarını @dincerisgel Instagram hesabından takip edebilirsiniz.
Sevgiler…


5 Yorum

  1. Mehmet Çoban Mehmet Çoban 20/02/2021

    Muhteşem bir röportaj olmuş emeğinize sağlık. Dinçer işgel’in bir videosunu izleyip ilham aldım sayesinde bende İzmir’de videolar çekmeye başladım ve küçük güzel bir kitle oluştu sizlerin huzurunda kendisine çok teşekkür ederim 🙌🏻 İnstagram kullanıcı adım @mhmtcoban videolarıma bakabilirsiniz şimdiden çok teşekkür ederim 🙏🏻

  2. Elif Şencan Elif Şencan 20/02/2021

    Güzel bir yüreği var. Yayınladığı fotoğraflar nerde çekiyor bilginiz varmı?

  3. İlayda Mutlu İlayda Mutlu 20/02/2021

    Yaptığı işleri çok beğenerek takip ediyorum,insanın içini ısıtan videolar hazırlıyor.Hep merak ettiğim soruların cevabını da buldum bu röportajda.Ben de İstanbul’da yaşıyorum ve İstanbul’u keşfetmeyi seviyorum.Umarım bir gün Dinçer abiyle beraber gezme fırsatımız olur.

  4. Burak Burak 21/02/2021

    İnanılmaz güzel fotolar , muhteşem güzel videolar çekiyor.

    Resmen varoşların sanatçısı….

    Hayranız…

  5. İrfan Güney İrfan Güney 26/02/2021

    Fotoğraflar tek kelimeyle hem çok doğal hem de çok güzel, emeklerinize sağlık bu röportajda bir çok cevabı bulabildim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir