İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Ebru Elver: Sanattan anlamayan onca insanın arasında gerçek bir sanatçı olmaya gayret ettim yıllarca.


Başarılı bir müzisyen olduğunuzu biliyoruz ama sizden de kendinizi dinleyebilir miyiz?

Müzisyen bir ailenin kızı olarak 1980 yılında Beyoğlu’nda doğup büyüdüm. Müziğe olan ilgim küçük yaşlarda başladı. İTÜ Türk Musikisi Devlet Konservatuvarı’nı kazandım ancak ailem müzisyen olmama sıcak bakmadığı için gidemedim ve virtüözleri örnek alarak kendimi tamamen müziğe adadım. 2000 yılında profesyonel olarak şarkı söylemeye başladım. 2006 yılında içerisinde kendi bestelerimin de yer aldığı, Rec By Saatchi etiketli ilk albümüm “Paranoyak” çıktı. Pop, elektronik dans ve house müzik öğeleri taşıyan ve türünün öncülerinden bir tanesi olarak kabul edilen albüm çok beğenildi. Sonraki yıllarda Onur Mete (2008), Bülent Özdemir (2010), Ercüment Vural gibi isimlerle “Duo Sahne Projeleri” gerçekleştirdim. 2012 yılında Kekeva Plak etiketli, tüm söz ve bestelerin kendime ait olan“İz” albümüm çıktı. Bu albümde Akdeniz ve Flamenko ezgileri de yer aldı. Mükemmel diye bir şey yoktur ama elinden gelenin en iyisi vardır diye düşünürüm hep. Elimden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyorum. İyi şarkı söylemeye ve iyi şarkılar yazmaya çalışıyorum. Benim için en büyük çıta kendini gerçekleştirmektir.

Sesiniz gerçekten olağanüstü. Sizi müziğe yönlendiren birileri var mıydı?

Babam ve kardeşlerim müzisyen, lakin babam müzik piyasasının zorluklarını ve kirliliklerini çok iyi bildiğinden hiçbir zaman müzisyen olmamı tasvip etmedi ama yanıldığı bir şey vardı, ben müzisyen doğmuştum. Kendi kendime yolumu buldum. yönlendiren birileri olmadı.

Müzik tutkunuzu nasıl ifade edersiniz?

Ya müzisyen doğarsınız ya da müzisyen doğmazsınız, sonradan müzisyen olunmaz. bu bir genetik, bir kader ve bir yoldur. İçinde aşk varsa yarattığınız şeyin adı sanat olur.

Müzisyen bir aileden geliyorsunuz, siz de çok başarılı bir müzisyensiniz. Sizce sanat yeteneği genlerden mi geliyor?

Az öncede bahsettiğim gibi çok büyük bir oranı genetiktir. Bu yolu seçmek ise sevda işidir.

Hem söylüyorsunuz hem şarkı yazıyorsunuz. Sizin kaleminizden çıkan birçok popüler şarkı var. Kimlerle çalışıyorsunuz?

Şarkılarımın ruhundan anlayan herkese kapım açıktır. Hisseden ve hissettiren herkesle şarkılarımı paylaşabilirim. En son şarkı verdiğim isimleri soracak olursanız, Bengü, Tuğba Yurt, Ceylan, Mahsun Kırmızıgül.

Şarkı sözü yazarken ilham kaynağınız nedir, nasıl çıkıyor o sözler?

İlham kaynağım elbette yüce Rabbimdir. Onun sanatını izlerim her an her yerde. O’nun sanatını izledikçe hayrete, sonra da sevdaya düşerim, dökülür birer birer sözler, melodiler.

Şu aralar neler yapıyorsunuz, yeni projeler var mı? Olmak istediğiniz yerde misiniz?

Projeler yaratıyorum ve hayata geçiriyorum. Son çalışmam sözü müziği bana ait olan arabesk bir single. Klip çekmek üzereyim bu projeye. Bir kitap yazdım ve bitirdim, yakında sizler ile buluşacak. Tüm gerçek hayatım, biraz tasavvuf biraz kişisel gelişim üzerine. İnternet için 4 şarkımı projelendiriyorum bir yandan, yakında paylaşmaya başlayacağım. Olmak istediğiniz yerde misiniz sorusuna cevabım ise ilginçtir, beni sevenler, fanlar sorup dururlar. Olman gereken yerde değilsin, sen daha iyi yerleri hakediyorsun diye. Daha iyi yerler dediğiniz popülerizm, içi bomboş bir cehennemdir benim için. Bedelleri, tuzakları, şeytanilikleri, hırsları bitmeyen bir cehennemdir. Şimdi bu soruyu cevaplarken düşünüyorum da ben olmak istediğim yeri yarattım zaten, doğruluk yolundan ayrılmadan, kendi gücümle yalnız başıma yaratabileceğim en güzel duruşu yarattım ben. Sanattan anlamayan onca insanın arasında gerçek bir sanatçı olmaya gayret ettim yıllarca. Ben özgürüm, ben rabbimle beraberim, ben sevgi ve rahman tarafında saf tutuyorum. Ben olmak istediğim yerdeyim…

Türkiye’de müzik sektörünü nasıl değerlendirirsiniz?

Türkçe müzik benim için Onno Tunç’un ölümü ile sona ermiştir. Günümüzde ki müziğin %80’i ise 440 hz yani ne yazıkki şeytani sistemin frekansıdır. araştırıp okuyabilirsiniz. Sadece 80’ler ve 90’lar dinliyorum türkçe olarak. Yani müziğin müzik, sözlerin söz, aranjelerin aranje, armonilerin armoni olduğu zamanların müziklerini…

Salgın hastalıkla beraber müzik sektörü de en çok etkilenen sektörler arasında yer aldı. Sizce bunla ilgili bir çözüm öneriniz olabilir mi?

Her tatsız hadisede ilk etkilenen sektör müzik sektörüdür zaten. Eğlence sektörü ve gıda gibi değildir, lükstür insanoğlu için. İnsanoğlunu tamamen dijital dünyaya sürüklüyorlar. Artık her şey internet oldu maalesef. Her şeyin ruhunu öldürüp dijitalleştirdiler, yani bizleri robota dönüştürdüler esasında. Kaliteli işler elbette var lakin fenomenler, bloggerler, youtuberlar, o kadar kirli ki internet platformu, sanat bitti ve bambaşka kirli bir furya başladı. Kendini ünlü olmayınca değersiz hisseden ve youtuber olmaya karar veren içleri bomboş insanlar türedi. Bunun çözümü, gerçek sanatçıların ve konuştuğunda dolu ve faydalı konuşan insanların, aynaların çoğalmasıdır.

Röportaj: Selen Filiz


İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir