İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Gülhan Özer Diyarbekirli: İleriye yönelik tek planım nefesim yettiği sürece resim yapmak


“Deneysel resimler yapmayı seviyorum. Görsellik evresine ulaşmadan önce zihnin süzgecinden geçip duyguyla yoğurulan resimlere ulaşmayı hedeflediğimi söyleyebilirim” diyen başarılı ressam Gülhan Özer Diyarbekirli ile resim sanatı ve yaşama dair güzel bir sohbet gerçekleştirdik.

Röportaj: Mine Alpan

  • Resme başlama hikâyenizi anlatır mısınız?

Okumayı yazmayı bilmediğim yaşlarda gördüğüm her nesnenin resmini çizmeye çalışarak aslında sanata ilk minik adımlarımı atmışım. Sözcüklere sığınmaksızın plastik değerleri kullanarak kendimi ifade etmenin konforunu bugün bile yaşadığımı söyleyebilirim. Aslında Fransız Dili Öğretmenliği mezunuyum; ancak çocukluğumdan itibaren sanatçı bir ağabeyin evdeki varlığından çok etkilendiğim gerçeği, onun yönlendirmeleri ve özendirmeleriyle resimle bağımı neredeyse kesintisiz olarak devam ettirdim. Burhan Özer Resim Atölyesi’nde devam eden resim eğitimimden dolayı da uzun yıllara dayanan bir usta-çırak ilişkisinden söz etmek mümkün. Bu nedenle Burhan Özer ekolünden geldiğimi söylemek çok da yanlış olmaz. Sonuç itibariyle bir jüri üyeliği, üç solo sergi ve pek çok karma sergide resimlerimle yer alarak sanatta var olmaya çalıyorum.

  • Sizce resim yapabilme yeteneği sonradan kazanılabilir mi yani eğitimle bu yetenek elde edilebilir mi?

İnsanın kendi içindeki potansiyeli çoğaltıp bunu yansıtabilecek motivasyon ve yeterliliğe sahip olmasıyla alakalı biraz. Yaşanılan zaman ve mekanın farkındalığıyla insan odaklı gözlemler, düzenli ve istikrarlı çizimler, boyamalar yapmaktan geri durmazsa yani uzun soluklu ve kesintisiz yapılan sanatsal sürece bir de ruh kırıntılarını serpiştirmeyi başarabilirse ilerlemenin kaçınılmaz olacağını düşünüyorum.

İNSANIN RUH HALLERİNİ ANLATMAYA ÇALIŞMAK ÇOK BÜYÜLEYİCİ BİR SÜREÇ BENİM İÇİN

  • Eserlerinizde ne tür konuları işliyorsunuz?

Resim yapmak benim için doğayla, insanla ve Tanrı’yla olan bağımı deklare etmenin en sanatsal yolu diyebilirim. Bir nevi meditasyon, rehabilitasyon ya da adına her ne denilebilirse o. Bu nedenle o zaman dilimi içindeki ruh halimi en iyi ifade edebilecek ya da şifalandıracağına inandığım konuları seçtiğimi söylemek yanlış olmaz aslında; ama konularım daha çok “insan”  teması etrafında yoğunlaşıyor. İnsanın ruh hallerini anlatmaya çalışmak çok büyüleyici bir süreç benim için. Onun dışında natürmort ve peyzaj resimleri de yapıyorum. Peyzajlarımda temamın çoğunluğunun İstanbul olduğunu söyleyebilirim.

  • Bundan sonraki resim çalıșmalarınız için bir konu tasarladınız mı?

Deneysel resimler yapmayı seviyorum. Görsellik evresine ulaşmadan önce zihnin süzgecinden geçip duyguyla yoğurulan resimlere ulaşmayı hedeflediğimi söyleyebilim. Bu kıvama ulaşması için de belli aşamalardan geçmek gerekiyor. Şu sıralar böyle bir süreç içerisinde yol alma çabasındayım. Mitolojik figürler gibi algılanabilen; ancak özünde kadın imgesiyle insanı ve insanın dünyevi ve ilahi yanını, aidiyetini sorgulayan bunu yapmaya çalışırken gerçekle düş arasında lirik bir üslupla plastik öğelerle zengin bir anlatım kullanma çabasındayım. Zaten resim yapmak dediğimiz olay insanın dış dünya ile düş dünyası arasındaki birikimlerini somutlaştırarak dışa vurmaktan başka bir şey değil. Bu eylem sırasında görülen dış dünya kadar düşler, fanteziler de önemli bir rol oynar. Sanatçı bu iki farklı dünyanın birleşiminden yola çıkarak kendi özgün dilini oluşturur. Benim yapmaya çalıştığım da aynen bu.

BİR ESERDE SANATÇININ RUH PARÇACIKLARINI GÖREBİLİYORSANIZ O ESER AŞKINLIK İÇERİYOR DEMEKTİR

  • Resmin, sizce insan üzerinde aşkınlığı ifade eden bir boyutu var mı?

İnsan, doğası gereği yaratıcısından bağımsız değildir.  Dolayısıyla yaratım sürecinde kullandığı materyal ister kil olsun, ister boya ya da sözcükler olsun sonuç değişmez. İnsan’ın yarattığı her şeyde insanın yaratıcısının izleri mevcuttur. Bir eserde sanatçının ruh parçacıklarını görebiliyorsanız o eser aşkınlık içeriyor demektir.

  • Hayat felsefeniz nedir?

Şems-i Tebriz’inin de dediği gibi;

“Her şey ve herkes görünmez iplerle birbirine bağlıdır. Sakın kimsenin ahını alma; bir başkasının, hele hele senden zayıf olanın canını yakma. Unutma ki dünyanın öte ucunda tek bir insanın kederi, tüm insanlığı mutsuz edebilir. Ve bir kişinin saadeti, herkesin yüzünü güldürebilir.”

Özetle “insan” olabilme yolunda ne kadar yol kat edebilirime odaklanarak tekamül ederken ardımda da güzel izler bırakma derdinde olduğumu söyleyebilirim.

  • İleriye dönük planlarınız nelerdir?  

İleriye yönelik tek planım nefesim yettiği sürece resim yapmak ; çünkü hayatın planı çoğu zaman daha yaratıcı oluyor.


Bir yorum

  1. A. Celal BİNZET A. Celal BİNZET 01/12/2021

    Sevgili Gülhan,
    Söyleşindeki sözlerini okuyunca sanata ilişkin bir yolda ilerlemenin anahtarlarını gördüm orada. Senin de değindiğin gibi sanat oldukça uzun bir süreç. Daha doğrusu yaşamın ta kendisi. Onunla düşünmek, onu yorumlamak ve yansıtmak hep birbirinin içine geçmiş eylemlerdir. Eski bir sözde dillendirildiği gibi “Ars longa, vita brevis.” Hele suluboyanın dikkat isteyen, disiplinli çalışma sistemi içinde güzeli yakalamanın ne denli zor bir iş olduğu bilinmez değil. İzlediğim çalışmalarında senin bu güç sürecin üstesinden geldiğini görüyorum. Başarı dileklerimle..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir