Press "Enter" to skip to content

Ressam Gülistan Kaya Yabanıl Kadın Portrelerini ve Sanatını Anlatıyor

“Neden her zaman bilinen, merkez figürlerle röportaj yapılır? Neden lokal olanlarla da konuşulmaz? Lokal onlarca yetenek varken!” gibi sorular soruyordum kendime. Cevabı bulmam da uzun sürmedi. Sosyal medya illüstratörden ressama, yazardan müzisyene kadar envaiçeşit sanat disiplinindeki isme kolayca ulaşmak açısından ne de hoş. Ben de öyle yaptım. İşlerini uzun zamandır takip ettiğim, genç ve yetenekli bir ressamla, Gülistan Kaya ile sanatını, ressamlığı, işlerini ve çok daha fazlasını konuştum. Gülistan portre çalışan bir ressam. Ve daha çok yabanıl ortamların içerisinde yer edinen kadınların portrelerini çiziyor. Söyleşimizi aşağıya inerek okuyabilirsiniz.

Gülistan merhaba. Önce bize kendinden etraflıca bahseder misin? Nerede, ne zaman doğdun? Ne tür eğitimler aldın?

Merhaba. Ben 1995 yılında Edirne’de doğdum. İlköğretim başlangıcından lise bitimine kadar da İstanbul’da yaşadım. Karadeniz Teknik Üniversitesi Harita Mühendisliği’ni bitirdim. Hemen ardından Güzel Sanatlar sınavlarına girdim. Şu anda Ordu Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü’nde okuyorum.

Resme olan yatkınlık ve yetkinliğini ne zaman, nasıl keşfettin?

Çocukluktan beri bir şeyler yaratmaya ve resim yapmaya ilgim vardı. Fakat aldığım eğitim o yönde olmamıştı. Harita Mühendisliği son sınıfta iken asıl isteğim ve hedefimin sanatçı olmak olduğunda karar kıldım. Ve bu yönde bir eğitim almaya başladım.

Plath’in aynasından

Ben girişte biraz tarif ettim ama bilmiyorum doğru mu; bugün sanatını nasıl tarif edersin?

Ben figüratif resimler yapıyorum. Malzeme olarak tuval üzerine yağlı boya veya akrilik boya tercih ediyorum.  Resimlerimdeki figürler ve bitkileri yaratırken -özellikle son dönem çalışmalarımda- ara formlar yaratma çabasındayım. Figürlerimle biçimsel olarak oynamayı, bozmayı seviyorum. Kompozisyonlarımda figürleri, bitkileri ve diğer ögeleri iç veya dış mekanda konumlandırarak kurguluyorum genelde. Figürlerin izleyiciyle göz göze gelmesine dikkat ediyorum zaman zaman. Bu yolla resmin o durgun, edilgen doğasını kırmaya çalışıyorum.

Kadın portrelerinde gördüğümüz doğa motiflerini, diğer işlerinde tek başlarına bir manzara olarak da görebiliyoruz. Ve ilk bakışta mistik bir hava da alıyorum şahsen bunlardan. Sembolizmden yararlanıyor musun?

Evet iç ve dış mekanlarda mekanın parçası olarak ele aldığım bitkileri kimi zaman bir ‘’bitki portresi’’ olarak ortaya koymaya çalışıyorum. Ve genelde bitkileri yakın planda resmediyorum. Onların vahşi ve yırtıcı yanlarına odaklanmayı seviyorum. Sembolist yazar ve ressamlar beni etkiliyor diyebilirim. Örneğin Baudelaire’in ‘’Kötülük Çiçekleri’’ kitabı bir serimin ismi olacak kadar etkilemişti beni. Bununla birlikte Arnold Böcklin, Gustave Moreau, Odilon Redon gibi sembolist ressamların işlerini de çok seviyorum. Sembolizmin yanında mitolojiden, efsanelerden, ana tanrıça kültünden de besleniyorum.

Resimlerinde toplumsal rolleri, cinsiyetleri sorgulayan kompozisyonlar da var sanıyorum.

Evet resimlerimde stereotiplere ve bunlar üzerinden toplum tarafından oluşturulan kalıplaşmış sözlere ironik yaklaşıyorum. Geleneksel kodları  irdeliyorum.  Meydan okuyan figürler oluşturmak da bunun bir parçası diyebilirim. Fakat şu sıralar daha çok özbenlik algısı, kimliğin ve benliğin inşasında toplum ve kültürün etkisi özelinde işler üretiyorum. Ve buna bağlı olarak da yeni imgeler girdi resimlerime. Öznel deneyimlerimin de etkisiyle otoportreler üretiyorum daha çok.

Öteki mithosu

Senin sevdiğin ressamlar, dönemler hangileri?

Aslında her dönemden bağ kurduğum sanatçılar var, diyebilirim. Örneğin Rönesans’ta Bosch’un sanatı ve henüz o dönemde kendi imgelemini inşa etmiş olması beni büyülüyor gerçekten. Barok Dönemi’nde Artemisa Gentileschi ve Velazquez beni etkileyen sanatçılardan. Modern sanattan Francis Bacon’ın resimlerini çok seviyorum. Yine modern sanattan Fahrelnissa Zeid’in çok çeşitli zengin üslubunu derin ve güçlü buluyorum.

Bugün resim tarihi üzerine güncel kaynaklar mı eski kitaplar mı daha başarılı sence? Mesela bende Kültür Bakanlığı Yayınları’ndan çıkan bir “Rönesans Sanatı” kitabı var ve Rönesans’ı daha çok resim üzerinden anlatıyor ama 1979 basımı.

Faydalandığım kaynaklar açısından değerlendirecek olursam eski kaynaklar ve eski kaynakların derlenmiş hallerini resim üzerinden de incelemek, desen öğrenmek açısından öğretici olabiliyor. Bunun yanında yerli ve yabancı güncel  sanat tarihi yayınları da öğrenme sürecimde etkili ve faydalı oldu, diyebilirim.

Sen doğal ortam açısından da zengin bir yerde, Ordu’da yaşıyorsun. Sanırım bitkilerle, tabiatla, doğayla büyükşehirdekilere kıyasla daha fazla iç içesin.

Evet. Tabii, sanatla uğraşanların nerede olursa olsun duyarlılıkla gözlem yapması önemli. Tabii ki tabiatta ilgimi çeken bir şeylerle karşılaşıyorum.Fakat, daha çok buralarda da bulunmayan egzotik bitkiler ilgimi çekiyor. Ve tüm bunlardan faydalanarak doğada karşılığı olmayan formlar yaratma peşindeyim.

Endemik

Resim sergin oldu mu? Ya da böyle bir plan programın da var mı?

Daha çok bir şeyler ortaya çıkarma ihtiyacıyla hareket edince bu ihtiyaç, sürekli üretime dönüşüp kendini buluyor. Bu üretme temposu içinde kişisel sergi planım olmamıştı. Fakat işler kendini bulmaya ve birikmeye başladıkça paylaşma motivasyonu da olmuyor değil. Bu sebeple ileride bir sergi düşünüyorum.

Şu anda neler yapıyor, çalışmalarını nerede sürdürüyorsun?

Çalışmalarımı kendi atölyemde sürdürüyorum. Tuvalin yanı sıra kağıt işler, kolajlar ve seramikle de üretim yapıyorum. Kullandığım malzemeleri çeşitlendirmeye çalışıyorum. Yeni şeyler deniyorum. Araştırma ve eskizler yapıyorum şu sıralar.

Son olarak; eklemek istediklerini alabilir miyim?

Keyifli bir söyleşiydi. Teşekkür ederim.

One Comment

  1. Filiz acuner Filiz acuner 15/09/2020

    Canım arkadaşım. Senınle gurur duyuyorum 💖

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *