İkinci Yeni Şiiri; Masadan İpin Ucunu Yakalamak | GAZETE SANAT İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

İkinci Yeni Şiiri; Masadan İpin Ucunu Yakalamak

1950’lerde ortaya çıkan İkinci Yeni şiir anlayışı, Türk Edebiyatı içerisinde belki de planlanmayan tek edebi harekettir. Türk aydınlarının 1940-45 yıllarında yaşadığı buhranın etkilerini İkinci Yeni şiirinde görmekteyiz.Bu şiir anlayışına mensup Edip Cansever, Turgut Uyar, Cemal Süreyya, İlhan Berk, Tomris Uyar, Ece Ayhan gibi isimleri idrak etmek için öncelikle bu şairlerin arkadaş olduğunu bilmek gerekir. Aynı şehirde, aynı dönemde yaşayan bu şairlerin hemen hemen hepsi edebiyat eğitimi almamıştır. Farklı mesleklere sahip olan bu şairleri aynı şiire iten neydi?

Bahsettiğimiz 1940-45 nesli aydınların toplum içerisinde tutunamayan olmaları; düz yazıda Oğuz Atay’ı, nazımda İkinci Yeni’yi oluşturmuştur. Batı kültürü ile doğu kültürü arasında kalan ve aidiyet hissedemeyen aydınlar, kimlik sorununa yenik düşmüşlerdir. Açıklamak gerekirse; batının hızlı, tüketici, sığı, realist ve gri yaşamı, kendi kültürümüzdeki ağır, israfa karşı, duygusal ve kırmızı yaşama terstir. Dolayısıyla bu hızlı ve duygusuz yaşamda tek başına rüzgarda eğilip bükülen çınarlar gibi savrulan edebiyatçılarımız, kendilerini gizlemişlerdir.

Tabiidir ki bu gizleme dille olandır. Dil onlar için bir bulmaca, bir gizli kaçış ve ifadedir. Şairlerimiz birbirine şiir ile mektuplar yazdıkları bir başka deyişle birbirleriyle böyle iletişim kurdukları bilinir. Bunun en önemli nedeni birbirlerini sadece kendileri anlayacağına olan inançlarıdır. Lakin gene de her sanatçının anlaşılmak istemesi kaçınılmaz bir gerçektir. Dolayısıyla bu gerçek; İkinci Yeni şiirini anlamak için şairlerin bıraktıkları ip uçlarıdır. Sık sık pratik yapıp ipin ucunu görebilen okuyucu artık İkinci Yeni şiirini hem kapalı, hem lirik, hem de hayattın içinden bir şiir olduğunu bilir.

İpin Ucu İmge

Yazıda asli amaç, bu şairlerin sanatını nasıl daha anlaşılabilir bir hale getirebileceğimizi tartışmaktır. Nasıl ki Divan şiirinin anahtarını; dönemin kültürü ve mazmunlarını bilmek verirse aynı durum İkinci Yeni için de geçerlidir. Dolayısıyla mazmunun işlevi burada imgenin işlevi ile aynıdır.

İmge: İmage (hayal) kelimesiyle karşılanır. Hayal insanoğlunun bireysel farklılıklarla kurguladığı öznel izdüşümlerdir. Her bireyin yaşadığı deneyimler ile şekillendirdiği zihin yapısı, herhangi bir nesne veya kavram için göstergeler oluşturur. Biz burada şiirde geçen imgeleri metin içerisinde ne ifade edip neye karşılık geleceğinin bulmacasını tamamlamaya çalışırsak doğru anlama en yakın sularda yüzmüş oluruz. İşte bu noktada gizli anlamlar aralanır ve artık şiir okuyucuya karşı anlamsal tamamlanma yaşar.

Cansever’den örnek bir şiir incelemesi yapıp gerisini meraklı okuyuculara bırakmak okuyucular açısından faydalı olacaktır.

MASA DA MASAYMIŞ HA
ADAM YASAMA SEVİNCİ İÇİNDE
MASAYA ANAHTARLARINI KOYDU
BAKIR KASEYE ÇİÇEKLERİ KOYDU
SÜTÜNÜ YUMURTASINI KOYDU
PENCEREDEN GELEN IŞIĞI KOYDU
BİSİKLET SESİNİ ÇIKRIK SESİNİ
EKMEĞİN HAVANIN YUMUŞAKLIĞINI KOYDU
ADAM MASAYA
AKLINDA OLUP BİTENLERİ KOYDU
NE YAPMAK İSTİYORDU HAYATTA
İSTE ONU KOYDU
KİMİ SEVİYORDU KİMİ SEVMİYORDU
ADAM MASAYA ONLARI DA KOYDU
ÜÇ KERE ÜÇ DOKUZ EDERDİ
ADAM KOYDU MASAYA DOKUZU
PENCERE YANINDAYDI GÖKYÜZÜ YANINDA
UZANDI MASAYA SONSUZU KOYDU
BİR BİRA İÇMEK İSTİYORDU KAÇ GÜNDÜR
MASAYA BİRANIN DOKULUSUNU KOYDU
UYKUSUNU KOYDU UYANIKLIĞINI KOYDU
TOKLUĞUNU AÇLIĞINI KOYDU

MASA DA MASAYMIŞ HA
BANA MISIN DEMEDİ BU KADAR YÜKE
BİR İKİ SALLANDI DURDU
ADAM HA BABAM KOYUYORDU.
Edip Cansever

Özellikle İkinci Yeni şiirinin önemli ana damarlarından biri sayılabilecek bu şiir, nasıl olur da aydın kitlesini içeren ve onlara hizmet eden özellikleriyle anılır. Günlük hayatın içinde çalışan herhangi bir adamın hikayesidir bu şiir.

İmge meselesi bu şiirde masa ile karşılanmıştır. İşten dönen biri için yüklerden kurtulduğu, soyunup döküldüğü belki hayatın yükünden kurtulduğu yer, evin masası olarak çizilmiştir. Lakin şiiri İkinci Yeni şiiri yapan unsurlar; adamın günlük nesnelerden ziyade sevdiğini, yaşama sevincini, sonsuzluğu ve en çarpıcısı üç kere üç olan dokuzu koymasıdır.

Şöyle ki; şiirin ilk dizelerinde hayatın yükünü koyan adam bu eyleminin sonucunda iki kavramla karşılaşılaşmaktadır. Birincisi ümidini ve hayatın biten, son bulan yapısı ile karşılaşmasıdır. İkincisi gerçeklik algısını bırakıp tamamen ve düşünmeden kaçmak eylemidir. Bu sebepten masa imgesi; unutmanın kaçmanın rahatlamanın imgesi olmasıyla beraber yabancılaşmaya da sebebiyet veren bir nesne haline evrilmiştir. Masa imgesinin etrafında örülen dokuz, sonsuzluk, hayat, bira, gökyüzü gibi kelimelerin de imgesel anlamları vardır.

İmge yüklü İkinci Yeni şiiri için pencere kavramı; hayata açılan, sosyalleşme ve ümit noktasıdır. Aynı düzlemde gökyüzü kelimesi de bunu destekler. Lakin masaya konulan her bir kavram; hayatı, koşturmacayı ve bunların hepsinden kaçmanın bir yoludur.

Masaya konulan sonsuzluk, hayatın biticiliğini ve sonlanan bir yapı olduğunu vurgularken ümidin de bırakılmasıdır. Anlatım açısından İkinci Yeni şiiri bireysel açılımlara denk düşer. Fakat bu şiirin ne anlattığını, ne için yazıldığını ve kime yazıldığını etkilemez. Bu durum sanatçının kendisiyle muhataplık kurduğu bir noktadır. Her ne kadar kaç gündür bira içmek isteyen bir adamın birasının dökülmesi dar bir kapsam alanını işaret etse de İkinci Yeni şiirinde; insanların isteklerinin körelmesi gibi geniş kapsamlı olağan bir durumun imgesi ve izdüşümüdür.

Paralel açıdan uyku, tokluk, açlık da çok yaygın insani durumlardır ve biranın dökülmesiyle aynı noktayı işaret eder. Hayata karşı isteksiz bir hal alınması masaya konulan dertlerden kurtulmanın da olumsuz bir sonucudur. Tek taraflı düşünmeyen İkinci Yeni şiiri, hayatın birebir içerisinden kesitler sunabilir. Fakat bunu kesin bir gaye olarak da algılamamak yerinde olacaktır. Buradaki önem şiiri anlamak için ipin ucunun yakalanması ve bu durumun imgeden geçmesini iletmektir.

Şimdi bizim de masanın üzerine koyduğumuz İkinci Yeni şiiri, bireysel ve zihinsel özelliğe sahip imgenin açıklanmasıyla anlamlanır. İkinci Yeni şairlerinin her biri yeni bir şiir dili yaratıp hayatı, insanları, toplum düzenini, aşkı, yalnızlığı nasıl gördüklerini okuyucularına anlatmak istediler. Yalnız olduğunu düşünen şairlerimiz birbirlerini yalnızlıkları sayesinde buldular. Türk şiirine hayali, bulmacayı, yaratıcılığı, özgünlüğü, düşünceyi getirmeye veya böyle bir şiir türünün de var olmasını hayal ettiler. Okuyucuyu da şiirin içinde aktif kıldılar. Şairin emeğinin karşılığında İkinci Yeni şiirinden zevk almanın bedeli okuyucunun emeği ile doğru orantılıdır. Dolayısıyla İkinci Yeni şiiri, bugün dahi düşünen ve soran okuyucuları aramaktadır.

Yazan: Çağrı Aytaç

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir