Press "Enter" to skip to content

Kadının Değişmeyen Tarihi

“İnsanlar Medusa’ya doğrudan bakmaya cesaret edebilselerdi ölümcül bir canavar değil de çok güzel bir kadın olduğunu ve kahkaha attığını görürlerdi.” Helena Cixous

Madalyonun bize gösterilen yüzü şudur: Medusa, yılandan saçlarıyla kendisine bakan herkesi taşa çevirerek öldüren gorgon adında bir yaratıktır. Yunancada “gorgon” kelimesinin kökü iğrenç, berbat, korkunç anlamları taşır. Yunan mitolojisinde Medusa’ya yüklenen anlamlar da bunlardır. Yaşadığı topraklardan sürülmüş, başına ödüller koyularak öldürülmeye çalışılmış ve nihayetinde kendisi için hazırlanan sondan kaçamamış bir kadın. Toplum tarafından dışlandığı için onun gerçek hikayesi hiç anlatılmamıştır. Ölümsüzleştirilerek, nesilden nesile aktarılan mit Medusa’nın canavarlığı ve o canavarın öldürülüşüdür.  

Medusa’ya duyulan korku adının ünlenmesini sağlar. Medusa’yı öldürerek şöhrete kavuşma isteği duyan tüm savaşçıların yenilgiye uğraması, Medusa’ya yönelik negatif ilgiyi daha fazla körükler. 

Medusa’nın öldürülüşü ise mitolojiye göre Seriphos kralı Polidektes, yarı tanrı olan Perseus’tan Medusa’nın başını getirmesini istemesiyle başlar. Athena, Perseus’a yardım ederek ona parlak bir kalkan verir ve ona “Gözlerine direkt bakarsan ölürsün, bu kalkanı kullanarak onu öldür” der. Athena’nın dediğini yapan Perseus, Medusa’yı öldürmeyi başarır.

Caravaggio, Medusa adlı eserinde hikayenin tam da bu kısmını konu alır. Caravaggio, Medusa’nın kesilen başının havada savrulduğu sırada Perseus’un parlak kalkanında görüldüğü anı resmetmiştir. Başından kanlar akan Medusa kalkanın yansımasından kendi ölümünü görür. Kafası kesilmesine rağmen bilinçli olarak görülen Medusa’nın yüzünde şaşkınlık ve korku vardır. Yaşam ile ölüm arasındaki o kısa anın hüznü hissedilir. Eseri özel kılan bir başka özellik Medusa resmi için sanatçının kendi yüzünü model olarak kullanmasıdır. Burada Caravaggio’nun ince düşündüğünü kabul etmek gerek. O ölümcül bakışlardan Medusa’nın kendisi olarak korunmaktadır. Ancak tıpkı Medusa’nın kalkanda kendi ölümünü görmesi gibi Caravaggio da esere baktığında kendi ölümünü görür. Medusa doğrudan seyircisine bakmaz. Duyamadığımız ancak görebildiğimiz sessiz bir çığlık atar. Eser seyircisine korku değil, ölümü hissettirir.

Bernini’nin yapmış olduğu Medusa heykeli ise ölümü değil hüznü hissettirir. Sanatçı Medusa’nın kafasının kesildiği o anı yapmayarak, yenilgisini vurgulamamıştır. Bernini, kendisine bakan herkesi taşa çeviren bir canavarı taştan yaratmıştır. Kimi sanat tarihçileri eseri yorumlarken Bernini’nin bu şekilde Medusa’yı cezalandırdığını söyler. Ancak Bernini eserinde çok dramatik bir anı anlatır. Medusa’nın canavara dönüştüğü o anı.

Alışılageldik ve toplum tarafından yaygın olarak bilinen mit burada biter. Daha az bilinen ve anlatılan madalyonun diğer yüzü ise buradan sonra başlar. Medusa, her zaman bir canavar değildir. Güzelliği dillere destan olmuş genç bir kadındır. Athena’nın tapınağında rahibe olan Medusa’nın güzelliği sadece insanların diline dolanmamıştır. Tanrıların da kıskandığı ve aşık olduğu bir güzelliğe sahiptir. Ondan etkilenen Tanrılardan biri de Athena’nın sevgilisi Poseidon’dur. Poseidon, Athena’nın tapınağında Medusa’yı tecavüz eder. Tapınağında böyle bir durumun gerçekleşmesine çok sinirlenen Athena, Medusa’ya cezalandırdır. Onu gorgon adında bir canavara dönüştürdü.

Luciano Garbati, Medusa’nın hiçbir suçu olmadığı halde cezalandırılması ve öldürülmesine üzülerek onun ölümü üzerine yapılan zafer heykel ve resimlerinin tam tersi bir heykel yapar. Bu heykelde zafer Perseus’un değil de Medusa’nındır. Medusa ayakta ve çıplakken, bir elinde kılıç öteki elinde Perseus’un kafasını tutar. Güçlü ve sert bakışlarla seyirciyi büyüler. Medusa’nın çıplaklığı masumiyetine bir göndermedir. Eserde var olan düzenin bir kurbanı değil, o düzeni yıkarak varlığını koruyan bir kadın olarak görülür.

Yunan mitolojisinin “sınırsız hayal gücü” aslında o dönem kadınlarının hayatlarına büyük bir ışık tutar. Antik Yunan’da bir kadın tecavüze uğrarsa çoğu zaman asılırdı. Tecavüzcüsü ise cezalandırılmayabilirdi. Aslında geçmişin çok uzak dönemlerine bakmaya gerek bile yok. Bu mit günümüz kadınlarının hala yaşamakta olduğu bir sorun. Aradan yüzyılların geçmiş olmasına rağmen kapanmayan ama zaten kapatılmak da istemeyen bir yara. Ulaşılamadığı için güzelliğinden iğrenilen her kadının üzücü sonu!

Be First to Comment

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *