İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Kitaplarda Seyahatin Sınırı Yoktur! Peru: İnkaların Günümüze Mirası


Bir yılı aşkın süredir devam eden pandemi nedeniyle evlerimizde çok fazla vakit geçiriyor, seyahat planları yapmaya çekiniyoruz. Aklımız hep gitmek isteyip de gidemediğimiz yerlerde… Sağlıklı günlerin geldiği, hiç tereddüt etmeden bir uçak bileti alıp aklımıza esen yere gidebilmenin hayalleri içinde kayboluyoruz belki de… Oysa kitaplarda seyahatin sınırı yoktur!

133 ülke gezmiş seyyah Serdar Nazım Kölürbaşı’nın Japonya: Modern Bir İmparatorluğun Anatomisi ve Güney Afrika: Kıtanın Gökkuşağı eserlerinin ardından üçüncü kitabı Peru: İnkaların Günümüze Mirası, Küsurat Yayınları etiketiyle raflardaki yerini aldı. Kölürbaşı bu eserinde okurlarının büyülü And Dağları’ndan İnka İmparatorluğu’nun hikâyesine, efsanelerle örülü yollardan Machu Picchu’nun zirvelerinde gezintiye davet ediyor! O halde haydi gelin, hep birlikte Machu Picchu’nun zirvelerini keşfe çıkalım…

Machu Picchu’nun Zirveleri 

“Peru tren yollarına ait panoramik tavanlı tren, pırıl pırıl parlayan rayların üstünde tıkırdayan vagonlarıyla Urubamba nehrinin yosun rengindeki azgın sularının hızına yetişmek istercesine ilerliyordu… Gözlerim yemyeşil vadinin kestane rengi toprağındayken derin düşüncelere dalmış, kendimi âdeta bu ahenkli sarsıntının büyüsüne bırakmıştım. Heyhat, bu toprakların enerjisi buralara ne kadar gelirsem geleyim beni hiç tekdüzeliğe düşürmeden heyecanımı âdeta ilk günkü gibi tutmayı başarıyor. Muhtemelen ünlü İnka İmparatoru Pachacutec de günümüzde tüm gezginleri kendisine mıknatıs gibi çeken bu şehri inşa ettirirken aynı enerjiden etkilenmişti.

İstemsizce dilimden, Pablo Neruda’nın 1943 yılının Ekim ayında dört günlük bir yürüyüş sonrası ulaştığı Machu Picchu’da yazdığı ‘Machu Picchu’nun Zirveleri’ şiirinin Çiğdem Pala tarafından Türkçeye çevrilmiş satırlarından birkaçı dökülüveriyor:

‘Anlat bana her şeyi, zincir zincir,

Halka halka ve birer birer

Yanında taşıdığın bıçakları bile,

Göğsüme ve elime batır

Sarı ışıklı bir nehir gibi,

Gömülmüş jaguarların yattığı bir nehir gibi,

Bırak ağlayayım saatlerce,

Günlerce yıllarca,

Kör çağlarca, yüzyıllarca.

Bana sessizlik, su, umut ver,

Bana mücadele, demir yanardağlar da ver.

Bedenlerini mıknatıs gibi bana yapıştır,

Damarlarıma, ağzıma.

Benim sözlerimle ve kanımla konuş.’

Panoramik tavanıyla tıkırdayarak ilerleyen trenin ulaştığı son nokta olan Aguas Calientes kasabasına tren dışındaki tek ulaşım alternatifi İnka yollarını takip ederek saatlerce yürümek. Bu yüzden gezginlik sıfatlarını Machu Picchu ile taçlandırma hayali kuran birçok gezgin, bu ahenkli tıkırtıyı benim gibi hayatının sonuna kadar hep hatırlayacak.”


İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir