İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Köksal Ekinci: Müziğin gücü BİRliğe açılan kapıdır!

Şarkı yazarı ve müzisyen Köksal Ekinci, kendisini evrenin harmonisini, gökkuşağının renkleri eşliğinde müziğine yansıtmaya gönül vermiş bir müzik tutkunu olarak nitelendiriyor. Müziğin gücünün, sevgiye, aşka, nezakete, mutluluğa ve nihayetinde ‘BİRliğe’ açılan ışıltılı bir kapı olduğuna inanıyor. Arka arkaya çıkarttığı albümleriyle adından söz ettiren, yoğun üretim sürecini sürekli olarak arttırarak sürdüren sanatçı ile yıldızların rehberliği eşliğinde düşündüren parçalarının izini sürdük. 

Aylin Saraçoğlu: İletişimcilikten müziğe yönelmeniz nasıl oldu? 

Köksal Ekinci: Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi mezunuyum. Öğrencilik yıllarımdan bu yana önce TRT, ardından Ankara Üniversitesi Tömer gibi kurumlarda görev yaptım. Sonrasında Kanada Eğitim Merkezi Türkiye Ofisi yöneticiliği geldi. 29 yıl önce yapım-yönetim asistanlığı ile başlayıp ardından pazarlama İletişimi alanında yıllanmış bir profesyonel kariyere sahibim. 

Müziğe yönelmem ise eskilerin hep dediği gibi, anne karnında başladı aslında… Anneciğimin sesi çok güzeldi… Bana hamileyken söylediği tüm şarkılar, türküler, sesler ruhuma işlemiş demek ki… 6 yaşımda ilk bestemi yapmıştım, hala hatırlıyorum, sözünü ve müziğini, hiçbir yerde kayıtlı olmamasına rağmen…

Sonrasında 2004 yılında yapımına başladığım, başka bir ses tarafından seslendirilen şarkılarımın yer aldığı ilk prodüksiyonumla müzikle profesyonelce ilgilenmeye başladım. Kendi şarkılarımı seslendirmeye başlamam ise de 2019 yılında 3 single çalışmasıyla gerçekleşti. 

Çok şükür, pazarlama iletişimi sektöründe övgüler aldığım, başarılarımın somut projelerle hayata geçtiği profesyonel bir kariyer yaptım. Tabi ki çok severek uzunca yıllar bu alanda çalıştım, zaten sevgiyle başlar her şey… Müzik ise hep kalbimde, ruhumda çalmaya devam eden doğal bir varoluş hali benim için, hep de üretim sürecimdeydi… Şimdi, müzisyen yönümü daha da yoğun yaşayıp, aktarmanın ve paylaşmanın zamanı… 

İletişimci yönünüz profesyonel müzik hayatınıza nasıl izler bırakıyor? 

İletişim hayatımızın her anında, her alanında bizimle… Başta kendimizi olmak üzere hayatımızdaki her şeyi iyi anlayıp, iyi aktarabilmek doğru iletişim kurabilme sanatıyla mümkün. Ben kendimi müzikle anlatmayı seçtim. Çünkü ruhumu en iyi yansıtan şey notalar, sözler ve renkler… Zaten doğal akışında yaşadığımız, yapmacıksız, olduğumuz gibi, hissettiklerimizi yansıttığımızda karşımızdaki kişiye de bu yalınlık ışık hızıyla geçiyor… 

Geçtiğimiz haftalarda müzikseverlerle buluşturduğunuz Yeni Dünya / Coxa albümü hakkında bilgi verebilir misiniz? 

Sonbahar için hazırladığım üç şarkıdan oluşan Yeni Dünya / Coxa albümümde retro harekette olan Mars, Saturn, Uranüs ve Pluto gezegenlerinin temalarını içeren şarkılarımı, yayına sundum. 

Yeni Dünya/Coxa şarkısı, her geçen gün bozulmakta olan Dünya’nın ekolojik sosyolojik ve ekonomik yapısının, özellikle pandemi sürecinden sonra yaşanan olaylar üstünden ve kadim zamanlarda önemli mesajları iletmekle görevli olduğu bilinen yıldızlarından biri olan Coxa’nın da temsil ettiği kavramlar ile birlikte “yeniden doğuş” temasını,  benim kendi ruhsal yolculuğumu ve bilinç sıçrayışlarımı samimi, içten bir söz ve melodiyle anlatıyor.

Ayrıca albümde yer alan enstrümantal parça Mavi/Arcturus (Swati) klasik müzik bestelerine göz kırpan modern bir soundun örneği olarak hedeflediğim müzikal açılımları yansıtan bir ilk… 

Albümde yer alan 3 şarkının aranjörlüğünü, son yıllarda adından sıkça söz ettiren başarılı müzisyen İlkay Dinsever yaptı. Mastering ünlü isim Evren Arkman tarafından yapıldı. Albüm videoları, yaratıcı, sıradışı ve ses getiren tasarımlarıyla öne çıkan sanat yönetmeni Anıl Çezik ve Koray Pezukoğlu tarafından tasarlandı.

Daha önceki eserleriniz hangileriydi? 

Dijital platformlardaki ilk üçlemem “Yas”, “Belki” ve “Dünya” 2019’da yayınlanmıştı. 2020’de “Sen Ben Oldun”  ve “Veda” adlı parçalarımla dinleyicilerimle buluştum.

Geçtiğimiz Nisan ve Mayıs aylarında “Venüs” ve “Ay’ın Nefesi” adlı parçalarımı yayınladım. “Güneş’in Kalbi” adlı ilk albümüm de gezegenleri ve yıldızları konu alan üçlemenin, İlk Bahar döneminin tamamlanması oldu. Yaz ayları boyunca yaratımımı artırarak sürdürdüm ve “Suskun Gönül” adlı ikinci albümümü geçtiğimiz aylarda çıkardım. 

Suskun Gönül” albümünüzde efsanevi “Dile Kolay” parçasını da aslına uygun olarak çevirisi yapılan sözlerle “Kalbim’in Şarkısı” ismiyle seslendirerek bir ilke imza attınız. Bu parçanın hikayesini sizden alabilir miyiz? 


“Kalbim’in Şarkısı” benim için ayrı bir önem taşıyor. İlk kez kendi bestelerim dışında bir eser seslendirmiş oldum. İranlı ünlü besteci Faramarz Aslani’nin dillerden düşmeyen “Age Ye Rooz” şarkısını, Shida Çetinkaya tarafından aslına uygun olarak çevirisi yapılan sözlerle seslendirerek bir ilke imza atmaktan dolayı mutluyum. Şarkıyı daha önce Ajda Pekkan ve Deniz Seki, Fikret Şenes sözleriyle yorumlamıştı. 

Herkes gibi büyük bir sevgiyle dinlediğim bu parçanın nostaljik bir önemi de var. Anılarımızı en güzel halleriyle canlandıran, kuşak farkını ortadan kaldıran bu büyülü parçayı dinlerken, içimden bir ses sözlerinin sanki daha farklı olduğunu fısıldıyordu. Fikret Şenes sözleri tabi ki muhteşemdi. Bunun yanında içimdeki sesin, İranlı arkadaşımla yollarımızı birleştirmesiyle “Kalbim’in Şarkısı”na vardım.

Kendinizi ve müziğinizi nasıl nitelendiriyorsunuz? 

Sınıflandırmaları ve kategorileri çok sevmiyorum aslında yine de illa bir müzik türü belirtmek gerekiyorsa, Organik Elektronik veya Astro-Müzik diyebiliriz. 

Ben kendimi evrenin harmonisini, gökkuşağının renkleri eşliğinde müziğine yansıtmaya gönül vermiş bir müzik tutkunu olarak görüyorum. Kalplere ve ruhlara notalarla dokunma arzusu, müziğime yön veriyor. Çünkü müziğin gücünün, sevgiye, aşka, nezakete, mutluluğa ve nihayetinde ‘BİRliğe’ açılan ışıltılı bir kapı olduğuna inanıyorum. 

Astrolojiye olan ilginiz nasıl başladı ve bu konuda kendinizi nasıl geliştirdiniz? 

Çocukluğumdan beri hep Gökyüzüne bakarak şarkı söylerim, gecesi ayrı güzel gündüzü ayrı güzel… Sonsuz gökyüzü beni büyülüyor… Yıldızların ne kadar uzak olsalar da bize sürekli bir duygu veya mesaj verdiklerini düşünürüm… Hatta bir yıldızı kayarken görünce dilekleriniz kabul olur diye bir inanışımız bile var… 

Çok merak ettiğim bu konu hakkında 2017 yazında Öner Döşer hocamın online derslerine katıldım, başlangıç düzeyini bitirdim. Ben sorularımı veya merak ettiğim konuları okuyarak, daha çok İngilizce kaynaklar ile zenginleştirmeye çalışıyorum. Astroloji önemli bir disiplin, bize kendimiz ve hayatımız hakkında yol haritası sunuyor. Müzikten yüzyıllardır şifa vermeyi desteklemek için yararlanılmış. Astroloji de yine aynı şekilde doğru okuyup, doğru anladığımızda yolumuzu daha aydınlık görmeye yardımcı olabilir. 

Geçmişten bugüne uzanan bu ikili, duyduğum heyecanla yaratım sürecime kalbimde hissettiğim notalar ve melodilerle hemen dahil oluveriyorlar… Her şey doğal akışında, duygular olduğu gibi hissedilince, müzikseverlere de aynı doğallıkla geçiyor.

Yakın planda gerçekleştireceğiniz projeler arasında neler var? Hedefiniz nedir? 

Yoğun bir yaz sezonunu bitirdim ve sonbaharı yeni bir üçleme serisiyle geçiriyorum. Şu an hazırlıklarını tamamladığımız sonbaharın ikinci konsept albümü de yakın zamanda müzikseverlerle buluşacak. Gelecek sene yayınlanacak kitabım üzerinde çalışmalarımı devam ettiriyorum. Kitabımda uzunca bir süredir biriktirdiğim hayat izlenimlerimi, kendime ait şiirsel bir dille hikayeleştirmeye çalışıyorum… Ve tabii yine şarkılarımda olduğu gibi mutlaka doğadan, gökyüzünden, yıldızlardan, mitolojiden ve notalardan esintiler olacak.

Hedefim ise Yeni Dünyanın, yeni şarkı yazarı olmak ☺ Herşeyi geride bırakarak, kendi müzikal dünyamıza, ses vermek, kalplere dokunmak ve kitabımla anlatmak istediğim küçük hikayelerimi geniş bir okuyucu kitlesiyle paylaşmak… Bir kelebek etkisiyle, bu anlamlı ve her anlamda büyülü, kutsal paylaşımlarımızı çoğaltabilmek… 

Röportaj: Aylin Saraçoğlu

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir