Press "Enter" to skip to content

Şahsiyet’in Kurucusu Kuzey Kayahan Saran: Edebiyatta Bir Çeteleşme Var

Edebiyat çevrelerince oldukça iyi bilinen Şahsiyet dergisi yayın hayatına 2019’da başladı. Gösterilen ilgi oldukça fazla olacak ki, dergi kısa sürede bilinirliğini daha da arttırdı. Derginin kurucusu ve yayın yönetmeni olan Kuzey Kayahan Saran bir röportajında şöyle söylüyor: “Dergiler bir damar yoludur.” Okurlarına edebî nitelikten uzaklaşmamış metinler sunma derdi olan Şahsiyet, üç aylık bir dergi olarak faaliyetlerini sürdürüyor. Temmuz – Ağustos – Eylül 2020 sayısında Ayça Erkol, Hande Balkız, Üzeyir Karahasanoğlu, İngiliz yazar Patricia Grace gibi kalemlere yer veren derginin, önümüzdeki 3 aylık sayısı da şimdiden ses getirmeye başladı. Bunun nedeni ise; derginin yeni teması. Ekim – Kasım – Aralık ayındaki sayının temasını “Kadın” olarak belirleyen dergi, ilk çıkışındaki “Söyleyecek Sözümüz Var!” sloganını da sürdürüyor. Ayrıca belirtmekte yarar var; söz konusu yeni sayıda 22 kadın yazarı göreceksiniz. Derginin yayın yönetmeni Kuzey Kayahan Saran ile yaptığımız söyleşiyi aşağıda okuyabilirsiniz.

  • Kuzey merhaba. Önce kendinden bahseder misin bize? Şahsiyet’ten önce neler yapıyordun, nereden geldin?

Merhaba Mert, 17 Kasım 1986 yılında Edirne’de küçük bir köyde doğdum, aslen Makedonyalıyım. Farklı kanlara sahip bir aileden geliyorum. Çocukluk ve gençlik dönemlerimde işportacılık, fabrika işçiliği ve kaynakçılık gibi işlerde çalıştım. Moskova Devlet Üniversitesi’nde Psikoloji ile Rus Dili ve Edebiyatı eğitimi gördüm, MSM Konservatuvarı Yaratıcı Yazarlık bölümünde okudum. İki kitap, dört oyun yazdım, altı kısa film yazıp/yönettim. Çığlık isimli oyunum Londra’da bir tiyatro grubu tarafından sahnelendi. Bazı tiyatro oyunlarında ve TV dizilerinde rol aldım. Uzun bir süre reklam sektöründe yazarlık yaptım. Şahsiyet’ten önce İstanbul-Londra arasında yaşıyordum. Şimdiyse Edirne’deki köyümde yaşamımı sürdürüyorum. Şahsiyet’in işlerini buradan yürütüyor, yeni kitabım ve senaryom ile ilgileniyor, bir yandan da çiftçilikle uğraşıyorum.

  • Derginin çıkış amacı her sayıda kapakta da görebildiğimiz “Söyleyecek Sözümüz Var!” cümlesi. Nedir bu söz?

Çeteleşmeye ve edebiyat dünyasında sadece kendilerinin var olduğunu düşünenlere karşı söylenmiş bir manifestodur. Birçok kişi bana “hayır böyle bir şey yok” dese de, bariz olarak edebiyatın içinde bir çeteleşme var. Aynı isimleri sürekli belli yayınların içerisinde görüyoruz. Herkes ben görüneyim/tanınayım derdinde. Şahsiyet; yok sayılan, görmezden gelinen herkese bir yol ve ses olmak için kuruldu. Elimizden geldiği kadar da bunun mücadelesini vereceğiz.

  • Bugün ana akım medyadan tanıdığımız, oyunculuktan müzisyenliğe farklı farklı işleriyle meşhur olmuş isimler de hem dergilerde yazıyor hem de kitap çıkarıyor. Kimseye engel koyamayız elbette, ancak bu durum hangi ara, nasıl moda oldu?

Sanırım son beş yıldır süregelen bir şey bu. Elbette, hiç kimseye bununla ilgili bir engel koyulmaz ama yapılanların ne derece bir nitelik taşıdığı da aşikâr. Bizim toplumumuz unvanlara ve insanların takipçi sayısına göre hareket ediyor. Bir sanatçı sahnesinde veya sosyal medya hesabından aykırı bir söylem yaptığı anda onu göklere çıkarmaya bayılıyoruz. Ardından belli bir kitlenin bu insanı takibe alması, hem medyanın hem de yayıncılık sektöründeki bazı kişilerin dikkatini çekiyor. Böylelikle herkes bunu karşılıklı bir kazanca dönüştürüyor. Fakat insana, dile, yaşama ve değerlere zarar verip vermemesi kimsenin de umurunda olmuyor. Ben bunu Türkiye’nin siyasi oluşumlarına benzetiyorum. Ülke olarak her zaman belli yol ayrımlarına gelmişizdir ama bildiğin gibi hiçbir şey sonsuza kadar sürmez.

  • Dergi ekibiniz kaç kişiden oluşuyor? Yol arkadaşların neler yapıyorlar?

Şahsiyet’in kadrosu yedi kişiden oluşuyor. Bu rakamı belki on kişiye çıkarabilirim, belli de olmaz. Yayın tarafında; ben, Selcan Kırnal ve Gül Ersoy yer alıyor. Her ikisi de harika birer öykü yazarı. Gül’ün ikinci öykü kitabı olan “Sen Kimseyi Sevemezsin!” yakın zamanda çıktı. Selcan’ın ise 2019’da çıkmış“Pipo İçen Kadınlar,” isimli bir öykü kitabı var. İkinci kitabı da yakın zamanda bilinen bir yayınevinin etiketiyle piyasaya çıkacak. Özgün kapak tasarımlarımızı Ezgi Burçin Serdar, mizanpajı Dila Çilez, sosyal medya çalışmalarımızı ise, Müjgân Bilgili ve Derin Kumbasar hazırlıyorlar.

  • Şahsiyet’te öyküsünün, yazısının yayımlanmasını isteyenler dergiye nasıl ulaşabilir?

Word dosyasında 11 punto ve Times New Roman formatında yazmış oldukları çalışmalarını en fazla üç eser olacak şekilde sahsiyetdergi@gmail.com adresimize gönderebilirler. Ayrıca çalışmasını sadece kopyala/yapıştır yöntemiyle gönderenler var ki, bu çalışmalar dikkate alınmamaktadır.

  • Ekim – Kasım – Aralık sayınızın temasını “Kadın” olarak belirlediniz. Bu sayınızda ne gibi çalışmalar, yazılar göreceğiz?

Ekim-Kasım-Aralık döneminde iki sayı birden gelecek. “Şahsiyet 7 (Mesafe) ve Şahsiyet 8 (Kadın)” sayısı okurla buluşacak. Şahsiyet Kadın sayısında; edebî çalışmalara yer verilmeyecek. Konu hassas olduğundan dolayı İstanbul sözleşmesi, kadın hakları, basın dili, cinsiyet eşitsizliği, günlük yaşamda eril dil kullanımı, feminizm, toplum ahlâkı vb. aydınlatıcı ve yol gösterici metinler yer alacaktır. Adı bilinen birçok avukat, gazeteci, yazar, şair ve sanatçının metinlerini okuyacaksınız. Şahsiyet’in 7. sayısında da; “Tema: Mesafe, İnceleme: Ali Teoman, Dosya: Edebiyatta Ermeniler,” olarak belirlendi ve neredeyse sayı 7’nin iskeletini oluşturduk.

  • Popülist edebiyat eğimlerine nasıl bakıyorsun? Her zaman popüler ve alternatif olarak ikiye ayrılmaz mı sanat işleri?

Açıkçası bakmıyorum, çünkü baktığımda bana ve sanata katkısı olacak bir şey göremiyorum ama kendisine bilgi-birikim kazandırdığını düşünen birileri varsa okuyabilir. Ben sanatın insanı yenilediğine, yaşama bakış açısına yeni bir anlam yüklediğine inanırım. Bunun aksi benim gözümde sanat değildir. Çok okunanı, çok satanı, çok seyredileni, muazzam bir sanat deyip kefeye koyabilir misiniz? Para gücünün topluma pompaladığı her şey değer görüyor benim ülkemde. Popüler sanat ve alternatif sanat elbette ayrılabilir ama topluma ve ülkeye göre farklılık gösterir. Eğitim, kültürel birikim, dünyaya ve yaşama bakış açısı, siyasal ve parasal sistemin topluma etkisi, bunlar birer etkendir. Elimizde biriken niteliksiz işlerle mi sanatta çağ atlayacağız? Mali bir kuvveti olmayan iyi yayınlar yok ediliyor ama arkası kuvvetli ve bir değer sunamayan yayınlar her şeyi kirletmeye devam ediyorlar. Birçok insanın paradan başka bir şeye kıymet verdiğini düşünmüyorum.

  • Dergiler edebiyat yolunda bir yazara neler kazandırır?

Bu yazanın neyi kabul edip etmediğiyle de ilgilidir bir nevi. Dergiler yol gösteren, eleştiri yapan, öz güven kazandıran, bakmak ile görmek arasındaki ince çizgiyi fark ettiren zorlu bir yoldur. Her dergi için bunu söylemesem de bugün edebiyat dünyasına dergilere yazarak adım atan birçok yazar biliyoruz. Yapılan eleştirileri göz ardı etmeyen –burada eleştiriyi yapan kişi/kişiler de önemli- birçok genç arkadaş kendilerini tıpkı bir okuldaymış gibi yetiştirebilirler. Olumsuz yanıtlarda hayal kırıklığına uğramasınlar. İyi bir yazı ortaya çıkarmanın en önemli unsurlarından biri sürekli yazmaktır. Sözlük okumak, geçmişteki ve bugündeki metinler üzerinde okumalar yapıp mesai harcamaktır. Metni demlemek, üzerinde gözlem yapmak, hatta yırtıp yeniden yazmak yeni bir deneyim kazanmaktır.

  • Şahsiyet’in bugün dağıtım noktaları nereler?

İstanbul’da; “Mephisto Kitabevleri, İmge Kitabevi, Robinson Crusoe 389, Kohen Kitabevi, Gergedan Kitabevi, Akademi 1971 Kitabevi ve Sosyal Sahaf’ta.” Ankara’da; “İmge Kitabevi, Birleşik Kitabevi, Tayfa Kitabevi Kafe, Kurtuba Kitabevi Kafe ile Ardıç Kitabevi Kafe’de.” İzmir’de; “Yakın Kitabevi ile Kabuk Kitabevi’nde.” Eskişehir’de; “Adımlar Kitabevi ile İnsancıl Sahaf’ta.” Edirne’de; “Ana Kitabevi ile Rüzgâr Kitabevi’nde.” Bursa’da; “Mesaj Kitabevi’nde” Tekirdağ’da; “Elifce Kitabevi.” Diyarbakır’da; “Lilav Kitabevi.” Isparta’da; “Avni Kitabevi.” Denizli’de ise; “Halikarnas Kitabevi’nde” bulabilirler. Ayrıca sahsiyetdergi@gmail.com ve shopier.com/sahsiyetdergi sitesi üzerinden de sipariş verebilirler. Okurlarımız bizlere abone olurlar ise, her sayı kapılarına kadar gelebilir.

  • Avrupa’daki birçok yazarın bugün kendilerine ait web siteleri var. Kitaplarını, imza günlerini, biyografilerini oradan paylaşıyorlar. Bu bağlamda; edebiyat ve teknoloji arasında, edebiyatın lehine nasıl bir ilişki kurulabilir?

Avrupalıların kitabevlerini ya da yazarların web sitelerini takip etmek gibi bir kültürleri var. Bizde bu daha çok sosyal medya üzerinden yürüyor. Ulaşılmaz olarak görülen çoğu kişiye yazabiliyor, hatta onları eleştirebiliyorlar. Sosyal medya doğru kullanıldığında birçok noktaya temas edebiliyor. Artık son derece güçlü bir yanı var. Bugün ülkenin herhangi bir yerindeki okura, kolaylıkla ulaşabiliyor ve kitabınızın ya da başka bir çalışmanızın çıktığını duyurabiliyor, hatta yaşanan haksızlıklara karşı bir olup adalet sağlayan mecra haline de dönüşebiliyor. Ancak dijital dergicilik söz konusu olduğunda, bu kültüre alışabilmek için oldukça uzun bir zamana ihtiyacımızın olduğunu görüyorum. Fakat matbunun yerini tutabilir mi, bunu bize zaman gösterecek.

  • Edebiyat dünyasında, dergicilikte nepotizm var mı?

Elbette var ve bu sadece yayıncılık sektöründe değil, her sektörün içinde olan şeyler. Son yıllarda yayımlanan birçok kitap var ve bunlara baktığımızda ahbap-arkadaş ilişkilerinin ön planda olduğunu görüyoruz. Yayınevlerinin de verdiği destekle imzalar, söyleşiler ve birçok etkinlik düzenleniyor. Bin adet satmayacak kitap beş bin satıyor. Dergilerin içinde bu her ne kadar fark edilmese de düzenli bir okur bunun ayırdına varıyor. Otuz bin ve buna yakın takipçisi olan birçok kişi metinlerini bana gönderip, derginize büyük katkım olur, diyor ama metinlere bakıyorum içler acısı. Sizi binler takip ettiği için herkes yazınıza yer verebilir ve dergi çok da satabilir ama ben herkes değilim, bu ucuz numaralara da niteliksiz metinlere de karnımız tok. Biz iyi olanı gösterme ve yaşatma derdindeyiz.

  • Sahaflardan yetmişler ve seksenlerde basılan dergileri topluyorum arada bir. Bugünün dergileri de yirmi sene sonra arşiv amaçlı toplanacak cinsten dergiler mi?

Bunu ben de geçmiş yıllarda yapıyordum, oldukça fazla paralar harcamışımdır bu eski dergilere. Yaprak, Papirüs, Servet-i Fünun, Birikim, Yeni Dergi vb. yayınların birçok sayısı kütüphanemde mevcut. Çok abartılı rakamlar olmadığı müddetçe denk gelirsem hâlâ alıyorum. Arşiv, bir ilgi alanıdır aslında ve bunu yapacak çok kişi yoktur. Gün gelir belki her şey dijitalleşir ve bunların hepsine ulaşılabilir ama kâğıt sevdası ayrıdır. Hadi kötümser olmayayım ama iki elin parmaklarını geçecek bir niteliğe sahip dergi yok piyasada. Kimse alınmasın ama dergiler biraz da içerikleriyle kaynak görevi görmek zorundalar.

  • Şahsiyet dergisi ya da farklı bir konu hakkında söyleyeceğin son sözleri de alayım. Çok teşekkürler.

En başta da ifade ettiğim gibi her daim söyleyecek sözü olanların yeri olacak Şahsiyet. Kimseyi kayırmadan, sadece iyi olanı sunmak için çalışacak. Sesi duyulmayanların sesi olmak için hep burada hazır bekliyor olacağız. Şu an tek derdimiz, Şahsiyet:Kadın sayısı için insanların bizlere destek verip bağış yapması, böylelikle onların yardımıyla da büyük bir yükün altında kalmadan güzel bir projeye imza atabileceğiz. Hem sana hem de desteğini esirgemeyen herkese, tüm ekibim adına ben teşekkür ederim.

Be First to Comment

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *