İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

La Visione Art Gallery, 16 Temmuz’da “Bir Göz Bir Dünya” Karma Sergisiyle Sanatseverlerle Buluşuyor

La Visione Art Gallery’de 16 Temmuz – 26 Temmuz tarihleri arasında gerçekleşecek “Bir Göz Bir Dünya” karma sergisinde Elif Onaran, Osman Özkan, Sesil Genç, Suzan Turhan, Fatma Öztürk, Tuğba Yorulmaz Sinem Cansız, Nihal Gürgen, Defne Dilek, Bedirhan Kılıç, Deniz İnan Can, Ufuk İnan, Merve Karapolat, Alev Dumlupınar, İsmail Yerlikaya, Esra Dokuyucu, Yaman Yaman, Ayça Bölükbaşı, Remzi Karabulut, Olca Yavuz, Yaman Yaman, Şefika Ünal, Sinan Uyav, Sibel Sayaca Ekin, Özden Şık Ademoğlu Bekir Gençer gibi pek çok isim bulunuyor. Sanatçıların dünyayı algılayışı ve sanata aktarışı üzerine belirlenen konsept, sanatseverlerin beğenisine sunuluyor.

Sesil Genç, Konforsuzluğun İçindeki Konforu Bul

Elif Patan: Sergi hakkında ne düşünüyorsunuz?

Sesil Genç: Herkesin dünyayı algılama şeklini aslında kendi iç dünyası şekillendirir. Bu yüzden  algıda bakış açısı her şeydir diyebiliriz. Bu sebeple “Bir Göz Bir Dünya” temasının karma bir sergi için çok yerinde bir tema olduğunu düşünüyorum. Pek çok sanatçının dünyayı, evreni ve hayatı algılama ve aktarma tarzı kendine has olmakla birlikte ortak noktalar da taşıyor olacaktır. Bu serginin bu farklılık ve benzerlikleri fark edip analiz etmemize ve belki de hissetmemize, empati kurmamıza olanak sağlayacağına inanıyorum. Sergilenen eserler aracılığıyla herkes kendi algısı ve bakış açısıyla sanatçıların iç dünyasına doğru bir yolculuğa çıkacak ve dünyayı bir de onların gözüyle görme fırsatı bulacak.

Sergiye katıldığınız resimler hakkında bilgi verir misiniz?

Sesil Genç: Uzun yıllar çoğunlukla sayısal ve analitik yanımı kullanarak aldığım eğitim ve iş hayatı sürecinde tam olarak hissedemediğim kendini gerçekleştirme hissini, beğendiğim bir eser ortaya çıkardığımda yakalıyorum. Bu da beni daha çok üretmeye, üzerine düşünmeye itiyor. İç dünyamda belki de kimsenin tam olarak dokunamayacağı noktalar, aniden gözümün önünde beliriyor ve bunları acilen tuvale aktarma isteğiyle doluyorum. Dünyayı algılayış biçimim, geniş bir kitle tarafından gerçek olarak nitelendirilmeyen, materyalizmden uzak, soyut olgularla temelleniyor, ancak benim gerçekliğim bu. Soyutu somuta çevirme ve çevremdekilerle paylaşabilme, bir nevi iletişim kurma  yolu olarak görüyorum resmi. Bu yüzden de çalışmalarımın bilinçaltımın açığa vurumu ve duygu aktarımı olduğunu söyleyebilirim. “Bilinçaltı” ve “Melekler” adlı resimlerimin oluşum süreci de bu hislerle temelleniyor. “Konforsuzluğun içindeki konforu bul” adlı resmim ise ismini bir yoga öğretisinden alıyor. Hayat devam ederken özünü hatırlayıp kendi merkezinde kalarak konforsuzluğun içinden rahatça geçebilme becerisi gösterebildiğimiz anların toplamı, daha hasarsız bir yaşamın yolu açar bize. “Ayçiçeği” ise mutluluk, huzur ve dinginlik hisleriyle dolu olduğum bir süreçte ortaya çıktı.

Osman Özkan, Distopik Kurgu

Merhaba Osman Bey,”Bir Göz Bir Dünya” sergisinde bir resminiz yer alıyor. Resminiz hakkında bilgi verir misiniz?

Osman Özkan: Merhabalar Elif Hanım, Son zamanlarda maruz kaldığımız ayrıştırma, baskılar, yasaklar hazırda yaşadığımız  kaotik zemini iyice kırılgan bir hale getirdi. Hak ve özgürlüklerimizin yavaş yavaş elimizden alındığı kendi hayatımızda söz sahibi olamadığımız bir çıkmaza doğru ilerliyoruz. Bu sergide yer alacak resmimde ve son zamanlardaki işlerime yansıyan eleştirisel bir yaklaşım hâkim. Yüzlerdeki deformasyon ve figürde olan kontrolsüzlük psikolojik temaları çağrıştırıyor. Parlak ve canlı renklerin aniden donuk renklere geçişini bu baskının insanlar üzerinde yarattığı ruhsal bir problemin göstergesi olarak kullandım.

Sanatta benimsediğiniz çizgiden bahseder misiniz?

Osman Özkan: Sanatımda daha çok Ekspresyonist çizgi hakim olmakla beraber Post Empresyonist, Sürrealist ve Soyut Ekspresyonist tarzında üretimler de yapıyorum. Kurallı bir çizim kaygısı taşımadan kendi estetik anlayışımın ön plana çıktığı bir ifade biçimini benimsedim. Sanatın var olma sebebinin sadece sanat olması gerektiğini düşünüyorum. Üretimin temelinde sanata olan hayranlık ve özgür ruh olduğu sürece bir sanatçının daha iyi eserler verebileceğine inanıyorum. Ama bize yaşatılan travmatik olaylardan sıyrılmak kolay değil. Çalışmalarım son yıllarda toplumcu bir yaklaşım gösteriyor. Sosyal, kültürel, psikolojik değişimlerle beraber sanatçının geçirdiği evreler de değişiyor. Etkileniyoruz bunların işlerimize yansıması gayet normal.

Tuğba Yorulmaz, Duraksama

Merhabalar Tuğba Hanım, “Bir Göz Bir Dünya” sergisi, dünyaya sanatçıların gözünden bakmayı hedefleyen bir sergi olarak karşımıza çıkıyor. Sizin gözünüzden dünya nasıl bir yer, sanat nasıl bir şey?

Tuğba Yorulmaz: Dünya ben kimim ben neden buraya geldim gibi sorulara olanak vermemizi sağlayan mükemmel bir sistem ile kurgulanmış kimi zaman bizi çılgına çevirse de mükemmel bir yer olma yolundadır. Bakmak ve görmek gibi farkındalığı yüksek bireylerin, sanatçıların tüm renklerle kabullenmesi. Dünyaya baktığımda gördüğüm şeyler herkese aynı bakış açısını vermeyebilir. Zaten var olan bir bakış açısı varken ben ona zihnimin ve ruhumun kattığı görme biçimi ile olağanüstü bir yer olarak görüyor,resmediyorum.

Yaptığınız resimlerin bir manifestosu var mı?

Tuğba Yorulmaz: Evet var. Duraksama Suratlar serisi, bütünün muhteşem tezahürünün yüz üzerinde devinimli yansımalarının hastasıyım. Bana göre yüz üzerinde devinimli yansımalar gerçeğin ince hali. Bütün olan varlıklar devinimli şekilde sürekli parlar. Ancak varlıklar içinde olan insan devinimi bize durağan ve olağan olarak görülür. Hal böyle olunca bütünden gelen parlaklığı fark edemeyiz. hızla değişen, değişime uğrayan o yüzler bir surattır. Hepsi bir devinimli oluşumdan meydana gelir. Devinimli yüzler bir vardır bir yoktur. Onları sahiplenemeyiz. Bütün, ben, ruh eşittir Duraksama Suratlar.

Suzan Turhan, Yankı

Merhabalar Suzan Hanım, “Bir Göz Bir Dünya” sergisinde yer alan resimleriniz hakkında bilgi verir misiniz?

Suzan Turhan: Merhaba, resimlerimde ana tema doğadır dolayısıyla çalışmalarım bu doğrultuda şekillenmiştir. Kimi zaman tamamen doğaya bağlı kalırken kimi zamanda his ve izlenimlerimi aktarıyorum. Bu sergideki çalışmalarımın da yine bu doğrultusunda olduğu söylenebilir. Çalışmalarımı yaparken her bir çalışmada ayrı bir serüven yaşıyorum. Her işin sonuna geldiğimde yeni bir renk dünyasını keşfetmiş oluyorum aslında. Evet doğadan besleniyorum ama tamamen bağlı kalmıyorum. Bakıldığında bir kesit veya alan görünüyor ama benim gözümden. Yani şöyle ki hissetmek doğayı kendi
renklerim ve hayal dünyamla yeniden canlandırmak hoşuma gidiyor. Hiç ot bitmeyen kurak bir tarla bazen gözüme bomboş bir tuval gibi gözükebiliyor. Sanırım gözümle doldurmak istiyorum o alanları Buda her anlamda beni anlatıyor.

Resimlerin esinlenme ve üretim süreci nasıl gerçekleşti?

Suzan Turhan: Resimler belli bir akademik süreçte gerçekleşti. 14 yaşından beri bu yolda ilerliyorum. Yapmış olduğum resimlerde, doğayı konu olarak ele almadan önce; arayışlar ve denemeler yapılmıştır. Renk arayışları çevre ile olan iletişim, kişide bir algılama durumuna neden olmaktadır. Temel resim bilgilerine sahip olmak ve bu temel bilgiler doğrultusunda her an üzerine yeni deneyimler eklemek insanı iç dünyasına iten etmenlerdir. Rengi çözümlemek, resim bilincine kavuşmak ve kendini bu yolla ifade etmek süreç gerektirir. Buda belli aşamalardan geçmek anlamına gelir. Belli bir eğitimin ardından özgünleşme süreci yaşanıyor ve ister istemez artık kendini üretirken buluyorsun çünkü artık üretmek ve aktarmak istiyorsun. Bende böyle gerçekleşti. Tabi ki yine gözlemler doğrultusunda şekillenen bu süreç,beni doğaya yönlendirdi. Bana göre doğa, renk ve his birleşince muazzam bir bütünlük oluyor. Hissi yaşayan insan çünkü. İnsan özünde doğayla bir bütün aslında. Renkler ise müthiş bir ifade aracı. Aradıkça buluyor insan ne yapmak istediğini. bende de öyle oldu. İzlenimlerim aslında her an
orada olan doğanın kendine has görünümünü algılamama yardımcı oldu. Çalışmalarım oluşturulurken boşluktan yararlanmak istiyorum çünkü kullandığım renklerin hareketliliği bu şekilde dengede kalıyor. Ve süreç beni nereye götürecek ve daha neler keşfedeceğim konusunda fikrim yok. Ama şundan eminim. Yaşadıkça ve nefes aldıkça doğaya baktığımda hep şaşıracağım ve resmetmekten hep keyif alacağım.

Fatma Öztürk, Pamuk Çiçeği

Fatma Hanım Merhabalar, La Visione Art Gallery’de gerçekleşen karma sergide siz de yer alıyorsunuz. Sergi hakkında neler düşünüyorsunuz? Resimleriniz ve sanata bakış açınızdan bahseder misiniz?

Fatma Öztürk: Benim ilk sergim olacak, henüz yolun başındayım. Uzun süre sanatın içinde olmama rağmen bunu insanlarla paylaşma hayalim şimdi gerçekleşiyor. Bu sergi benim hem çok heyecan verici hemde çok değerli olacak. Çünkü çocukluk hayalimi 34 yaşında gerçekleştiriyorum. Ben çocukluğumdan bu yana resim yapıyorum fakat bir “ çocuk gelin” olarak hayatı sanat anlamında biraz kaçırmış olabilirim. Fakat resim yapmak ruhunuzda varsa asla bırakamıyorsunuz. Sanatı herhangi bir kalıbın içine sıkıştıramazsınız bana göre! İmkanlarınız yoksa, hayat sizi farklı bir yere sürüklemiş bile olsa bırakamıyorsunuz. Öyle ki hiç bir malzemem yoksa kızımın defterlerine veya bulduğum bir parça kağıt ve kalemle çizmek boyamak ihtiyacı duyuyordum. Resim yapmak benim için insanlara söyleyemediklerimi, itiraz edemediklerimi, haykıramadıklarımı içimden çıkarma yöntemi işte bu yüzden resim benim hayatımın özgürlük noktası. Benim resimlerim benim hayata karşı sustuğum susmak zorunda kaldığım şeyleri ruhuma ilaç olarak döktüğüm eserler. Daha çok dalga ve okyanus çalışmamda bundan ötürü. Sanat benim için gerçek anlamıyla Özgürce kendimi ifade edebilme! tam anlamıyla bana hissettirdiği bu. Resim yaparken kendimi özgürce suya bırakmış gibi hissediyorum. Benim hayat felsefem sevgi. Canlı cansız her şeye büyük bir sevgiyle bakıyorum. Kaldırımı ,taşı seviyorum. yolda yürürken yerdeki bir yaprağa bile hayranlıkla bakıyorum. Herkes orada benim gördüğümü görsün istiyorum. O kaldırım o yaprak anında senaryolaşıyor gözümde, bir tablo oluyor.

Deniz İnan Can, Çiçeklerin Dansı

Sergi hakkında siz neler düşünüyorsunuz Deniz Hanım? Resimleriniz hakkında bilgi alabilir miyiz?

Deniz İnan Can: Birbirinden değerli sanatçılarla bu sergide yer almak benim için çok heyecan ve mutluluk verici. Sergide bulunmayı çok isterdim ancak pandemiden dolayı maalesef bu mümkün olmadı. Çok güzel bir sergi olacağına inanıyorum. Emeklerinden dolayı Elif Hanım size ve tüm La Visione Art ekibine teşekkür ediyorum. Renkleri ve renklerin doğadaki bulunuş şekillerini, yansımalarını çok seviyorum ve bu sebeple resimlerimi yaparken doğadan esinleniyorum. Bunun dışında kadın portreleri çalışıyorum. Çalışmalarımda yağlıboya kullanıyorum.

Merve Karapolat, Underground

Merve hanım, “Bir Göz Bir Dünya” karma sergisinde yer alan resimleriniz hakkında bilgi verir misiniz?

Merve Karapolat: Elbette, Underground, dünyevi dünya baz alınarak düşünüldüğünde duyguların yansıması olarak görebiliriz. Ben bu resme baktığımda tam olarak hüzün, kargaşa ve huzur karmasını görüyorum. Kendi içimize bir ayna tutup, dünyamızı oluşturan en önemli kavram olan “biz”i ancak bu şekilde fark edebiliriz. A Wish Tree In The Sky, resmim bir karma aslında. İnanıyorum ki içimizden geçen her duygu ve niyet, iyi ya da kötü olsun gökyüzüne ulaşır ve bize tekrar geri döner. You, Underground ile bağlantılı bir çalışmam aslında. Bu kadar farklı olmamıza rağmen bizi bir arada tutan o sihirli kelime neydi acaba? Sorusunu yönlendiriyorum resmin karşısındaki insana. Reflection adlı çalışmamda hayattaki her şeyin bir yansıması olmasından etkilendim. Bana göre ışığın, sesin, cisimlerin ve duyguların yansımaları var.

Röportaj: Elif Patan

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir