Press "Enter" to skip to content

Murat Negiz: Sanatseverlerin resmi anladıktan sonra içeriği keşfetme süreci bence onları resim ile daha çok bütünleştiriyor.

Elif Patan: Merhabalar Murat Bey, 10 yaşında UNESCO tarafından Türkiye’de düzenlenen “Gelecekte Çevre Temizliği ve Önemi” konulu resim yarışmasında birinci oldunuz. Sonrasındaki yıllarda da resim yarışmalarına katılarak ödüller aldınız. Sanata nasıl ilgi duymaya başladığınızdan bahseder misiniz?

Murat Negiz: Merhaba Elif Hanım. Klasik bir başlangıç olacak ama çok küçük yaşlardan bu yana resim yapmaya ilgili bir çocuk olduğumu ailem hep söylerdi. Özelikle İlkokuldaki bu yarışmaya katılmam ve sonrasında gelen başarılar ile resme olan farkındalığım daha da artmaya başladı diyebilirim. Sonraki süreçte düzensiz çizimler yerine daha resim odaklı çalışmalar yapmaya başlamıştım. Ailem ve yakın çevremin de buna önemli desteği oldu tabi.

İlerleyen süreçte edebiyat ve spora karşı da ilgi duyduğunuzu ve başarılar elde ettiğinizi görüyoruz. Bu alanlardaki etkin rolünüz, sanata bakış açınızı etkiledi mi?

Lise yıllarımda Eskişehir Verem Savaş Derneği’nin düzenlediği “Verem” konulu şiir yarışmasına katıldığım şiirim ile birincilik ödülü aldım. Aynı dönemde deneme türünde yazılar da yazıyordum. Bu türde, benzetme ve betimlemelerle dolu kendime has bir yazım tarzım oluştu. Bu yazınsal tasvir denemeleri, ileriki yıllarda resmettiğim birçok resmimin hikâyesini oluşturmamda etkili oldu. Aynı zamanda resimlerimi sözlü anlatırken, izleyen kişilerin farklı bakış açılarını ve bende uyandırdığı ilhamı beslemesi açısından benim gelişimim için olumlu geri dönüşler alma imkânını da yarattı diyebilirim. Ortaokul ve lise dönemlerimde ise 8 sene özel bir basketbol kulübünde lisanslı basketbol oyunculuğu yapma imkânım oldu. Bölgesel olarak takımımız ile beraber sayısız kupa ve başarılara imza attık. Bu süreçte resimden hiç kopmadığımı söyleyebilirim. Basketbol oyunu içinde bitmek bilmeyen dinamik vardır ve aslında plan ve programlı olan fakat oyun içerisinde sürekli değişen bir düzensizlik hissi hâkimdir. Basketbol bana, disiplinli ve programlı çalışmayı öğretti. Aynı zamanda karmaşa içeresinde küçük ayrıntıları fark edebilme ve bunları değerlendirme farkındalığını geliştirdiğini söyleyebilirim. Bu da özellikle soyut resimlerime dikkatli bakıldığında, resme gizlediğim küçük ayrıntı ve figürlerin resmin bütününe olan etkiyi şaşırtıcı derecede arttırdığını düşünüyorum.     

İlk kişisel serginiz olan “Karma”’yı 2005 yılında, ikinci kişisel serginiz olan “Fundamental”’i ise 2015 yılında gerçekleştirdiniz. 10 yıl arayla gerçekleştirdiğiniz kişisel sergilerinizde ne gibi değişikliklerle sanatseverlerin karşısına çıktınız?

İlk resim sergim o seneye kadar biriktirdiğim çeşitli eskiz çalışmaların, sulu boya tekniğini kullanarak yaptığım resimlerden oluşuyordu. Sonraki süreçte ise akrilik boya kullanarak tuval üzerine çalışmaya başladım. İkinci kişisel sergimde ise çeşitli boya ile deneyimlediğim teknikleri, kendi keşif ve yöntemlerimle birleştirerek kişisel anlatım dilimi geliştirdiğim çalışmalar yaptım. Farklı içeriklere sahip boyalar ve materyalleri bir araya getirerek çalışmayı çok seviyorum. Sanatseverlerin resmi anladıktan sonra içeriği keşfetme süreci bence onları resim ile daha çok bütünleştiriyor. 

Resimlerinizin temasını nasıl belirliyorsunuz? Seçimlerinizi etkileyen faktörler nelerdir?

Resimlerim daha çok oluşturduğum projeler şeklinde ilerliyor son zamanlarda. Bir fikir çevresinde, söz konusu fikri nasıl daha etkili resmedebilirim düşüncesi, beni yeni keşiflere çıkartıyor. Hem kullandığım malzeme hem de uygulayacağım teknikte en etkinini bulma arayışım günden güne beni besleyen ve geliştiren bir serüvene dönüşüyor diyebilirim. Çalışmalarıma görsel anlatım kadar ince detay ve ufak gizemleri de içinde barındıran ayrıntılar da eklemeyi çok seviyorum. Bir araya gelebildiğimiz izleyenlerle birlikte bunları keşfetmemiz benim resmetme sürecimi ve yaratıcılığımı daha da destekliyor diye düşünüyorum.   

Yakın bir zamanda alüminyum döküm levha üzerine özel teknik akrilik çalışarak türünde ilk ve tek çalışmanız ile sanatseverlerin karşısına çıktınız. Mesleğinizin Mühendislik olduğunu göz önünde bulundurduğumuzda bir bakıma sanatla mühendisliği bir araya getirdiğinizi görüyoruz. Çalışmanız hakkında bilgi verir misiniz?

10 yılı aşkın süredir çalıştığım sektöründe öncü alüminyum üretim fabrikasında sürdürdüğüm Metalürji ve Malzeme Mühendisliği kariyerimi yine profesyonelleşen süreçte ilgilendiğim resim çalışmalarım ile birleştirmek istiyordum. Fabrikamızda üretim sürecinde gün içerisinde birçok defa oluşan alüminyum döküm akıntı levhaları mühendislik bilgi ve tekniklerini de kullanarak üzerinde çalışabileceğim tuvaller haline getirdim diyebilirim. Bu süreçten sonra gerek resim becerim ve mühendislik deneyimlerim gerekse yıllar içerisinde biriktirdiğim boya ve malzeme bilgilerim ile tasarladığım çalışmalarımı resmediyorum. Farklı tipte malzeme ve teknikleri aynı çalışmada görebileceğimiz alışılmışın dışında bir sunumla alüminyum malzeme üzerine akrilik resim çalışmaları; türünde ilk ve tek çalışmalardan diyebilirim.

İlerleyen zamanlarda sizi ne gibi projeler içerisinde göreceğiz? Geliştirdiğiniz teknik üzerine çalışmalarınız olacak mı?

Bu süreçte alüminyum temel malzemeli farklı tür ve tasarımda uygulamalar ile bir kişisel sergi hazırlığındayım. Aynı zamanda tuval üzerine akrilik çalışmalarım da devam ediyor tabi. Koleksiyonum ilerledikçe zaman zaman karma sergilere katılmaya devam edeceğim. Koleksiyonum tamamlandığında ise tuval çalışmalarımdan oluşan bir kişisel sergi düşüncem de var tabi.

Gazete Sanat ailesi olarak bizimle röportaj yaptığınız için teşekkür ederim.

Ben teşekkür ediyorum.

Be First to Comment

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *