İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Müzik ve Ötekileştirme


Yazan: İdil Güney Şimşek

Toplum genelinde yaygın kullanımıyla klasik müzik olarak yer alan senfonik müzik, daha kapsamlı bir ifadeyle çok sesli Batı müziği deyince bizde neler çağrıştırıyor? Birlikte bakmaya ne dersiniz?

Çok sesli müzik bugün Avrupa sınırlarını aşmış ve dünya müziği olmuştur.   “Uluslararası Sanat Müziği”, “Evrensel Müzik” gibi isimlendirmeler de yapılan “Batı Müziği”, tarihsel olarak Rönesans, Barok, Klasik, Romantik dönem ve 20. Yüzyıl sonrasını ifade eden modern dönem başlıkları altında incelenir.  Burada alıntılamak istediğim bir nokta var.

“Ülkemizde çok sesli Batı müziği ya da senfonik müzik konserlerinden, genel bir tabir şeklinde klasik müzik konseri olarak bahsedilmektedir. Oysa klasik müzik, müzik tarihinde Barok ile Romantik Dönem arasında yaklaşık yüzyıllık bir dönemi ifade etmekte, çok sesli Batı müziği kapsamında klasisizm akımının ürünlerini kapsamaktadır. Bu yaygın nitelemenin ve kullanımın başlıca sebebi, yine popüler kültürün medya kolunun çok sesli Batı müziğinin hemen her dönem ve akımını “klasik müzik” olarak tanıtmasından ileri geldiği sıklıkla dile getirilmekte ve eleştirilmektedir.”  (Güven, 2017)

Kavram karmaşasına dikkat çektikten sonra değinmek istediğim ikinci nokta ise ülkemizde çoksesli müziğe geçişin Cumhuriyet’in ilanı ve modernleşme süreciyle ilişkilendirilmesi ve “çok seslilik-çağdaşlık”, “tek seslilik-çağdışılık” gibi siyasi tartışmalara yol açmasıdır. Oysaki kaynaklara göre Osmanlı Döneminde çok sesli müziğe ilgi başlamış ancak çok sesli müziği halka taşımak, bir eğitim ve ilerleme aracı olarak kullanmak hedefi olmadığı için sarayın ve dar bir çevrenin dışına çıkamamıştır. (Alaftan, 2015) Dolayısıyla modernleşme sürecinin Tanzimat döneminde başladığını ve Cumhuriyet’in ilanıyla birlikte artan senfonik eserlerin temsiller sayesinde halk için ulaşılabilir hale geldiğini göz önünde bulundurduğumuzda “tepeden inme” nitelendirmesi doğru olmayacaktır.

Bu bağlamda daha önceki birçok yazımda altını çizmeye özen gösterdiğim bir hususu yinelemek istiyorum: “Sanat, içinden çıktığı toplumun sosyo-ekonomik ve politik koşullarından etkilenen ve aynı zamanda o toplumu etkileyen bir güçtür. Bu yüzden sanatçının kültürel sermayesi oldukça önem arz eder.”  (Bourdieu’nün literatüre kazandırdığı kültürel sermaye kavramı “kişinin elde ettiği bilgi, yetenek, beğeni, eğitim biçimleri ve bunların sağladığı avantajlardır.)

Nereye varmak istiyorum? Aslında yazımın başındaki soruya dönmek istiyorum.  “Klasik müzik” ne çağrıştırıyor?

Osmanlı, Cumhuriyet, saray, halkanahtar kelimelerini seçtiğimizde üstüne bir de Batı, modernleşme, çağdaşlık kavramlarını eklediğimizde otomatik olarak yabancı, uzak, elit, “bizden olmayan”ı  yani öteki’yi çağrıştırmaktadır.

Sosyal bilimlerde “öteki’nin kimliği veya ne olduğu hakkında zihinde beliren bizden olmayana ait bir resim içinde öteki görünüşüyle, kültürüyle, inancıyla, diliyle, ırkıyla, cinsiyetiyle ya da politik görüşüyle farklı olanı temsil etmektedir.” (Gezer, Öztürk, Gümüşoğlu, 2018)

Ötekileştirme, geçmişten günümüz dünyanın en büyük sorunlarından birisidir: İktidar eksenli ve benmerkezci bir anlayışın ürünüdür.  Ve maalesef evrensel bir dil ve paylaşım unsuru olarak değerlendirdiğimiz müzikte de karşımıza çıkmaktadır.

Adorno, müzik sosyolojisi disiplinini; “Müzik ve toplumsallaşmış birey olarak dinleyici arasındaki bağıntıların araştırılması olarak tanımlar. Müzik, sadece dinleyicileri için değil onu dinlemeyi reddedenlere göre de bir anlam taşır.”

Buradan yola çıkarmak yazımı şu cümlelerle sonlandırıyorum.

Senfonik müzik belirgin bir üst kodlamadır ancak daha kapsamlı bir biçimde ele alacak olursak metal müzikten reggae’ye, rap’ten arabeske uzanan farklı müzik türleri içinde de kültürel, sınıfsal ve etnik değerleri mercek altına almamız gereken “öteki” kavramı gizlidir.

Ötekileştirmenin yaşanmadığı bir toplum-müzik ilişkisi için pek tabii ki ötekileştirmenin yaşanmadığı bir dünya dileklerimle.

Sevgiyle, müzikle.

Kaynakça:

Kültürlerarası Çeviri Kapsamında Oryantalizm ve Öteki Kavramı, Öztürk, Gümüşoğlu, Gezer, 2018.

Popüler Kültür ve Senfonik Müzik Karşılaşması: 2000’li yıllarda bir sınıfsal gösterge ve pazarlama mekanizması olarak “popüler klasik müzik”, Güven, 2017.

Tek Sesli Müzikten Çok Sesli Müziğe, Alaftan, 2015.

İdil Güney Şimşek

6 Yorum

  1. VURAL YILDIRIM VURAL YILDIRIM 21/04/2021

    Tebrikler.

    • İdil Güney Şimşek İdil Güney Şimşek 28/04/2021

      Teşekkür ederim hocam.

  2. İrfan Güney İrfan Güney 21/04/2021

    Tebrik ederim. Çok güzel bir konuya değinmişsiniz. Klasik müzik toplumda ayrıcalıklı bir sınıfın tekelinde olmamalı ve toplumun bireylerini ötekileştirmemelidir. Klasik müziği toplumun her kesimi dinleyebilmeli, konser etkinliklerine katılabilmelidir. Ancak bunun içinde toplumdaki bireylerin eğitim seviyesinin yükseltilmesiyle olabileceğini unutmamak gerekir. Eğitimden kastım tek başına belli senelerle tanımlanmış öğrenim derecelerini belgeleyen diplomalar değildir….

    • İdil Güney Şimşek İdil Güney Şimşek 28/04/2021

      Teşekkür ederim. Aynı görüşteyim, kesinlikle.

  3. Selim Ay Selim Ay 21/04/2021

    Müziğin gelişim evrelerini toplumsal yönleriyle ele alan yazınızı ilgiyle okudum, tebrik ederim.

    • İdil Güney Şimşek İdil Güney Şimşek 28/04/2021

      Teşekkür ederim. Saygı ve sevgilerle.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir