İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Müzisyen Egemen Erdoğan ile söyleşi


Müzik dünyasındaki deneyiminizi dikkate alarak başlıyoruz sorulu sohbetimize. İlk başladığınız dönemden günümüze müziğin dijitalleşmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Şarkı yazıp, toparlayıp bir şekilde kaydedip ya da şanslıysanız ve “şarkılarınız karşı konulamayacak kadar iyiyse” tüm bunları sizin yerinize yapacak birilerini bulup, bunu elle tutulur bir ürün haline getirmek gerçekten çok yorucuydu. Müziğin bir şekilde zamana uyması, kendine en uygun ortamı bulması, plak firmaları için değil, kendim ve dinleyenler için müzik yapmak bence paha biçilemez. O yüzden dijitalleşmek özgürlüğün kapısını araladı diye düşünüyorum.

Müzisyenlerin eskiye göre daha çok üretim yapması, kayıt aşamalarını kendi çabalarıyla aşmalarının avantajları ve dezavantajları size göre nelerdir?

Bir şekilde müzik yapma enerjisini koruyan, müzik kaydetme konusunun üzerine düşmüş ve kendini geliştirmek için uğraşmış müzisyenler için ürünlerini istediği şekilde ve sıklıkta yayınlama imkânı çok çok güzel. Birkaç prodüktör, birkaç aranjörün “ülkede tutan müzik budur” diye zorla şekillendirilen tarzda şarkılar yapmak yerine, tamamen özgür şekilde müzik yapmak gerçekten çağımızın en iyi yanı bence. Şarkılar evden çıktıkça, stüdyolara daha az ihtiyaç duyuldukça, teknik kalite düşmüş olsa da daha özgür ürünlerin çıkması müzik endüstrisini zenginleştirmeye devam ediyor. Ama tabii bununla beraber işin pr kısmı ve doğru dinleyiciye ulaşmak için bir klip çekme zorunluluğu hala büyük bir sorun. Ama tüm bunlara rağmen insanların odalarından dünyaya merhaba deme, isimlerini bir şekilde duyurma fırsatı hala hayal ötesi bir durum. Doğru kayıt, doğru şirket ya da doğru yöntem, doğru pr, düşük beklenti böyle bir dünyada azıcık mutluluk için yeterli.


Pandemi döneminde yazılan bir şarkı son şarkınız “Kötülüğün Mevsimi”. Pandemi en çok müzik dünyasını etkiledi. Eskiden de mükemmel değildi, özellikle müzisyenden yana çok sorunları vardı ama o halini bile arar olmuşken, eskiye hiç olmazsa dönebilecek miyiz sizce?

Pandemi döneminde, yaşamaktan vazgeçen onca müzisyeni düşündükten sonra müzik üzerine konuşmak çok zor. Beni hayatta en çok korkutan şeylerden biri “Hayatın normale dönme hızı”. Evet hayat tüm kaybettiklerimize, unuttuklarımıza, inandıklarımıza rağmen eskiye dönecek belki daha da iyi olacaktır. Tabi hayatından vazgeçen, kaybettiğimiz insanlar dışında böyle bir dönemde hayat şartlarına yenilip içindeki müzik yapma enerjisini kaybeden aynı anda başka işler yapmak zorunda olan (ki neredeyse başka bir işe sahip olmayan müzisyen tanıdığım yok) iyi müzisyenlerin tekrar müziğe geri dönmeme ihtimalleri çok üzücü.

Şarkınızdaki temenniniz “Bitse Kötülüğün Mevsimi”, biter mi sizce?
Temenni ve dileklerimiz bir gün gerçek olur mu?

Kötülük, iyiliği ayırt etmek için her zaman hayatın bir yerinde duracaktır. Dünya döndükçe yanı başımızda, karşımızda bir yerlerde, bir insanda, bir tanımda, bir duyguda olacaktır. Ama umarım kötülük sindirebileceğimiz kadar az çıkar karşımıza.

Sosyal medya hesaplarınızı takip ettiğimiz kadarıyla müzik dışındaki sanat dallarıyla da ilgileniyorsunuz. Müzik dışında yaptığınız çalışmaları biraz detaylandırabilir misiniz? Bu çalışmalarınızla ilgili mesela yakın gelecekte bir sergi planınız var mı?

Ben uzunca sayılabilecek bir süre dövme yaptım. Çizim işi birazda oradan kalma. Özellikle Pandemi döneminde ilk kez bu kadar yoğun şekilde resim çizdim, heykel yaptım. Kendi etrafımı güzelleştirme ve sevdiklerimle paylaşmak dışında o kadar uzun boylu hayallerim yok sanırım. Hiç değilse çizdiklerim, ya da yaptığım heykeller eve sığmayana kadar.

Şarkıları da her şey gibi çabuk tüketir olduk, daha yeni şarkısını yayınlayan müzisyene “yeni çalışmanız ne zaman?” diye soruluyor ve bu artık normal karşılanıyor. Bu furyada sizin gibi çizgisinde duran çok az müzisyen kaldı artık. Şarkılar eskir mi gerçekten? Eskiten bir düzen içinde miyiz yoksa? Müzik ve seri üretim, hatta yelpazeyi genişletirsek sanat ve seri üretim konusunda ne düşünüyorsunuz?

Hep aynı çizgide olmasa da birbirine yakın kalitede şarkı yayınlayan müzisyenler var aslında. Çok sık şarkı yayınlama işi basit bir “kendini unutturma” “iş yapmaya, konser yapmaya devam edelim” mottosu. Endüstriyi canlı tutmak için bir nevi zorunluluk bazıları için. Bu durum biraz da o  yoldan giden müzisyenin müzik yapma amacı ile alakalı. Ama benim fikrim bu yapılan işi sıradanlaştırıp, birbirine benzetiyor. Ve daha az akılda kalıcı, birbirlerinin yerine dinlenebilir şarkılarla dolduruyor etrafımızı. Ki sorun da değil aslında, keşke herkes iyi ya da kötü müzik yapsa, yapanı cesaretlendirse, yapamayıp yapmak isteyene destek verse. Keşke sorunumuz sadece iyi ya da kötü müzik olsa.


Yeni yıla az kalmışken, yeni yıl hedefleriniz, planlarınız ve dilekleriniz nelerdir?
Röportajı okuyanlara son bir mesajınız var mı?

Yeni yılın ilk aylarında önce prodüksiyonunu tamamen kendi yaptığım ve yeni bir sesi müzikseverlere sunacağımız  “Akvaryum” isimli bir tekli, ardından da kendi teklimi yayınlayacağım.

Kadın cinayetlerinin, felaketlerin olmadığı, hayvan haklarının korunduğu ve bunun ardına sıralayabileceğim binlerce şeyin yok olacağı, kötülüğün normalleşmediği bir dünya diliyorum.



EGEMEN ERDOĞAN Dijital Platformlar
Spotify I Apple Music I Deezer I Fizy I YouTube Music

EGEMEN ERDOĞAN Sosyal Medya

Instagram

OnAir Sahne Sosyal Medya
Instagram I Twitter I Facebook I TikTok


İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir