İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Organoloji: Çalgıbilim


Çalgıları inceleyen bilim dalına organoloji dendiğini biliyor muydunuz? İlkel çağlardan günümüze kısa bir yolculuğa hazır olun. Bugünkü yazımın konusu çalgılar.

Müziğin doğuşu ve kökeni ile ilgili üretilen birçok hipotez doğrultusunda müzik, insanlık tarihinin başlangıcıyla yaşıttır. Müzik malzemesi ise insan doğmadan çok önce doğadaki sayısız ses ve titreşimler ile hazırdır. Kimi kuramcılara göre ilk insanlar, doğanın sesini yansıtmış; kendi sesini bir kuşun bir hayvanın sesine benzetmeye çalışmıştır böylece müzikte ezgi doğmaya başlamıştır. Dolayısıyla ilk çalgının insanın kendi sesi olduğu görüşü üzerinde durulmuştur.

Tarihte üretilen ilk müzik aletinin ne olduğu kesin olarak bilinmemekle birlikte en eski çalgı, bir tür nefesli çalgı olarak karşımıza çıkmaktadır. Arkeolog Ivan Turk’ün Neandertal döneme ait kemik bir flüt ortaya çıkarttığı bilinmektedir. Bir başka görüşe göre ise doğa karşısındaki insan avlanırken taş, kemik, ağaç parçaları vb. birbirine çarpmış ve belki de belli ritmik aralıklarla tekrarlayarak farkında olmadan ilk vurmalı çalgıyı keşfetmiş olabilir. Bu noktada müziğin en temel ögelerinden biri olan ritmin, daha adım bile atamadan önce yaşamsal belirti göstergesi kalp atışlarımızda olduğunu düşününce, “Neden olmasın?” diyor kendi iç sesim de…

İnsanlık tarihine yön veren medeniyetlerin çalgılarından örnekler vermek ve sonrasında günümüz çalgı sınıflandırmasına değinmek istiyorum. Mezopotamya uygarlıklarında ilkel arplara, üflemeli çalgılara, zil kalıntılarına, çan benzeri çalgılara ve Balag adı verilen davula rastlanmıştır. Mısır uygarlığının en önemli çalgılarından biri ise arptır. Hint uygarlığında geleneksel üflemeli çalgı Pungi ve iki adet kabağın birleştirilmesinden oluşan mızrapla çalınan 7 telli Vina, günümüzde de önemli çalgılar arasında yer almaktadır. Çin kültüründe yer ve gök arasındaki uyumu yansıtması gerektiği düşünülen müzik oldukça önemlidir. Çin uygarlığında bilinen en eski telli çalgı, filozof Konfüçyüs’ün de çaldığı 25 telli ve pentatonik dizide akortlanmış bir zither türüdür. Herhangi bir sesin üzerine tam beşli çıkılarak elde edilen dizinin Çin’de geliştiği ve daha sonra tüm dünyayı etkilediği bilinmektedir. Antik Yunan uygarlığına geldiğimizde ise Yunan mitolojisiyle özdeşleşmiş bir figür olarak karşımıza çıkan lirin yanı sıra müzik tarihi açısından oldukça büyük bir öneme sahip olan Pisagor’un yaptığı monokord isimli tek bir telden oluşan çalgıyı görürüz. Pisagor matematik ve müzik arasındaki bağlantıyı ortaya koymuş ve monokord ile aralıklar matematiksel olarak ayırt edilebilmiştir. Roma uygarlığında Yunan ve Mısır uygarlıklarının çalgılarına rastlanmakta, bu dönemde geliştirilen su orgu Roma uygarlığı ile anılmaktadır.

Çalgıların Sınıflandırılması

Günümüzde kullanılan en yaygın sınıflandırma çalgıların çalınış özelliklerine göre düzenlenmiş olan sınıflandırmadır. Buna göre çalgıların yaylılar, üflemeliler, vurmalılar, telliler ve klavyeli çalgılar olarak sınıflandırıldığını görürüz.

Keman ailesi olarak da bilinen yaylı çalgılar, keman, viyola, viyolonsel (çello) ve kontrbastan oluşur. Yaylı çalgıların tuşesinde perde yoktur, yaylıları telli çalgılardan ayıran bir diğer özellik ise tınlayan sesin sürekliliğinin sağlanabilmesidir. Üflemeli çalgılar dediğimize ise tahta (ağaç) ve bakır (metal) üflemeliler olmak üzere iki grupta toplandığını görürüz. Tahta üflemeliler flüt, obua, klarnet, fagot ve saksafon; bakır üflemeliler ise korno, trompet, trombon ve tuba adlı çalgılardır. Günümüzde metalden yapılsa da tınısı hala daha tahta üflemeli özelliğinde olduğu için o gruba dahil edilen çalgılar vardır. Örneğin flüt. Saksafon da metalden yapılsa da kamışlı olması ve üfleme tekniği nedeniyle tahta üflemeliler grubunda yer alır. Bir diğer ismi perküsyon olan vurmalı çalgılar grubunda ise silofon, marimba, vibrafon, glöckenspiel, timpani, bateri, zil, boru ziller yer alır. Telli çalgılara ise arp ve gitar örnek olarak verilebilir. (Kimi sınıflandırmalarda yaylı ve klavyeli çalgılar telli çalgılar grubuna dahil edilir.) Klavyeli çalgılar, tuşlarına basıldığında ses üretilebilen çalgılardır. Örneğin, piyano (mekanizmaya bağlı teller aracılığıyla ses üretilir), org ve akordeon (hava yoluyla ses çıkar), synthesizer (elektronik devreler yardımıyla ses elde edilir). Avrupa’da çalgıların gelişiminde orgun büyük bir önemi vardır. Kilise orgları, kilise dışında kullanılan regal isimli küçük orglar yaygın olarak kullanılmıştır. Rönesans dönemi Avrupa’da çalgıların gelişimi açısından oldukça önemlidir çünkü çalgıların vokale eşlik eden yapıdan çıkarak kendine özgü ifadelerini ortaya çıkarmaları bu dönemde başlar. Orkestra çalgılarının modern görünümlerini almaları ise 19. yüzyılda yaşanan sanayi devriminin etkisiyle gerçekleşmiştir.

Türk müziği çalgıları dediğimizde yaylı, üflemeli, vurmalı ve telli çalgılardan en sık kullanılanlara değineceğiz. Keman, klasik kemençe, Karadeniz kemençesi ve kabak kemane yaylı çalgıları oluşturmaktadır. Kabak kemanenin atasının Türk toplumlarının önemli yaylı çalgılarından biri olan ıklığ olduğu düşünülmektedir. Türk müziğindeki yaylı çalgıların tümü perdesizdir. Öne çıkan üflemeli çalgılar farklı ağaçlardan yapılabilen kaval, zurna, mey ve ney; vurmalı çalgılar ise davul, kudüm, def ya da tef, bendir ve darbukadır. Halk müziğinde kullanılan bağlama (saz), kopuz ve tar ve geleneksel sanat müziği ile özdeşleşen ud, kanun ve tanbur Türk müziği telli çalgılarına örnektir.

Dünyanın her yerinde, ait olduğu kültürden doğan kimi çalgıları ele aldık ve gördük ki insan bir sebeple kendi sesinin dışında bir araçla müzik üretmiş ve çeşitli icatlarla çalgıları geliştirmiştir. Bir insanın çalgısı ile kurduğu ilişki sevgi, emek, özveri ve sabır gerektirir. İlk bakışta sanki karşılıksız bir aşk gibi gözükür. Bir an önce her şey mükemmel olsun istersiniz. Kendinizi en iyi şekilde ifade edebilmek için türlü türlü yollar denersiniz. Ama o hemen karşılık vermez. Hoşunuza gitmeyen sesler yükselebilir… Asla çekip gitmemeniz gerekir. Aslında o da size bir şeyler anlatıyordur, bu bir keşif sürecidir. Şayet dinlemeyi, anlamayı başarırsanız belki de yaşam boyu hiçbir insanın, durumun ya da olayın size yaşatamayacağı kadar büyük bir yaşamsal enerji verir size. Zamanda yolculuğa çıkartır. Duygu ve düşüncelerinizi yargısızca kabul eder, açığa çıkartmanıza izin verir. Eşsizdir. Ne yazıya dökülüveren sözcüklere benzer ne de ağızdan çıkıp gidenlere…. Kimisi için cansız bir nesnedir çalgı; belki sadece bir dekordur… Müzisyen için ise vazgeçilmezdir. Yalnız iş ve aşk iç içedir… Bir an gelir ya hayatla çatışır ya da kendisiyle. Yaşamak zorundadır. Çatışmayı sürdüremez. İçinden ağlasa da çalgısıyla el ele gülümser. Yine de şanslı sayılabilir; çünkü çalgısıyla kaldığı zamanlarda bilmelidir ki sahteliklerin içindeki gerçeği özgürce yaşayabilir. Benim de dileğim bu. Bir çalgım var. İçimde de yaşamın sesi. İnanıyorum ki bir zaman gelecek ve birlikte, özgürce seslere sarılacağız…

Müzikle, sevgiyle.

İdil Güney Şimşek

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir