İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Polisiye Yazarı Banu Akeloğlu ile Son Kitabı “Fani Öyküler” Hakkında Konuştuk


• Merhaba Banu Hanım. Yakın zaman önce sizi Gazete Sanat Çocuk’ta konuk etmiştik. Bu kez “Fani Öyküler” adlı kitabınız için birlikteyiz. Fâni Öyküler’in ortaya çıkış öyküsünü anlatır mısınız?

Öncelikle belirtmek isterim ki, sizlerle yeniden buluşmak çok güzel. Yaklaşık iki senedir, Adana 5 Ocak Gazetesinde polisiye köşe yazarlığı yapıyorum. Pandemi dönemindeki kısıtlamalar boyunca evde sıkılan ve monotonlaşan hayatlarından biraz olsun bu öykülerle sıyrılan okurlardan çok hoş ve benim için çok kıymetli olan dönüşler aldım. Belirttiğim gazete, Adana’nın köklü bir yerel gazetesidir. İstedim ki, yazdığım minik öyküleri sadece hemşerilerimin değil, tüm Türkiye’nin okuyabileceği bir kitap haline getireyim. Bu fikirle, tüm öyküleri derleyip kitap haline getirip, tüm okurlarımın beğenisine sundum.

• Fâni Öyküler’de okurları neler bekliyor? Tehlikeli ve sürprizlerle dolu bir yolculuk bekliyor diyebilir miyiz?

Fâni Öyküler, okurları bambaşka hayatlarla ve ölümlerle tanıştırıyor. Çevremizde böyle olayları çok sık görmeyiz ama bu kitapla okuyucular kendilerini, bir FBI soruşturmasının ortasında ya da Ernesto Che Guevara ile macera dolu bir yolculukta, kargaların gizemli hayatlarında ve şaşırtan sürprizlerle dolu cinayetlerin ortasında bulacak.

• Polisiye yazarlığına adım atmaya nasıl karar verdiniz?

Ben meraklı, kuruntulu ve takıntılı bir insanım. Gün içerisinde rutin zamanlar geçirirken, birisiyle oturup sohbet ederken, aklımın bir kenarında hayal gücüm bana hep hikayeler fısıldar. Detaylara çok önem veririm ve her bir normal insanın, aynı beden içerisinde farklı bir karanlık tarafının olduğuna inanırım. Kendilerinin de farkında olmadığı bu karanlık taraflar, sanki bana bir aynadan yansır gibi görünür. İşte o noktada, kelimeler sayfalara dökülür. Sayfalara dökülen bu hikayelere baktığımda ise hep suç odaklı olduklarını fark ettim ve bir anda kendimi polisiye edebiyatının içinde buldum.

• Siz ayrıca Türkiye Polisiye Yazarları Birliği’nin üyelerindensiniz. Burada yürütülen ya da yakında başlayacak olan projeler var mı?

Türkiye Polisiye Yazarları Birliği, çok özel yazarların bir araya gelip çok güzel şeyler yaptığı bir birlik. Maalesef pandemi sebebi ile planlanan bir sürü proje askıya alınmış durumda. Peki bu süreçte boş mu durdunuz diyeceksiniz. Tabii ki hayır. Geçen sene pandemi sebebi ile çevrimiçi gerçekleştirilen yılın en iyi polisiye romanına verilen Kristal Kelepçe Ödül Töreni, bu sene yirmi üç yazarın katılımı ile Pera Sineması’nda gerçekleşecek ve muhteşem törenle sahibini bulacak. 2020 yılında, Ayfer Kafkas’ın İnkılâp Kitabevi’nden çıkan Divina’nın Bileziği adlı kitabı, Kristal Kelepçe Yılın Polisiye Romanı Ödülü’ne layık görülmüştü.

• Okurların, medyanın, yayınevlerinin polisiye romanlara ilgisini nasıl buluyorsunuz?

Türkiye’de polisiye edebiyatının hak ettiği yerde olmadığını düşünüyorum. O kadar değerli ve olağanüstü polisiye yazarları var ki, bilinirlikleri hak ettiği yere gelse, dünya çapında yazdıklarının fark edileceğinden eminim. Popüler kültür maalesef insanları yönlendiren en büyük faktör. Polisiye romanlar, insanı farklı düşünmeye iten ve farkındalığı arttıran romanlardır. Gönül ister ki yazarlarımız hak ettiği yere gelsin ve polisiye romanlar daha çok okunsun.

• Yayın dünyasının pandemi ve ekonomik sebeplerle zorluk yaşadığı bir dönemde çıktı Fani Öyküler kitabınız. Bu konuyla ilgili düşüncelerinizi paylaşabilir misiniz?

Aslında tam zamanında çıktığını düşünüyorum. İnsanlar bu süreçte evlere kapandı, daha çok kendilerine vakit ayırır ve farklı hobilere yönelir oldu. Az önce bahsettiğim gibi, yazdığım bu minik öyküler, onları oturdukları yerden çok uzak, tehlikeli ve heyecanlı yerlere götürdü. Bu sebeple bu kitabın da bu süreçteki değişen alışkanlıklarla birlikte daha çok kişiye ulaşacağına inanıyorum.

• Geçmişten bugüne yaptıklarınızı değerlendirdiğinizde, bu röportajı okuyup polisiye yazarı olmak isteyecek genç yazarlara önerileriniz ya da uyarılarınız olur mu?

Onlara naçizane tavsiyelerim olabilir. Polisiye yazmak sadece bir kurguyu, satırlara dökmek demek değildir. Kitaplarında bazı yanlışlar olmaması için çok iyi araştırma yapmak gereklidir. Ben de ilk kitabım da bu tarz yanlışlar yapmışımdır muhakkak, mesela çok yazılan yanlışlardan biri, polisin bir suçluyu tutuklamasıdır. Aslında polisin tutuklama yetkisi yoktur. Bu sebeple birimler arası hiyerarşiye dikkat etmek gerekir. Diğer yandan klişelerden de uzak durmalarını tavsiye ederim. Mesela kaba veya ağzı bozuk polis karakterleri yazılıyor hep. Bu artık klişe haline gelen, yanlış bir anlatım bence. Öyle ki, ilk kitabımda gayet centilmen ve kibar bir polis karakteri çizdiğim için bazı okurlardan eleştiri aldığımı da belirtmek isterim.

• Önümüzde yeni bir çalışma var mı?

Yazmayı sevdikçe ve yazdıkça farklı dünyaları keşfettikçe yeni çalışmalar hep olacak. Pandemi sebebi ile hayata geçiremediğim ve ilk fırsatta gerçekleştirmek istediğim, “Çalışan Eller” temalı bir fotoğraf sergisi fikri var. Umarım bunu kısa vadede organize edebilirim. Diğer yandan, hayal gücüm elverdiği sürece yeni öyküler ve yeni kitaplar yazmaya devam edeceğim. Fâni Öyküler henüz çok yeni ama şimdiden yeni bir polisiye roman çalışmasına da başladığımı söylemek isterim. Yine pandemi sürecinde düşündüğümüz ama bir türlü fırsat bulup da çekimlerine başlayamadığımız mini cinayetler kısa film serimiz var. Önümüzdeki günler bize ne gösterecek bilmiyorum ama sağlıklı oldukça üretmeye ve yazmaya devam edeceğim.


İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir