İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Rabia Çelik: Resimlerimde kendim gibi varoluş serüveninde kendini arayan bir kızı resmediyorum.

“BALIK HERŞEYİ BİLİYOR sergisinden”

Kulaklarım varoluşun uğultusuyla dolu. 

Etim zonkluyor ve açılıyor. 

Bedenim evrensel uğultuya bırakıyor, kendini.

Sarmal,  iç içe geçiş bir girdap. Kayboluyorum.

Bu nasıl bir devinim? Bu uğraş niye?

Var mıyım gerçekten?

Kendi varoluşunu arayan ve bunu kendi uzlet alanlarını oluşturup kaçmakta bulan bir genç kadın görüyorum…

Bu çığlık çığlık sessizlik içinde tek çare hayal kurmak.  Kaçmak

Tüm kavanozlarımı doldurmak. Hayal Kurmak. Beklemek.

Etim zonkluyor ve açılıyor, kendini bu evrensel uğultuya bırakıyor

Odamda yükselen çığlık;  Adam düşünür,  at düşünür, koyun düşünür inek düşünür,  köpek düşünür,  Balık düşünmez.

Balık Sessiz ve ifadesiz.  Çünkü balık her şeyi bilir

Bir ona anlattım…

Elif Patan: Yıldız Teknik ve Marmara Üniversitelerinde eğitim aldığın sırada, üniversitelerin düzenlediği karma sergilere katıldın. Ardından Siemens, Base, Galeri Muaf ve Tüyap’ın düzenlediği karma sergilerde de yer aldın. Sanat hayatına baktığımızda devamlı bir üretim halindesin. Süreçten biraz bize bahseder misin?

Rabia Çelik: Resim benim için lisenin ilk yıllarından beri bir kaçış alanıydı. Kendimi kapattığım ve dinlediğim sırada ortaya çıkan bir üründü. Yıldız Teknik Üniversitesinde Tasarım Basım Yayıncılık bölümünde okuduğum yıllarda yine aynı okulda bölüm başkanımız olan Öğr.Gör. Burak Satar’la tanıştıktan sonra tüm perspektifim değişti diyebilirim. Sanata daha profesyonel bir gözle bakmaya başladım ve onun gözetiminde desen derslerine yöneldim. YTÜ’den mezun olduğum sene Marmara Güzel Sanatlar Fakültesi Resim bölümünü kazandım. İlk yılında bir video işle katıldığım Siemens sergisi ve mezun olduğum sene girdiğim BASE sergisinde bir resmim sergilendi. Sonra bir puzzle gibi her şey yerine oturmaya başladı  ve dediğiniz gibi art arda gelen yarışmalar katıldığım sergiler süreci daha da lezzetli hale getirdi.

Elif Patan & Rabia Çelik

Geçtiğimiz aylarda Merkür Art Gallery’de “Balık Her Şeyi Biliyor” adlı ilk kişisel sergin düzenlendi. Resimlerine baktığımızda devamlı tekrar edilen nesneler görüyoruz. İçinde misket gibi çeşitli nesnelerin bulunduğu kavanozlar, bir döngü halinde daire çizen balıklar… Serginin ana teması üzerine bilgi verir misin? Resimlerinde neyi anlatmak istiyorsun? 

Biraz kendimi anlatıyorum aslında. Gerçekte burada bir genç kızı kendi çocukluğumu izliyorum

Resimlerimde her an bir samimiyet peşinde koşuyorum. Onlara anlamlar yüklemeye çalışmaktansa kendi anlamalarını bulmalarını bekliyorum.

Kendi varoluş serüveni de öyle olmaz mı insanın? 

Yaşar bekler ne olacağına bakar yine yaşar ve izler.

Hayaller kurar, umut eder ve izler. Bu döngü böyle sürer gider.

Resimlerimde kendim gibi varoluş serüveninde kendini arayan bir kızı resmediyorum.

Sıkışık bir dünyada kendine has yöntemlerle kendi kaçış alanlarını arayan.

Hayallerini geleneksel turşular gibi kuran ve olmasını bekleyen. 

Bense; onu ve arkadaşlarını gözlemliyorum tüm samimiyetimle… 

Kısaca kendi serüvenimden izler var tuvallerde. Kavanozlarda çocukluğumdan kalma oyuncakları ve değer verdiğim şeyler yer alıyor.  Çünkü bazı şeyleri olgunlaştıran zaman. Bugün bakmak  hoşuma da gidiyor. ☺  Ayrıca beton kullanarak yaptığım çalışmalarım onun sanatsal bir anlatı olarak nötrlüğünün yanı sıra yaşamın manevi ağırlığını simgeliyor. 

Resimlerinde gördüğüm bavullar da çocukluk döneminde devamlı yer değiştirmenden kaynaklı olarak mı yer alıyor?

Bavullar aslında bir kaçışı simgeliyor. Gitme isteğinin resme yansıdığı nesne olarak karşımızda beliriyor. Gitmek istersin ama seni durduran bir şeyler vardır hep. Gidemezsin ama kenarda değer verdiğin her şeyi topladığın bir bavul ayağının ucundadır. Aklındaki bir fikrin somut hali olarak köşede durur öylece.


Resim yaparken nelerden esinleniyorsun? Seni etkileyen bir şey var mı?

Etkilenmek aslında bir süreç, sanatçı için. Sen büyürken gizli bir hafıza kartında birikiyor tüm renkler, çizgiler, sivri köşeler…

Sanatta üretim süreci uzun ve zahmetli bir yol. İlk kişisel sergine hazırlanman ne kadar zamanını aldı?

Sanırım son 27 sene ☺ ama resimlerin yapım süresini soruyorsan 5 ay

Üretim sürecin kaç aşamadan oluşuyor?

Dediğim gibi o kızı izliyorum aslında sürekli gözümün önünde. Arka arkaya eskizler geçiyor kafamdan . Binlerce çizim var eskiz defterlerimde bir çoğu da laptopumda. Sonra akıl hocalarımla kritikler yaptığım bile oluyor üzerlerine. Son olarak ise tuvale geliyor sıra, aralarından en çok istediğimi seçiyorum ve  başlıyorum.

Ürettiğin bir resmin seni tatmin etmediği oldu mu? Ben bazı yazılarımı ilk yazdığımda beğenmiyor ve paylaşmaya değer bulmuyorum. Bir iki yıl sonra o yazıya yeniden baktığımda düzenlediğim ya da hiçbir değişiklik yapmadan paylaştığım oluyor. Ama o ilk an bazen yetersizlik hissi yaratıyor. Sen de yaşıyor musun bunu?

Sanatta en önemli şey bence bir şeyin nerde bittiğini anlamak. Bu bir his. Ama mesela 2018 yılında yaptığım bir çalışmamda yarattığım karakterin yüz hatlarını beğenmediğim için 2020 senesinde değişiklik yapıp kullanmayı planladığım bir çalışmam var benim de. 

Örneğin Picasso’nun Guernica resmini bir türlü bitiremediğinden bahsedilir. Hiç içine sinmemiş, yüzlerce yaptığında bile. Ta ki en sonuna kadar… 

Bazen üretim süreci beni de tatmin etmiyor. Aylarca kendimi kapatıp resim yaptığım oldu. Hatta resim yaparken ağladığım bile oldu . ☺ Benzer bir çok deneyim yaşadım senin gibi.

Etkilendiğin ressamlar var mı?

Hepsi… Her resim artı veya eksi etkiliyor beni. Vay güzel renk ya da of ne kötü dediğim çok şey oluyor. Ama en çok sevdiğim ressamlar Egon SCHIELE ve Gustav KLIMT.

Gelecekteki çalışmalarında ilk sergideki konu çizginden mi devam etmeyi planlıyorsun?

Bak bu bir sır. Kızı büyütüyorum diyebilirim. Arada sırada sırlarını ortaya koyacağım gibi gözüküyor ☺

Gelecek Çalışmaların hakkında bilgi alabilir miyiz?

Şuan iki akıl hocam var. Galeri Merkür’ün sahibi Sabiha Kurtulmuş ve Burak Satar. Ortaya çıkan tüm kompozisyonları beraber konuşuyoruz, sıraya koyuyoruz, seçiyoruz. Dediğim gibi sırları yavaş yavaş izleyici ile buluşturacağım umarım… 

Son olarak seninle aynı tutkuya sahip olan ve resme yeni başlayanlara neler önerirsin?

Öncelikle bu işin eğitimini almak gerçekten çok önemli sadece çizim değil sanat ve insanlık tarihide çok çok mühim. Sanatı anlamak ve hissetmek gerekli. Resim sadece bir hobi değil bir bilim aynı zamanda. Kendi sanatsal dillerini  yaratma kısmına gelinceye kadar ellerine ne geçiyorsa çizsinler okusunlar gidip görsünler. ☺  Veee hocalık yapayım, hemen gidip bir boş defter edinsinler.

Röportaj: Elif Patan

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir