"Remains of a Walked Path" / "Yürünmüş Bir Yoldan Arta Kalanlar" - Diren Demir | GAZETE SANAT İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

“Remains of a Walked Path” / “Yürünmüş Bir Yoldan Arta Kalanlar” – Diren Demir

(Scroll Down for EN)

“Yürünmüş Bir Yoldan Arta Kalanlar”, 2019
Diren Demir

Paulo Coelho’nun “Hippi” adlı romanında Paulo ile Karla’nın Amsterdam’dan başlayan ve Katmandu’ya doğru sürecek olan macerası konu edilir. Diren, bu kitabı Hindistan yolculuğunda yanında götürmüş ve Amsterdam’a doğru giden ters istikametteki rotasında okumuştur. Kitap, Paulo’nun gözünden 1970’lerin dünyasını anlatırken iki ana mekanı kendisine mesken tutar: İstanbul ve Amsterdam.

Diren, Be Mobile Create Together sanatçı rezidansı programı sırasında, bu iki şehri birbirine bağlayarak kültürler arası konuşulmamış ortak bir belleği açığa çıkardığını düşündüğü bu izlenimlerin peşine düşer; Paulo ile Karla’nın Amsterdam ve İstanbul’da ayak bastığı bireysel hafıza alanlarını Polaroid’ler ile belgeler.

“Yürünmüş Bir Yoldan Arta Kalanlar” serisi, tarihin bellek mekanlarında bıraktığı yıkımı, dönüşümü ve izleri ifşa eder. Bu alanlardan bir kısmı artık yok olmuştur, bir kısmı işlevini değiştirmiştir ve bir kısmı da 70’lerdeki halini hala korumaktadır…

//

“Remains of a Walked Path”, 2019
Diren Demir

Paulo Coelho’s novel “Hippie” tells the adventure of Paulo and Karla, starting from Amsterdam and going to Kathmandu. Diren took this book with him on his journey to India and read it on his opposite route towards Amsterdam. As the book tells the world of the 1970s through Paulo’s eyes, it maintains two main locations: Istanbul and Amsterdam.

During the Be Mobile Create Together residence program, Diren pursues these impressions by linking these two cities together, documenting the individual memory spaces that Paulo and Karla have been in Amsterdam and Istanbul, with Polaroids.

The “Remains of a Walked Path” series reveals the destruction, transformation and traces left in the memory spaces of history. Some of these areas have now disappeared, some have changed their function, and some are the same as they were in the 70’s.





Dikilitaş”, 2019
 “1970 yılının Eylül ayında dünyanın merkezi olma şerefi için yarışan iki mekan vardı: Londra’daki Piccadilly Circus ve Amsterdam’daki Dam Meydanı…”
syf. 19



The Movies”, 2019
“Karla bütün akşamüstünü Dam Meydanı’nda oturarak harcamadı, çünkü hem yağmur başladı hem de falcı kadın beklediği kişinin ertesi gün geleceğini söylemişti. Sinemaya gitmeye karar verdi. 2001: Bir Uzay Destanı’nı izleyecekti, bilimkurgu filmlerine pek ilgi duymasa da herkesten bu filmin bir başyapıt olduğunu duymuştu…” syf. 63


Mellow Yellow”, 2019
(Dünya’nın ilk Coffee Shop’unun son fotoğrafı…)
“Karla coffee shop denen, envai çeşit esrar ve haşiş satan kafelerden birine girdi, ama uyuşturucu satın almak yerine bir kahve içip müşteri kızlardan biriyle konuşmayı tercih etti. Kız da kendisi gibi Hollandalıydı, yolunu kaybetmiş gibi bir hali vardı ve kahve içiyordu. Adı Wilma’ydı. Paradiso’ya gitmekten bahsetseler de çok geçmeden fikir değiştirdiler, ne de olsa artık modası geçmiş bir mekan sayılırdı, aynı şey orada satılan uyuşturucular için de geçerliydi. Turistler için ilginçti, sunulan şeylere zaten kolayca erişebilen kişiler içinse sıkıcı.”
syf 64



“Kraliyet Sarayı”, 2019
 “Hiçbir şey yapmıyor olmasına rağmen son derece meşgul bir hali vardı, meydanın karşısındaki binayı ve etrafındaki hippileri izliyordu. İnsanlarla muhabbet kurmak istiyor olmalıydı, ama çekingen –hem de aşırı çekingen- olduğu gözlerinden belliydi.
…  Dikkatini tekrar önündeki binaya yöneltti, gerçekten muazzam bir mimariye sahipti. Europe on 5 Dollars a Day de buranın 13.659 adet kazık üstüne inşa edilmiş bir kraliyet sarayı olduğunu belirtiyordu (yine de aynı rehberde, pek kimse bilmese de şehrin tamamının kazıklar üzerine inşa edildiği söyleniyordu). Kapıda nöbetçi yoktu, turist kafileleri, upuzun kuyruklar… Bunlar Paulo’nun orada bulunduğu süre boyunca asla adım atmayacağı türde mekanlardandı…”
syf. 70 / 72



Paradiso”, 2019
 “Karla’nın kendisini davet ettiği –Paradiso gibi imalı bir isme sahip- gece kulübünün binası aslında bir… kiliseydi. On dokuzuncu yüzyıldan bir kilise. Yerel bir dini cemate barınak için inşa edilmiş, bu cemaat Luther Reformu’nun üstüne yapılan bir reformu savunsa da 1950’li yıllarda kilisenin pek gelip gideni kalmamıştı. 1965 yılında binanın bakım masrafları iyice artınca son müminler de binayı terk etmişler, mekanı iki yıl sonra işgal eden hippiler ise ana salonda tartışmalar, atölyeler, konserler düzenlemiş, siyasi aktiviteler yürütmüşlerdi.
 Çok geçmeden polis hippileri kovunca bina bir süre boş kalmış, sonra bir gün hippiler sayıca katlanarak dönmeye başlamıştı. Polis meseleyi çözmek için ya şiddet kullanacak ya da oluruna bırakacaktı. Sapkın uzun saçlıların temsilcileriyle belediyenin şık giyimli görevlilerinin yaptıkları bir görüşmenin ardından eski sunağın bulunduğu yere bir sahne kurulmasına izin çıkmıştı. Atılan her bilet için vergi ödedikleri ve binanın arka tarafındaki vitrayları kırmadıkları sürece kalabilirdiler…”  

syf. 91


Paradiso’nun Bolkonu”, 2019
 “Ana salonun çevresindeki balkonlardan birisine çıktılar. Akustiğin bir mucizesi neticesinde balkonda ses azaldığı için aşağıdaki aşırı yüksek müzikten rahatsız olmadan biraz laflayabildiler. Ama ikisinin de içinden konuşmak gelmiyordu. Balkonun kenarındaki ahşap korkuluklara yaslanıp aşağıda dans edenleri seyretmeye koyuldular…”
syf. 93



“Yel Değirmenleri”, 2019
“Sonunda yel değirmenine ulaştılar. Değirmenin önüne bir turist kafilesi, rehberlerine kulak vermişlerdi: “…değirmenlerin en eskisi –telaffuz etmesi imkansız bir isim-‘dendir, en yükseği ise –telaffuz etmesi imkansız bir isim-‘dendir, mısır, kahve çekirdeği ve kakao öğütmek, yağ üretmek için kullanılmışlar, keresteleri gemilere dönüştüren denizcilerimize katkıda bulunmuşlar, bu sayede bizi uzak denizlere ulaştırarak imparatorluğun genişlemesini sağlamışlardır…”
syf. 112



“Geri Dönüş”, 2019
“Dönüş yolunda uğradıkları duraklardan birinde otobüse bir kadın bindi, koluna üstünde “resmi görevli” yazan bir kolluk taktı ve teker teker biletleri kontrol etmeye başladı. Sıra Paulo’ya geldiğinde Karla başka tarafa baktı.
 “Biletim yok,” dedi Paulo. “Otobüsü bedava sanıyordum…”
syf. 112



“Gülhane Kıyısı”, 2019
 “Karla’nın gideceği yer , en azından teoride, hiçbir turist rehberinde bulunmuyordu. Boğaz’ın kıyısına indi ve Avrupa’dan Asya’ya uzanan kırmızı köprüyü izledi. Bir köprü! Birbirine alabildiğine uzak ve iki kıtayı birleştiren bir köprü! Art arda sigaralar içtikten sonra güneşlenmek için üstündeki edepli bluzun askılarını azıcık aşağı indirdiği anda yanında birkaç adam belirip muhabbet açmaya çalışınca üstünü toparlayıp yer değiştirmek zorunda kaldı.”
syf. 176



“Mısır Çarşısı”, 2019
“…Epeyce uğraşıp aradıktan sonra bir sufizm merkezi bulmayı başarmıştı ancak orada dans eden dervişlerle karşılaşacağını pek sanmıyordu. Amacına ulaşmak için –Karla ile rastlaşamadığı- çarşıya gitmiş ve geçenlere “derviş“ diyerek kutsal dansı taklit etmeye başlamıştı. Çoğu kişi gülüp geçmiş, kimileri onu deli sanmış ve savrulan kollarına çarpmamak için uzağından geçmişlerdi…”
syf. 184



“İlk Lokanta”, 2019
 “Bindikleri otobüs köprüye saptı. Boğaz’ı çıt çıkarmadan, dini bir ayinmiş gibi huşu içinde geçtiler. İlk durakta inip yürüyerek Asya yakasının kıyısına indiler. Deniz kenarında masaları muşamba kaplı beş-altı lokanta vardı. İlk lokantaya oturdular. Karşılarında uzanan manzarayı izlediler, bu şehirde anıtlar Avrupa’daki gibi aydınlatılmamıştı…”
syf.219



“Koridor”, 2019
“…Broşürde yazanları okusalar da karşılaşacaklarına hiç hazırlıklı değildiler: koridorlarda tıklım tıkış yürüyen binlerce insan, çeşmeler, lokantalar, dua mekanları, kafeler, kilimler, üstüne bir de ancak Fransa’daki en lüks mağazalarda bulunabilecek türden incecik işlenmiş altın takılar, her türlü kumaştan ve renkten giysiler, ayakkabılar, bin bir çeşit halılar, gelen geçene aldırmadan işlerini icra eden zanaatkarlar…”
syf. 239


“LSD ve Kirişler”, 2019
“Karla, Marie’nin gözlerini tavana diktiğini fark etti; kirişlere, kubbelere bakmaktaydı, bir süre sonra gülümsemeye başladı ve tek söyleyebildiği, ‘Muhteşem… muhteşem…’ oldu.”
syf. 240


“Çıkış”, 2019
“Tapınaktan niye çıktık ki?”
Karla yan gözle Marie’ye baktı.
“Oranın tapınak olmadığını ben de biliyorum, mecaz olsun diye söylüyorum. Adımı biliyorum, seninkini de, hangi şehirde olduğumuzu ve nereye gittiğimizi de – İstanbul’dayız, ama her şey gözüme farklı görünüyor, sanki…’
Aradığı sözcükleri bulması birkaç saniye sürdü.
“… sanki bir kapıdan geçmişim ve tanıdığım herkesi geride bırakmışım, endişelerimi, bunalımlarımı ve şüphelerimi de. Hayat gözüme daha sade görünüyor, ama bir yandan da daha zengin, daha neşeli. Özgürüm.”
syf. 244







About the Artist:  Diren is a backpacker interdisciplinary artist who follows the guidance of the journeys in his life and artworks, as being impressed by Beat Generation. During his travels, he’s invented an anti-elitist gallery concept in a guerilla way, its called “Art Space Project”. Since Diren started this Project in a village of Fethiye in 2016, more than 30 art spaces have been established. Diren takes these paintings to the next city in his backpack, sets up new street exhibitions and gets new drawings, Art Space Project is an interactive exhibition that works for the accessibility of art and grows constantly. He has also presented an Online Exhibition for everyone else. Diren believes that art happens in everywhere and in every moment. His intention in Art Space Project is to prove it.

 As being impressed by the process he had spent in Ancient Greek depatment at University of İstanbul in 2016, he left the school and hichhiked to the ancient cities and temples. Then he started to study Sculpture at Marmara University Faculty of Fine Arts and Philosophy at University of İstanbul as a second degree in 2017. Therefore “Paganism” and “reinterpreted ritual” concepts have been evident themes on his artworks. Because of the political situation, most of his artworks are also based on activism and disclosure practices.

 İn 2018 he designed a project as a solution for disabled people whose can’t able to reach to the cultural places and galleries, it’s called ”Non-Barrier Art Map“ which has been chosen 1.st Project of the “Art and Culture” category in HEG social responsibility project competition. İn 2019, his Project ”Produce for Art“ which is based on developing reuned village schools by providing assistance and materials to fine art students whose can not afford their art ideas, has been chosen as the best in “Art and Culture” category again.

 His literary works are mostly related to “LGBTİ+ History”, “Music” and “Art” topics. İn 2018, he translated “S.T.A.R”. (”Street Transvestite Action Revolutionaries“, Sub Press) to Turkish. İt is one of the first books about transgender visibility in Turkey. İn 2019 he wrote the book “A Night of June: Biographical Analysis of the Stonewall Riots” (org: “Bir Haziran Gecesi: Stonewall Devriminin Biyografik Çözümlemesi” , Kaos Çocuk Parkı Publishing) In the same year, Diren was selected for the artist in residency program conducted between the European Union and Turkey, called “Be Mobile, Create Together”. With the support of the Dutch Consulate, he produced conceptual performing artworks and photo series at the Rast Theater in Amsterdam. His Artworks met a distinguished audience in the Netherlands.   In 2020, he presented series of seminars about LGBT + history on various of associations and communities. In the same year, he focused on “Live Art” projects under the roof of Performistanbul. He is one of the participants of the “Contemporary Art and Curatorship” program carried out in cooperation with Open Dialogue and Akbank Art Center.  Since June 2020, he has been presenting the radio show “Wild Side” on Radio Modyan featuring avant-garde/queercore music and LGBT + artists.


Sanatçı Hakkında: Diren, Beat Jenerasyonu akımından etkilenerek hayatında ve sanat üretiminde yolculuklarının rehberliğini takip eden gezgin bir disiplinler arası sanatçıdır. Seyahatleri sırasında, “Art Space Project” olarak adlandırılan gerilla tarzında bir anti-elitist galeri konsepti icat etti. Bu Projeye 2016 yılında Fethiye’nin bir köyünde başladığından beri insanların sanatla iç içe olduğu 30’dan fazla sanat alanı kuruldu. Diren bu resimleri sırt çantasında bir sonraki şehre taşıyor, sokak sergileri kuruyor ve yeni çizimler alıyor. Art Space Project bu yönüyle sanatın erişilebilirliği için çalışan ve devamlı büyüyen interaktif bir sergidir. Projenin başlaması ile üretilen eserlerin herkesin erişimine açılması için online bir sergi de hazırlandı. Diren, “Sanatın her yerde ve her an gerçekleştiğine”  inanıyor. Art Space Projesindeki niyeti bunu ispatlamak.

 2016 yılında İstanbul Üniversitesi’nde Antik Yunan Dili ve Edebiyatı bölümünde geçirdiği süreçten etkilenerek okulu bıraktı ve antik kentlere ve tapınaklara otostop çekti. Daha sonra 2017 yılında Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nde Heykel ve ikinci öğretim olarak İstanbul Üniversitesi’nde Felsefe eğitimi almaya başladı. Bu nedenle “Paganizm” ve yeniden yorumlanmış “ritüel” kavramları eserlerinde öne çıkan temalar oldu. Siyasi durum nedeniyle, eserlerinin çoğu da aktivizm ve “ifşa etme” pratiklerine dayanıyor.

 2018 yılında kültürel yerlere ve galerilere ulaşamayan engelli insanlar için bir çözüm olarak tasarladığı “Engelsiz Sanat Haritası” HEG sosyal sorumluluk proje yarışmasında “Sanat ve Kültür” kategorisinde en iyi seçildi. 2019 yılında sanat fikirleri olan ama üretim masraflarını karşılayamayan güzel sanat öğrencilerine yardım ve materyal sağlayarak köy okullarını geliştirmeye dayalı projesi “Sanat ve Kültür” kategorisinde tekrar 1.’lik ödülüne layık bulundu.

 Edebi eserleri çoğunlukla “LGBTİ + Tarih”, “Müzik” ve “Sanat” konuları ile ilgilidir. 2018 yılında “S.T.A.R” çevirisini yaptı. (“Sokak Travestileri Hareketi Devrimcileri”, Sub Press). Türkiye’de transgender görünürlüğü ile ilgili ilk kitaplardan biridir. 2019 yılında “Bir Haziran Gecesi: Stonewall Devriminin Biyografik Çözümlemesi” (Kaos Çocuk Parkı Yayınları) kitabını yazdı. Aynı yıl Avrupa Birliği ve Türkiye arasında gerçekleşen “Be Mobile, Create Together” sanatçı rezidans programında Hollanda Konsolosluğu’nun desteği ile Amsterdam’daki Rast Tiyatrosu’nda kavramsal performans çalışmaları üretti. 2020’de çeşitli dernek ve topluluklara LGBT + tarihi hakkında seminerler sundu. Aynı sene Performistanbul’un “Stay LİVE at Home” projesi altında “Canlı Sanat” projelerine yoğunlaştı. Açık Diyalog ve Akbank Sanat işbirliği ile yürütülen “Çağdaş Sanat ve Küratörlük” programının katılımcılarından biridir. Haziran 2020’den beri Radyo Modyan’da, LGBT+ sanatçıların avangart/queercore müziklerini ön plana çıkardığı Wild Side adlı radyo programını sunmaktadır.

Yazarlarımızdan Damla Karakuş sanatçı Diren Demir ile online sergisi üzerine bir röportaj gerçekleştirdi. kadınvekadın.net’de yayınlanan röportajı okumak için aşağıdaki linke tıklayın.

https://www.kadinvekadin.net/yurunmus-bir-yoldan-arta-kalanlar-dijital-sergisi-uzerine-soylesi.html