İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Sanat ve İletişim


Yazan: İdil Güney Şimşek

Crockett’in deyişiyle “Matematiksel açıdan, sanat iletişim kümesinin bir üyesidir.”

Toplumsallaşmanın vazgeçilmez bir ögesi olan iletişim; siyaset biliminden psikolojiye, sosyolojiye uzanan pek çok disiplinle kesişen bir noktada yer alır. Sanat da iletişimle yakından ilgili bir alan olarak karşımıza çıkar.

Sanatın iletişim ihtiyacı ile doğan ve gelişen bir yaratım süreci olduğunu söyleyebiliriz.  

Tarih öncesi dönemde ağıtların, destanların, masalların, heykellerin ve dansların gündelik hayatın önemli bir parçası olduğuna dair bulgular varken yazının icadı, teknik ve teknolojik buluşlarla birlikte sanatın çeşitlendiğini ve günümüze geldiğimizde çok farklı bir boyuta ulaştığına tanıklık ediyoruz.

Peki, sanatsal iletişim ne ifade ediyor?

İletişim dediğimizde kaynak, iletici ve alıcı gibi ögeler olduğunu biliyoruz. Sanatsal iletişimde kaynak eseri üreten birey; ileti sanat yapıtı, seyirci, dinleyici, okuyucudan oluşan hedef kitle ise alıcıdır. Üretenin iletişim ihtiyacı sonucu ortaya çıkan yapıt, yeni bir iletişim sürecini başlatır ve alıcıdan gelen tepkilerle tekrar kaynağa ulaşır.

“Sanat, karşıdakiyle konuşmadır. Ama bu konuşma, ne kadar derin, dramatik özelliğiyle düşündürücü ise, o kadar anlamlı olur.”  (Turgut, 1991)

Modernleşme ile sanat yapıtının sanatsal işlevinin önemini yitirdiği bir sürece girdiğimizi gözlemlemekteyiz. Sanatsal iletişimin yaşanması için alıcıdan beklenen yoğunlaşma süreci yerini oyalanmaya bırakmış; derin düşünme eyleminin karşısına düşüncelerin dağıtılması ve kısa süreli algılama eylemleri çıkmıştır.  Kabaca derinlik yerini yüzeyselliğe, özgünlük, tekillik ise kopyalanabilirliğe bırakmıştır.

“Sanat alanında; tüm bilim alanlarından farklı olarak, önce arz oluşur, sonra da talep… Yani sanat, talebe göre ürün vermez, verdiği ürüne göre talep yaratır. Bir başka deyişle, her sanat yapıtı kendi alıcısını oluşturur.” (Erinç, 1997)

Artık kitlelerin sanatı algılama biçimleri, sanatın üretim biçimi, amacı ve hatta sanatçının amacı dahi değişmiştir diyebiliriz.

Toplumun önünde ve kitleleri kendine çekebilecek güçte olması beklenen yapıt, kitlelerin talebine göre arz edilen ve stratejik planlama gerektiren bir piyasa ürünü haline gelmiştir.

Egemen yapı ve kültür endüstrisi tarafından kuşatılmış sanat ile derinlikli ve anlamlı bir iletişimde kalabilmeyi diliyor, Tolstoy’un bir sözüyle yazımı sonlandırıyorum.

“Sanat; düşünebilen, gerçeği görebilen, toplumu anlayabilen insanların işidir.”

 -Lev Tolstoy-

Kaynakça:

M. Ç. Aydın , “Sanatsal İletişimin Medyada Geçirdiği Dönüşüm Süreci”.

F. Aşkar , “Sanatsal İletişim Modeli: Sahne (performans) Sanatları Üzerine Bir İnceleme”.

İdil Güney Şimşek

2 Yorum

  1. İrfan Güney İrfan Güney 31/03/2021

    Sizin son cümlenizde alıntı yaptığınız Lev Tolstoy’un belirttiği gibi “sanat düşünebilen, gerçeği görebilen, toplumu anlayabilen insanların işidir.” Bunun içinde sanatçının iletişim becerisinin ve hoş görüsünün çok üst düzeyde olması gerekir. İletişim becerisi ve hoş görüsü olmayan bir sanatçı içinde yaşadığı toplumla iletişim kuramaz.

  2. Selim AY Selim AY 08/04/2021

    Çok ilginç konulu yazınızı -geç de olsa- şimdi okuyabildim, sizi kutluyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir