İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Sanatta Nesnenin İlk Durağı; Natürmortlar


    Lale ve egzotik bitkilere karşı duyulan ilginin hızlı yükseldiği 16. ve 17. yüzyıllarda çiçek natürmortları fazlasıyla ilgi görmekteydi. Jan Brueghel’in 1609-1616 yılları arasında yaptığı çiçek vazosu natürmortu da dönemin popüler zevklerinin bir ürünü olarak karşımıza çıkar. Brueghel, farklı kıtalarda yetişen en nadir ve değerli çiçek türlerini bir vazonun içine yerleştirirken burjuva sınıfı için vazgeçilmez bir eser ortaya koymuş olur. Burjuva sınıfı için natürmort çoğunlukla statü ve zenginlik göstergesi olarak görülür ve alınırdı. 

Brueghel – Çiçek Vazosu

    Farklı bir çağa ait, farklı bir bakış açısıyla yapılmış bir natürmortta Necla Rüzgar’ın 2013 yılında yaptığı Mücevherler adlı natürmortudur. Hazır nesne kullanılarak yapılan natürmortta gelişi güzel yerleştirilmiş et parçaları görülür. Etin renginden taze ve yumuşak olduğu düşüncesine kapılmak çok olası olsa da görüntü yanıltıcıdır. Rüzgar, farklı boyuttaki taşları boyayarak onlara et görüntüsü verirken nesnenin yanıltıcı olabileceğini gözler önüne serer. 

Necla Rüzgar – Mücevherler

    Zaman, içinde var olan her şeyi değiştirdiği gibi sanatı da değiştirir. Devamlı olarak kendini yenileyen insan, aynı süratle sanatı da yeniler. Çağdaş sanat için nesne, sanatın ayrılmaz bir bütünüdür. Tıbkı Rüzgar’ın eserinde olduğu gibi nesne kendi olmaktan çıkarak pek çok şeyi ifade edebilme gücüne sahiptir. 

    Nesnenin sanattaki izi sürülürken ilk örneklere mezar kabartmalarında ya da resimlerinde rastlanır. Ölümden sonraki yaşam inancının gücü ölü için kıymetli olan her şeyin resmedilmesini de sağlamıştır. Bu kıymetli eşyalar kimi zaman kılıç ya da giysi olabileceği gibi, gündelik ev eşyaları da olabilmektedir. Sanatın zanaat olmaktan çıktığı ve saygı gördüğü Rönesans döneminde Burjuva sınıfı tarafında ilgi görülen natürmortlar, nesnenin de resme dahil edildiği ilk alan olmaktadır. Ancak Rönesans döneminde natürmortun kıymetsiz ve düşük statüdeki ressamlar tarafından yapıldığına yönelik önyargı nesnenin sanattaki konumunu düşürmektedir. 16. ve 17. yüzyılda Burjuva sınıfının desteğiyle natürmortlar yapılmıştır. Bu dönemde yapılan meyve, sebze, çiçek natürmortları her şeyin gelip geçiciliğini anlatmak; kitap, müzik aleti natürmortları daha çok dekoratif bir unsur olarak; av natürmortları ise prestij göstergesi olarak sipariş edilmektedir.

    Var olan gidişat sanatçıların nesne üzerine düşünmeye başlaması ve özellikle de Dadaizm akımının kendini göstermesiyle birlikte büyük bir değişim yaşamıştır. Günümüzde “Sanat nedir?” sorusu cevaplanması zor bir soru halini almıştır. Basit gibi görünen bu soru, sanatın sınırlarının şeffaflaşmasıyla tartışmaya açık hale gelmiştir. Natürmort ise Burjuva sınıfının isteği doğrultusunda kendine yön belirlemeyi bırakarak, sanatçının kendini geliştirmesine yönelik deneysel bir alan imkanı sunmuştur. 

Scott Garner

    Leppert, natürmortların insana dair değil, nesnelere dair olduğunu söyler. Ona göre natürmort, insanı dışlar ancak nihai olarak insana yöneliktir. Bir diğer önemli nokta ise natürmortun bakma arzusunu karşılaması gerektiğidir. Natürmort, ölü doğa anlamına gelirken, cansız ve hareketsiz olan nesnelerin resmedilmesi olarak tanımlanır. Ancak günümüzde tüm sınırları ortadan kaldıran Çağdaş Sanat, natürmort için belirlenen sınırları da yıkmıştır. Söz gelimi Scott Garner’ın video yerleştirme tekniği kullanılarak yapılan natürmortu, nesnenin hareketsizliği ilkesini çiğnemektedir. İlk etapta natürmortun klasik sayılabilecek nesnelerinin bir çerçevenin içerisine yerleştirildiği görülür. Bir insanın çerçeveyi oynatmasıyla birlikte vazo ve meyveler devrilir. Nesne ve insan ilişkisine dair önemli bir dipnot veren eser, hareketsiz, durağan ve cansız olarak nitelendirilen nesnenin insan temasıyla hareketlilik kazandığı ve durağan olmaktan çıktığı görülür. 

Scott Garner

    Sanatın ihtiyaçtan doğması gibi natürmort da ihtiyaçtan doğmuştur. Sanattaki değişimin ne denli güçlü olduğunu Brueghel ve Rüzgar yaptıkları birbirinden çok farklı iki natürmortla gözler önüne serilirken, sanatta nesnenin nasıl ilerlediğini de net olarak görmekteyiz. 

Kaynaklar

Gombrich E. H. “Sanatın Öyküsü”, Remzi Kitapevi, İstanbul, 2011, syf:430-431

Leppert, R. “Sanatta Anlamanın Görüntüsü” Çeviri: İsmail TÜRKMEN, Ayrıntı Yayınları, İstanbul, 2017

Ünay, S. “Sanatçının Nesnesi” Hacettepe üniversitesi Güzel Sanatlar Enstitüsü Resim Anabilim Dalı Sanatta Yeterlilik Tezi, Ankara, 2015

Ünay, S. “Bugün Natürmort” İnönü Üniversitesi Kültür ve Sanat Dergisi, Cilt 1 No:1, Malatya 2015

Yazan: Elif Patan


İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir