İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Sanatta Penisin Gösterimi ve Güçle İlişkilendirilmesi


“En güzel erkek bedeni bile içkin ve zor bir çelişkiyi barındırıyor kendi içinde. Erkeklik gücünün simgesi, cinsel hazzın kaynağı ve erkeklik gururunun odağı penis, aynı zamanda insan vücudunun en savunmasız parçasıdır. Erkeklerin kuvvet ve iktidarını kendisinde toplaması gereken bu birkaç santimlik organ, insan anatomisinin en korunması gereken yeridir. Gevşek penisin görüntüsü, erkeklerin kendi cinsellikleri hakkında duydukları endişe ve kuşkuyu körükler.” Sarah Kent

Sanat tarihinde penisin gösterimi üzerine konuşmadan önce çıplaklık ve nü arasındaki farka değinmek gerekir. The Nude adlı yapıtında Kenneth Clark, çıplaklığın giysisiz kalmak olduğuna vurgu yaparken, nü için çıplaklığın sanatsal ifadesi kelimelerini kullanmaktadır. Clark’a göre nü, bir çeşit giyiniklik hâlidir. Nü, izleyicisine ulaşmak ister. Görülmek, fark edilmek içindir. Nü eserlerde çıplaklık özellikle gösterilmek istenilen şeydir.

Sanat eserlerinde görünen nü kadın ve erkek figürleri izleyicisine bir mesaj vermektedir. John Berger, Görme Biçimleri adlı kitabında çıplak bir bedenin merakı ve gizemi ortadan kaldırdığından bahsetmektedir. İzleyiciye rahatlayıcı bir etki yaratırken ayrıca bakan kişinin izlenen kişiye karşı üstünlüğünün oluşmasına sebebiyet verir. Berger, nü sanat eserlerinin izleyicisinin egosunu okşadığından bahsetmektedir.

“Bereket Tanrısı Priapus” Vettii Evi, Pompeii, M.S. 1. yy.

Nü eserlerde izleyicinin rolüne değinmeden önce toplumun bakış açısını anlamak adına nü çalışmaların tarihsel serüveni üzerine de biraz konuşmak istiyorum. Çok tanrılı inançlarda ve daha ilkel din modellerinde kadın bedeninin (göğüs ve kalça) bereketi simgelemesi gibi erkek penisi de yaşamsal sıvının kaynağı olarak görülmektedir. Yaşamın sürekliliği ve neslin devamlılığını sağlayan cinsel uzuvlar kutsallaştırılarak resmedilmiştir. Çok tanrılı inançlarda cinsellik, doğal ve gereklidir. Pek çok kabartmada cinsel birleşme sahnelerine yer verilmektedir. Ayrıca eş cinsellik üzerinde toplumsal ve dinsel bir baskı olmaması sebebiyle eş cinsel birleşme sahnelerine de sıklıkla rastlanmaktadır. Erkek penisi ise doğal görüntüsünün aksine daha büyük ve kabarık resmedilmektedir. Penisin büyük ve kabarık resmedilmesi erkeklik gücünün ve tanrısallığın onurlandırılmasını sağlamaktadır. Yunan mitolojisinde erkeğin tanrı soyundan geldiğine inanılmaktadır. Bundan dolayı cinsel hazzın kaynağının penis olduğu düşünülmektedir. Cinsel hazzın kaynağı olan penis, başka bir erkeği de sonradan yaratılan kadını da mutlu edebilirdi.

Cinsellik üzerinde dinsel bir baskı olmaması erken dönem kabartmalarında çok fazla cinsel birleşme sahnelerine yer verilmesini sağlamıştır. Bu kabartmaların bir kısmı genelevleri süslediği gibi tapınaklara da kimi zaman bu motifler işlenmektedir. Yunan bereket tanrısı Priapus’un tasvir edildiği heykel ve kabartmalarda Priapus’un erekte olmuş büyük ve kabarık penisi dikkat çeker. Dönem insanları bu kabarık ve büyük penisli tanrı Priapus’un heykellerine tapınırdı. Penisin büyük ve kabarık gösteriminin yaygın olmasıyla birlikte özellikle yunan kültüründe erkek bedenleri idealize edilerek betimlenmektedir. Atletik erkek bedenlerinin penisine odaklanıldığında küçük ve gevşek resmedildiği görülmektedir. Penis de tıpkı kadın ve erkek bedenleri gibi idealize edilmekteydi. Küçük ve gevşek görüntüsünün arkasında yalnızca estetik kaygı yer almaktaydı.

“Priapus” Efes Antik Kenti

Çok tanrılı inançlarda çıplaklık ve cinsellik doğal karşılansa da Musevilik ve Hristiyanlığın yaygınlaşmaya başlamasıyla beden üzerine bazı yaptırımlar gerçekleşmiştir. Aynı zamanda, eş cinsel birliktelikler yasaklanmış ve genel olarak cinsellik ulu orta yaşanabilen bir şey olmaktan çıkmıştır. Tevrat’ın Yaratılış bölümünde Adem ve Havva’nın bilgelik ağacından meyve yemesiyle iyi ve kötüyü ayırt etmeye başladığından bahsedilmektedir. Adem ve Havva bilgelik ağacındaki meyveyi yedikten sonra çıplak olduklarını fark ederler ve utanma belirtisi göstererek incir yapraklarıyla kendilerini örtmeye çalışırlar. Böylece çıplaklık utanç ve örtülmeyle ilişkilendirilmiştir. Tüm bunların neticesinde şekillenen kısıtlamalar yüzünden sanat uzun bir süre din baskısıyla karşı karşıya kalsa da Rönesans ile birlikte çıplak figürler yeniden betimlenmeye başlamıştır.

Avrupa sanatında çıplak kadın figürleri pasif hâlde gösterilirken izleyici olan erkek etkin konumdadır. Kadının pasifliği ilk günaha bir gönderme niteliği taşımaktadır. Kadının cezası erkeğin itaatinde kalmak ve isteklerine boyun eğmektir. Berger, nü kadının arzu nesnesi olarak sanat eserlerinde yerini aldığını belirtir. Rönesans döneminde sanat, ağırlıklı olarak erkek nüfusun erişiminde bulunmaktadır. Yapılan resimleri çoğunlukla erkekler görmektedir. Bununla beraber resimleri görme erişimine sahip azınlıkta olan bir kadın kitlesi de vardır.

Antonio Del Pollaiuolo, “Çıplak Erkeklerin Muharebesi”

Richard Leppert, arzu nesnesi olarak kadının soyunmasının doğal olduğuna vurgu yaparken erkeğin soyunmak için gerekçelerinin olması gerektiğini belirtir. Erkek bir kadın gibi soyunup yatağa uzanarak resmedilemez. Pasif bakışlarını etken olan izleyicisine dikemez veya ondan kaçıramaz. Antonio Del Pollaiuolo (1432 – 1498)’un “Çıplak Erkeklerin Muharebesi” isimli gravüründe bunun bariz bir örneğini önümüze sunar. Çalışmada yer alan nü erkek figürleri erkeksi, saldırgan, güçlü, savaşçı ve kahramandır. Savaş anındaki kahramanca mücadeleleri betimlenirken her bir kasın gergin verildiği görülmektedir. Erkek figürleri ise son derece atletiktir. Ancak gözlerimiz nü erkeklerin penislerine kaydığında küçük ve gevşek yapıldığını görüyoruz. Yazımın başında yer alan Sarah Kent’e ait alıntıda tam olarak bundan bahsedilmektedir. Penisin kültürel büyüsü bu görüntüyle sekteye uğramaktadır. İzleyicilerin bir kısmının kadın olduğu düşünüldüğünde bu durum büyük bir sorun yaratmaktadır. Leppert, Sanatta Anlamın Görüntüsü adlı yapıtında bu durumu şu şekilde ifade etmektedir:

“Çıplak erkek resimlerin penisin kadınlara gösterilmesi erkekler için psikolojik ve siyasal sorun yaratıyordu; çünkü erkeklerin kimlik ve eylemlilikleri görsel anlamda böyle düş kırıklığı yaratan pamuk ipliği gibi bir şeye bağlıydı. Kadınlar kendilerini aldatılmış hissedebilir. Çünkü kendilerini rehin alan ve cebindeki tabancayla tehdit eden teröristin cebindeki kabarıklığın aslında parmağından başka bir şey olmadığının ortaya çıkması gibi bir şey bu.”

Penis, erkek kimliğinin en önemli ayrıntısı, eril sistemin en büyük dayanağıdır. Kısacası penis, erkeğin iktidarını simgeler. Bu kadar hassas bir konumda olan penisin gösterim şekli erkeği zedelememeliydi. Penisin gergin ve erekte olarak gösterimi dönemin en katı yasaklarından biri olan eş cinselliğin ihlali olacağından bu şekilde gösterimi söz konusu olamazdı. Gevşek görüntüsü ise siyasal bir sorun teşkil ediyordu. Rönesans dönemi Batı sanatında nü erkek figürlerinin beli ya da penisinin örtülü verilmesinin sebebi budur.   

François –Xavier Fabre, “Habil’in Ölümü”

             Rönesans döneminde erkek bedeninin idealize edildiğinde kadınsal resmedildiği görülmektedir. Nü kadın figürlerinde olduğu gibi nü erkek figürlerinin de arzuyu uyandırdığı betimlemeler yapılmaktadır. François –Xavier Fabre’nin “Habil’in Ölümü” isimli tuval çalışmasında Habil’in çıplak bir şekilde yerde uzandığını görmekteyiz. Penisinin hemen üzerinde bir örtü olmasına rağmen örtünün kıvrımlarından Habil’in penisinin kabartısını görmek mümkün. Yerde uzanışı, kollarının duruşu ve boynunun kıvrımı kaslarını daha belirgin göstermek için özenle düşünülerek konumlandırılmıştır.

Allesandra Botticelli, “Venüs ve Mars”

            Çıplak ve belinde örtüsüyle izleyicisinin karşısında yarı uyuklar vaziyette yatan Venüs ve Mars resmi de bir başka örneği oluşturuyor. Buradaki önemli ayrıntı erkeğin gücünün ve iktidarının yalnızca belindeki örtü ve sergilenen vücuduyla verilmemiş olmasıdır. Allesandra Botticelli’nin resmettiği eserde Venüs’ü giyinik ve tüm dikkatini Mars’a vermiş şekilde görmekteyiz. Mars ise neredeyse kusursuz bedeniyle kafasını geriye doğru atmış dinleniyor. Bu sahne aslında Venüs ve Mars’ın cinsel birleşmeden sonraki hallerinin betimlenmesidir. Venüs’ün duruşu ve gözlerini Mars’tan ayırmaması ise erkek iktidarına bir övgüdür. Elbette bu övgü kadın tarafından değil, bu resmi resmeden adam tarafından erkek iktidarına yapılmaktadır.            

Sonuç olarak ister çok tanrılı dinlerde olsun ister tek tanrılı inanç sistemlerinde olsun penis, erkeğin iktidarını simgelemektedir. Gösterim şeklinde tarihsel süreç içerisinde dinlerin ve sosyal yapının değişmesiyle değişiklikler görülse de yüklenen anlamlar benzerdir. Rönesans döneminde erkek iktidarını korumak için örtüyle yapılan sansürleme Rönesans’tan sonra ortadan kalkmaktadır. Leppert, nü erkek resimlerine yönelik araştırmaların yetersizliğinden bahsederken sebebini erkek sanat tarihçilerinin bu konuyu görmezden gelmesiyle ilişkilendirmektedir. Feminizm gibi akımların ve eş cinsel araştırmaların hızlanması ve güçlenmesiyle birlikte bu konular üzerine de çalışılmaya başlanmıştır. Araştırmalarım sırasında Leppert’ın bahsettiği gibi ben de nü erkek bedenlerine dair çok fazla kaynağa rastlayamadım. Ancak görünen o ki Rönesans döneminde hissedilen penisin kırılgan kimliğinin günümüzde daha çok farkında olan insanlar var.

Kaynaklar

Berger, John “Görme Biçimleri” Metis Yayınları, 2010

Clark, Kenneth “The Nude” Penguin Books, 1956

Kahraman, H.B. “Cinsellik, Görsellik, Pornografi” İstanbul Agora Kitaplığı, 2005

“Kutsal Kitap (Zebur-Tevrat-İncil)” Yeni Yaşam Yayınları, İstanbul, 2014

Leppert, R. “Sanatta Anlamanın Görüntüsü” Çeviri: İsmail TÜRKMEN, Ayrıntı Yayınları, İstanbul, 2017 s.:356-385

Öztürk, Özkan “Dünya Mitolojisi” Nika Yayınları, Ankara, 2016 

Sümer, Necati “Kitab-ı Mukaddes’te Cinsel Motifler” Çukurova Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Yüksek Lisans Tezi, 2017


2 Yorum

  1. Remzi Kanbur Remzi Kanbur 20/11/2021

    Çalışmalarınızda başarılar diliyorum erkek organı açıkça resim ediliyorda kadın organı neden aynı şekilde resim edilmiyor bunu anlamak istiyorum öğrenmek amaçlı lütfen bir açıklık getirenilirmisiniz saygılarımı iletiyorum

    • Elif Patan Elif Patan Yazar | 29/11/2021

      Remzi Bey Merhabalar,

      Öncelikle kadının çıplaklığı erkeğin çıplaklığından daha eskiye dayanmaktadır. Çok tanrılı dinlerde kadın ve erkeğin çıplak gösterimi son derece yaygınken tek tanrılı inanç sistemlerine geçilmesiyle birlikte nü çalışmaların yapılması yasaklanmıştır. Hümanizm ve Rönesansın güçlendiği dönemde yeniden karşımıza çıkan nü çoğunlukla kadın odaklıdır. Yani birçok sahnede nü kadın resimleri görüyoruz. Ancak sorunuzda kastettiğiniz erkek organı kadar ayrıntılı verilip verilmediğiyle, burada esas olan figürlerin duruş şekilleridir. Ancak ilerleyen dönemlerde ve günümüzde nü kadın çalışmalarında kadın cinsel organın da son derece ayrıntılı betimlemeleri mevcuttur. Konu hakkında daha ayrıntılı bilgi almak isterseniz, Sanatta Nü’nün Gösterimi adlı yazımı okuyabilirsiniz. Saygılarımla.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir