İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Şaziye Özlem Turan: Kendimi Bildim Bileli Dansa Tutkuluyum

Profesyonel dansçı, semazen, akrobat, eğitmen ve çok daha fazlası; Şaziye Özlem Turan, Gülçin Aras’ın sorularını yanıtladı!

Herkes hayatta bir şeylere sıkı sıkıya bağlıdır. Şaziye Özlem Turan’ın yaşamı boyunca en büyük tutkusu ise dans olmuş. Sesini duyduğum ilk andan itibaren öyle güzel, öyle coşkulu anlattı ki bu aşkını, kalbim pır pır çarparak hayranlıkla dinledim, sonrasında sorularımı yönelttim.

Mutlu okumalar!

Röportaj: Gülçin Aras

KENDİMİ BİLDİM BİLELİ DANSA TUTKULUYUM

-Kendinizden ve yaptığınız işlerden biraz bahseder misiniz?

Ben Şaziye Özlem Turan, Karadenizliyim. Baba mesleği dolayısıyla birçok şehirde geçti çocukluğum, böylelikle çok küçük yaşlardan itibaren Anadolu’nun birçok bölgesinde yaşama ve oraların kültürünü tanıma imkânım oldu. 18 yaşında İstanbul Teknik Üniversitesi Devlet Konservatuarı’nın özel yetenek sınavını kazanarak profesyonel dans hayatıma giden yolda ilk adımı attım. Bugüne kadar birçok company, sinema ve uluslararası projelerde oyuncu ve dansçı kimliğimle yer aldım.

Şimdilerde koreografi ve eğitmenliğin yanı sıra halk dansları, bale, modern dans, sufi dans, jonglörlük ve havada akrobasi eğitimlerinden almış olduğum öğretileri tiyatro ile birleştirerek yeni projelerimi kurguluyorum.

-Dans serüveniniz nasıl başladı?

Çocukluğumun geçtiği Anadolu’nun birçok küçük şehrinde ailemizde en büyük eğlencenin benim dans ettiğim anlar olduğunu fark ettiğimde dans etmeye karar verdim. Kendimi bildim bileli dansa tutkuluyum. Annem Pamuk Turan, babam Ekrem Turan beni bu konuda çok destekledi ve okulun halk dansları ekibine katılmamı sağladı. Böylelikle yarışmalarla ve gösterilerle üniversiteye kadar amatör olarak hayatımda hep yer verdim dansa ve sahneye.

-Dans sizin için ne ifade ediyor?

Benim için dans ihtiyaçlarımı karşılayabilmem, sonrasında dengeli bir sistem içerisinde var olabilmem ve hayallerimi gerçekleştirmem için tercih ettiğim bir yaşam biçimidir. Bunun yanı sıra tutku, mutluluk, kaygı gibi içimdeki birçok duyguyu dışarı yansıtmakta önemli bir etkendir. Nihayetinde dışa dönük bir insan olduğum için dans benim için her şeydir.

Şaziye Özlem Turan

BİREYSEL YETENEĞİNİZİN BEDENİNİZ OLMASI KARŞILAŞILAN ZİHİNSEL ZORLUKLARI DA HALİYLE ARTTIRIYOR

-2006’da bir toplulukla tanışarak profesyonel dans hayatına adım attınız. Toplulukla birlikte dans etmek ve yalnız dans etmek arasındaki fark nedir?

Büyük topluluklarda kuliste, turnede, otelde eşzaman içerisinde var olabilmek zordur. Fakat uyum içinde olunan anlarda özellikle sahnede gerçek bir illüzyon yaşanır. Bireysel çalışmalarıma geçmeden önce Türkiye turnelerinde yer almış, dünyanın birçok noktasında gösterilerde boy göstermiş olmanıza rağmen benim kim olduğumun bir önemi yoktu. Bir makinenin büyük bir çarkı olabiliyorsunuz en fazla. Bireysel çalışmalarda ise kendimi buldum, adeta ne olması gerektiğinden ziyade ne yapmak istediğimdi asıl soru.

-Kadın olarak dans hayatında karşılaştığınız zorluklar nelerdir?

Kadın olabilmekten ziyade, bizler gibi bireysel yetenekleriyle var olabilmeyi yaşam mottosu haline getirmiş kadınlar için hayat zaten zor. Üzerine bireysel yeteneğinizin bedeniniz olması karşılaşılan zihinsel zorlukları da haliyle arttırıyor. Bedenimizi özgürce kullanıyor ve yakıştırıyor oluşumuzun takdir görmesini elbette seviyoruz ama bu özgürlük bireysel alanımıza özgürce girilebilecek olduğu ifadesini kesinlikle vermiyor. Yoksa nereye giderseniz gidin, ne iş yaparsanız yapın kadınsanız kendinizi tüm benliğinizle var edebilmek çok zor artık.

HERKES SANATÇI OLMAKTAN ZİYADE GÖRÜNÜR OLMA ÇALIŞMASI İÇİNDE

-Herkes bir şekilde sanatçı olmaya çalışıyor. Eğitim süreçlerini tamamlamadan eğitim vermeye başlıyorlar. Bunu nasıl karşılıyorsunuz?

Herkes sanatçı olmaktan ziyade görünür olma çalışması içinde ve göz önünde olmanın, beğeni almanın onlarca yolunun olduğunun farkında. Bunun dans ve yoga gibi bedensel yönelimler üzerinden olması evrensel bir pazarlama süreci şuan. Diğer yandan hukuk okumadan, staj yapmadan avukat olmak gibi geliyor bana çoğu kez başlangıç seviyesi eğitimleriyle eğitmen olmak. Gözden kaçırdığınız bir detay, atladığınız bir kanun maddesi müvekkilinizi hapse mahkûm edebiliyorsa yeterince ve doğru eğitimi almamış insanlarla çalıştığınızda da ruhen ve bedenen gerekli tatmini yaşayamıyorsunuz…

-Türkiye’de dansçı olmanın, sanatçı olmanın avantajları ve dezavantajları nelerdir?

Bu sorunun cevabı aslında çok kısa. (Gülüyor…)

Bu biraz anlatılabilir bir durumun anlatılamazlığı… Bizim gibi sanatı yaşamları haline getirmiş insanlar dışında başka hiç kimse bu konuda konuşmuyor. Bu noktada durumu her fırsatta dile getirme gibi sanatsal bir sorumluluğum var. Pandemi, ardından yeni normal ve şu an yaşadığımız anormal durum sebebiyle birçok arkadaşım ve meslektaşım zor durumda bunu çok iyi biliyorum. Çünkü sanatını sadece sahnede gerçekleştirebilen, bizimde içinde olduğumuz bu sanatçı grubu şu an hiçbir şey yapmıyor bu beni çok üzüyor. Ama birçok marka, vakıf, kurum ve kuruluşların çeşitli destekleri oluyor ve bunların doğru yerlere gittiğinden emin oluyorum. Bu beni mutlu ediyor. Bu sanatımı, sahne dışından da insanlara ulaşabilmemi sağlamaya destek oluyor.

-Sizin sanatla olan derdiniz nedir?

Benim sanatımı yaratma biçimim bedenim ve ruhumla çok ilintili. Dans ederken ben sanatım diye düşünüyorum. Bu noktada bir derdim olmuyor. Çünkü ben derdimi mutluluğumu hatta iyileşmemi hareketle gerçekleştiriyorum.

HANGİ DİLDE, HANGİ NİYETLE, HANGİ KOSTÜMLE DÖNERSENİZ DÖNÜN YOLCULUĞUN SONUNDAKİ KAPI HEP AYNI

-Semazen olma hikayenizden bahseder misiniz?

Üniversite döneminde Rumi’ye yakından bakma ve anlamaya çalışma imkânım oldu. Mevlevi Felsefesi çok derin bir konu, ne kadar okursak ne kadar öğrensek de aslında okyanusta bir kum tanesiyiz hepimiz. Ben Ziya Azazi ekolünden geliyorum, modern sema da diyebiliriz. Belirli bir ayak ve beden formu yok, yalnızca bedeni eyleme hazırlamak ve eylemi çeşitlendirmek adına teknik bilgiler var. Burada etek bizim enstrümanımız. Ruhani boyutunda ise birbirimize yoldaşlık ediyoruz inzivalarda. Bana kalırsa hangi dilde, hangi niyetle, hangi kostümle dönerseniz dönün yolculuğun sonundaki kapı hep aynı.

-Sema yapılırken çizilen daire şekli kainatı temsil ediyor. Bir kadın olarak dansla bunu yaratıyor olmak size ne hissettiriyor?

Bir kültür, felsefe ya da yaşam biçimi olan semada, semazenin eteğinde, semahanede kâinat biliminin sırları ve sınırları saklıdır. “Semazenlerin etekleri ile kasırgalar aynı fiziksel kanunla dönüyor.” Açıklamasını yapan birtakım bilim insanları bunun algoritmasını çıkararak “Dünya semazen atmosfer de eteğidir” demişlerdir. İşleyişin kendisi olmak, bütün yolculuğumuz bu. İnsan olarak her seferinde çok keyifli bir yolculuk.

RUHUMUN, BEDENİMİN VE ENERJİMİN FIRSAT VERDİĞİ HER ANDA DANS ETMEK İSTİYORUM

-Birçok alanda eğitim aldınız, çalışmalar yaptınız. Kendinizi en çok nereye ait hissediyorsunuz?

Ben hayatımın bu noktasında sanatın içindenim! (Gülüyor…)

Ruhumun, bedenimin ve enerjimin fırsat verdiği her an dans etmek istiyorum. Bunu bir kalıba koymak kendimi kalıba koymak demek ve beni asla bir kalıba koyamazsınız. Ayrıca beni bu şekilde düşünmem konusunda yönlendiren abim Erdem Turan’a da borçluyuz biraz.

-Pandemi sürecinde neler yapıyorsunuz?

Şimdilerde ekibimle beraber dijital bir dans projesi hazırlıyoruz. Bu pandemi sürecinde yardıma ihtiyacı olan dansçı arkadaşlarım için bir hareket olacak. Yakında #evdedans projemizi hayata geçireceğiz. Yaşadığı birçok problemden dolayı artık mutsuz olmaya alışmış bir insanı, birçok dansçı arkadaşım ile yeniden mutlu etmeye çalışacağız.

#evdedans’ta buluşmak üzere!

4 Yorum

  1. Rahmiye musanoğlu Rahmiye musanoğlu 22/12/2020

    Muhteşem msin bayılıyorum doğallığın güzelliğin içtenliğin dans sana çok yakışıyor .Yolun açık olsun Sevgiyle kal çöl başarılı buluyorum .Ruhumuxu dinlendiriyor sun💞🌴💞🌴💞🌴💞🌴💞🌴💞🌴💕💯

  2. Rahmiye musanoğlu Rahmiye musanoğlu 22/12/2020

    Muhteşem

  3. Rahmiye musanoğlu Rahmiye musanoğlu 22/12/2020

    Harikasınız kutluyorum bayıldım çok başarılı buluyorum💞🌹💕

  4. Hatun cabri Hatun cabri 24/12/2020

    çok güzel ve çok harikasın. Sanatın her dalı çok özel ve çok güzeldir. Ama ben ise yaşam mutluluğunun ve sevincinin dışavurumudur adeta. Sanat güzelliğin zerafetin ve estetiğin sunumudur. Özellikle böyle bir dalda bu kadar başarılı olduğun için seninle çok gurur duydum. Sanatında ve hayatında başarılarının devamını diliyorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir