Sesil Genç: Bir eserle bağ kurduğunuzda veya kendinize dair tanımlayamadığınız bir şeyler bulduğunuzda, o eserin ruhunuzda şifalanmaya ihtiyaç duyan bir parçaya iyi geldiğine inanıyorum. | GAZETE SANAT İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Sesil Genç: Bir eserle bağ kurduğunuzda veya kendinize dair tanımlayamadığınız bir şeyler bulduğunuzda, o eserin ruhunuzda şifalanmaya ihtiyaç duyan bir parçaya iyi geldiğine inanıyorum.

Mart ayında Türkiye’ye Covid-19 virüsünün gelmesiyle kısa sayılamayacak bir sürede karantinada kalıp evlerimize çekildik. Bu süreç herkesi farklı etkiledi. Siz ise bu süreçte resim yapmaya başladınız. Karantina süreci sizi nasıl etkiledi?

Pek çok kişide olduğu gibi uzun zamandır yapmak isteyip de bir türlü zaman ayıramadığım için yapamadığım, yapmayı ertelediğim, denesem bile yorgunluktan odaklanamadığım şeyleri gerçekleştirme fırsatı oldu bu süreç. Biraz da kendimi dinleyip akıştan çıkarak gerçekte ne istediğim üzerine düşünüp, bu konuda daha da netleşip harekete geçmeme de vesile oldu diyebilirim. Modern zamanın yarattığı “her şeye geç kaldık” hissiyle tetiklenen yetişmeye çalışma telaşının aslında temelsiz olduğunun ve acele ettiğimiz şeylere geç kaldığımızın evrensel olarak farkına varmamızı sağladığına inanıyorum. Bunlar aslında son dört yıldır İzmir’de tek başına yaşadığım bu dönemde kendi kendime çok sorguladığım konular arasındaydı. Karantina süreciyle pekişti ve doğrulandı. Bu süreci yaşayabilmek bu açıdan hepimiz için bir lüks. Bu fırsatı yakalayabildiğimiz için. Bu süreçte kendimi gereksiz zorunluluklardan arındırdıkça, ruhsal ve mental olarak hayatımı sadeleştirdikçe resme yakınlaştım. Benim için gerekli olanın bu olduğunun farkına vardım ve peşinden gidiyorum.

Sanatın hiç kuşkusuz ki insan ruhunu tatmin eden bir yanı var. Ressam olmaya karar vermenizi sağlayan etkenlerden biri bu olabilir mi?

Tabii ki. Şimdiye kadar tüm eğitim ve iş hayatım boyunca analitik ve sayısal yanımı kullandım. Pek çok kişinin imrendiği başarılar elde ettiğim oldu. O noktalara ulaşana dek ben de esas aradığımın bu olduğunu  zannetmiştim. Ancak hiç biri uzun vadede içsel tatmin yaşamama hizmet etmeyerek farklı arayışlara girmeme sebep oldu. Böylece kendimi arama, keşfetme yoluna girmiş oldum. Hayatımızda olan ve olmayan her şeyin bir sebebi olduğuna inanıyorum. Bu yüzden ilk fark ediş anlarımda pişmanlık hissetsem de büyük resme baktığımda her şeyin olması gerektiği gibi ve olması gereken zamanda olduğunu görebiliyorum. Hayatımın mental tatmin yaşama dönemini geçmiş ve ruhumu beslemem gereken dönemine girmiş bulunduğumu hissediyorum. Sanata bu açıdan pragmatik yaklaştığım söylenebilir. Çünkü ruhumun şifalanmasına hizmet eden bir yanı var. Sanatın tüm dalları için benzer durumun söz konusu olduğunu düşünüyorum. Bir eserle bir bağ kurduğunuzda veya  kendinize dair tanımlayamadığınız bir şeyler bulduğunuzda, o eserin ruhunuzda şifalanmaya ihtiyaç duyan bir parçaya iyi geldiğine inanıyorum. Bu yüzden resim bundan böyle, hayatımın hep önemli bir parçası, belki de merkezi olacak.

Sesil Genç, Konforsuzluğun İçindeki Konforu Bul

“Konforsuzluğun İçindeki Konforu Bul” isimli çalışmanız ismini bir yoga öğretisinden alıyor. Resmin seyircisine verdiği his ise huzur verici. Sizin için yoga sanatta üretim sürecini ne yönde etkiliyor?

Yoga ile tanışmak hayatımda bir dönüm noktası oldu diyebilirim. Bu süreç başlayalı 3,5 yıl oluyor. Özellikle yoga felsefesinde daha da derinleşmek için eğitmenlik eğitimi aldım. Herkesin eğilimi ve geliştirmesi gereken yanları farklıdır. Kimisi çok kontrolcü kimisiyse akıntıya fazla kapılma eğilimindedir. Ben ikinci gruba dahildim. Yoga ile hayatımın kontrolünü elime alıyor, kontrol edebileceğim kısmında karmaşıklıklardan arındırarak kontrolümde olmayanları kabule geçmeye çalışıyorum. Hayatın dikenli yollardan oluşmak zorunda olduğuna dair inancımı yıkıp kolaylıklarla dolu olabileceği fikrini benimsedim. Böyle oldukça hem ferahladım hem de kendimi istekle ve kolaylıkla ifade edebileceğim bir alan olduğunu hatırladım. Resme yeniden yöneldim. Yeniden diyorum çünkü çocukluğumda bu yatkınlığımın üzerine gidebiliyordum. Altı yaşındayken katıldığım bir resim yarışmasında Bursa birinciliğim vardı. Zamanla resme olan bu yakınlığım eskilere gömülmüş bir hobi olarak kaldı. Ancak her şey kendi zamanını bekler. O zamandan şimdiye kadar geçen süreç beni şimdiki ben yapan tecrübelerle dolu. Yoga ile kendini yeniden bulma sürecine girdim ve resme hayatımda hak ettiği yeri vermeye başladım. Kendi konforsuzluğum içindeki konforu bulmuş oldum. Özellikle soyut çalışmalarım, kendimi dinlediğim anlarda –veya yoga ile eş zamanlı olarak hayatıma giren meditasyon diyebiliriz- içime gelen herhangi bir hissi tabloya aktarmam ile ortaya çıkıyor. Bir şekilde seyirciye ulaşıyor ve bu da kendimi aktarabildiğim için mutlu olmamı sağlıyor.

Çalışmalarınızdan bahsederken bilinçaltının dışa vurumu ve duygu aktarımı ifadelerini kullandınız. Seyircilerinizle sağladığınız iletişim bunlar üzerine mi kurulu?

Sözlü ve yazılı iletişimde yetersiz kaldığımız noktalarda sanat imdadımıza yetişiyor. Zihinsel ve duygusal karmaşalarımızın yoğunlaştığında bir dostumuzla dertleşiriz, duygularımızı kağıda dökeriz veya bir psikologdan terapi almaya başlarız. Sadece olumsuz duygular değil; neşe, huzur, coşku gibi olumlu duyguları da paylaşma ihtiyacı duyduğumuz zamanlar olur. Sanatı bu paylaşma yöntemlerine alternatif olarak görüyorum. İcra eden kişi içini dökmüş, duygu ve düşüncelerini farklı bir yolla aktarmış oluyor. Alıcı ise kendinden bir parça bulduğunda bir esere kendini yakın hissedip o eserle bağ kuruyor ve icra edenle paralel fikri veya benzer hissi paylaştığı zaman yalnızlığına çare bulmuş oluyor.

Sesil Genç

İlk karma serginiz “Bir Göz Bir Dünya” ile sanat hayatına giriş yaptınız. Resimlerinize yönelik ilk profesyonel yorumlar ne şekildeydi?

Çok olumlu yorumlar aldım. Gelen yorumlar ve yapılan çıkarımlar, aktarmaya çalıştığım his ve düşüncelerle paralel. Bu açıdan paylaşabilmenin, kendimi ifade edebilmiş ve karşı tarafa aktarabilmiş olmanın mutluluğunu yaşıyorum.

Gelecekteki çalışmalarınız hakkında bilgi verir misiniz?

Çalışmalarımın tamamını ve hakkındaki açıklamaları içeren bir internet sitesi yapım aşamasında. Ayrıca 5-15 Ağustos tarihleri arasında İstanbul – La Visione Art Gallery’de ve 27-31 Ağustos tarihleri arasında Trafo Bodrum Sanat Galerisi’nde gerçekleşecek olan karma sergilere de çalışmalarımla katılım sağlıyorum. Beklerim 🙂

Röportaj: Elif Patan

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir