İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

“Sırdan Gizli” Kaligrafi Sergisi


Kaligrafi sanatının usta isimlerimden olan Bünyamin Kınacı ve Mehtap Kocaağa’nın klasik, modern ve soyut kaligrafi alanlarında imza attıkları, her biri ayrı anlamlar taşıyan 44 eserin yer aldığı Sırdan Gizli Kaligrafi Sergisi, Üsküdar Nevmekan Bağlarbaşı Galeri’de sanatseverlerle buluştu.

Sergi son 2 yıllık kapanma döneminin emeklerini gözler önüne seriyor. Serginin adının nasıl ortaya çıktığını ise Kınacı şöyle anlatıyor: “Serginin adı aslında Ruberu yani yüz yüze olacaktı. İki sanatçının yüz yüze olması ya da eser ile izleyicinin yüz yüze gelmesi… Fakat bu ismin başka bir yerde kullanıldığını görünce bir düşündük, başka ne olabilir diye… Mehtap hocamla birlikte sürekli okumalar yapıyoruz. Daha sonra Sırdan Gizli aklımıza geldi. Tabii Huruf-ı Mukattaa harflerinin bunda etkisi oldu. Ve gelen yorumlardan şunu anladık ki aslında en doğru isim buydu.”

Aslında amaçlarının mükemmel kaligrafik yapıtlar ortaya çıkarmak olmadığını, sadece harfleri ve bu sanatı kullanarak izleyiciye bir şeyler anlatmak derdinde olduklarını aktaran Kınacı şöyle devam etti: “Konuşmalarınızda, yazışmalarımızda hep harfleri kullanırız. Onları yan yana koyarız ve kelimeler cümleler ortaya çıkar ama ana olan harflerdir… Harflerin en güzel anlatma yöntemi olduğuna inanıyoruz. Kimi harfler sırlı kimi daha belirgin… Amacımız mükemmel kaligrafik eserler ortaya koyup karşı tarafın bir şey hissetmemesi değildi. Ya da her harfi, kelimeyi gelen ziyaretçi okuyabilsin gibi bir
düşüncemiz olmadı. Önemli olan izleyici ile bir bağ kurmak, onların gözüne, gönlüne ve ruhuna hitap etmekti.”

Sıradan bir kaligrafi sergisinden çok daha fazlası olan Sırdan Gizli’nin sırrını şöyle fısıldıyor Kocaağa : “Çıkış yönümüz kaligrafi aslında. Yazıyı sadece düz yazı olarak anlatmak yerine renklerle, dokularla, doğadan parçalarla birleştirdik. Kaligrafi algısını değiştirmek istedik. Yazı kıymetli fakat anlatmak istediklerimizi herkese ulaştırmak istiyorsak farklılar katmalıydık… Çünkü çok çeşitli varlıklarız.” Ve şöyle devam ediyor: “Kabartma, eskitme tekniği kullandık. Doğadan kökler, yapraklar kullandık. Soyut resimler, ufak renkli dokunuşlar ile kaligrafiyi bir bütün haline getirdik. Esere bakanlardan kimi metinden kimi renkten kimi de dokudan kendine bir şey bulabilsin istedik.”

Kaligrafinin belirli kuralları olduğunu ancak kimi zamanda sınırlar içinde sınırsızlıklar olduğuna değinen Kınacı da bu konuda şunları ekledi: “Kaligrafi sanatı sadece harf olarak görülmemeli. Kaligrafi bir çizgi, lekedir aynı zamanda. Sanatçı ona dokunduğun da o çizgi mana kazanır. Kuraldan kasıt da bir harfin öz yapısı vardır. Ancak yüzlerce farklı font bulunur. İskelet değişmez ama dokular değişir. Ruha göre farklı fontlar kullanılır. Kaligrafide de bu var. Harfin anatomik yapısını bozmadan istediğiniz serbestliği yapabilirsiniz. Bu kuralları çiğnemek değil. Mesela Feryat eserinde oradaki feryadı anlatmak için sıçratmalı fontlar kullandık.”

Bünyamin Kınacı harfleri çok iyi tanıyan, onların anatomileri yanında ruhlarını da okuyabilen ve onlara dokunuşunu katabilen bir sanatçı. “Sırdan Öte” sergisi de adeta bunun kanıtı niteliğinde. Henüz bu sergiyi gezme fırsatınız olmadıysa, 12 Eylül’e kadar Üsküdar Nevmekan Bağlarbaşı Galeri’ye uğramanızı tavsiye ederim.


İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir