İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Söz yazarı Taşkın Genç ile söyleşi


Merhaba Taşkın Bey. Sizinle geçtiğimiz aylarda Gazete Sanat Çocuk’ta röportaj yapmıştık.  Oradaki okurlarımız sizi artık tanıyor lakin sizi bir de burada konuk etmek istedik. Kimdir Taşkın Genç, neler yapar, bize biraz kendinizden bahseder misiniz?

7 Ekim 1983 tarihinde, İstanbul’un Selamsız mahallesinde dünyaya gelmiş bir arkadaşımız Taşkın. Çocukluk yıllarında babasıyla sık sık maçlara gitmiş, Kabataş Erkek Lisesi’ne başladığı erken gençlik dönemlerinde de bu sevdasına tek başına devam etmiş. Lisedeyken, derslerde öğrendiklerinin hayatı  boyunca asla işine yaramayacağını düşünür, zamanını daha çok eğlenmeye ayırırmış bu oğlan. Lise 2. sınıfta arkadaşlarına hep beraber sınıfta kalmayı teklif etmiş, ilk dönem sonunda karnesi zayıflarla dolu olan tek kişi kendisi olunca ikinci dönem gaza basmış. Lise 2 edebiyat’tan ikmale kalmış. Bu sınavı ancak liseyi bitirdikten sonraki yaz döneminde verip, diplomasını alabilmiş. Böyle bir başlangıca yakışır biçimde geçen üniversite yılları; önce Kocaeli’nde, sonra Açık Öğretim Fakültesi’nde, İşletme Bölümü’nde devam etmiş. Açık Öğretimde okumaya devam ederken 2005 yılında evlenip herkesi şaşırtmış. İş hayatında da pek istikrarlı olamayan genç adam, hareketli ve değişken hayatına uygun olduğunu düşündüğü otellerde uzun yıllar çalışmıştır. Evliliğinin altıncı yılında, eşinin gençlik yıllarındaki tiyatro grubu tekrar toplanınca “gerçek sanat”la tanışmış bu adam. 2011 yılının son bölümünde amatör olarak sahneye çıktığında kendini keşfetmeye başlamış. Bu keşif sürecinde en büyük destekçilerinden biri Eski Tiyatro Manga’nın kurucusu Halit Karaata olmuş. Eski Tiyatro Manga “BÖ Oyun” adıyla yeniden bir araya gelmiş ve her hafta bir doğaçlama yetişkin oyunu çıkarmaya karar vermişler. Eşinin davetiyle katıldığı “Sabahtan Akşama Oyunlar” formatını çok sevmiş. Her hafta ekipten bir kişi oyun yazıp oyununu yönetiyormuş. En geç Çarşamba günü cast belirleniyor ve metin, mail yoluyla, dağıtılıyormuş. Cumartesi sabah 9 civarı oyuncular bir araya geliyor. Kahvaltıyla başlayan oyun konuşmaları, öğleden sonra provaya dönüşüyormuş. Son provanın aslında ilk oyuna dönüştüğünü, oyunu oynadıklarında fark ediyorlarmış. Disiplin ve saygı çerçevesinde atış serbestmiş. Harika doğaçlama performanslar izliyormuş. Bir gün kendisi de denemiş ve iki yıl boyunca sahneden inmemiş. Işık teknikerliği, ses teknikerliği  deneyimlerinin yanı sıra yedi yetişkin oyunu yazıp üçünü yönetmiş. Bir de çocuk oyunu yazmış. Bazı oyunlar için şarkı sözleri yazmış, bestelemiş. Ekipten bazılarıyla beraber yazdıkları çocuk oyunlarını derleyip toparlayan Usta Halit Karaata’nın yönetiminde 100’e yakın devlet okulunda yüzlerce kez oyunlar oynamış. Daha sonra kendisini hazır hissetmeyip otel işine geri dönmüş ve “Leopar’ın kuyruğu elinde kalmış!” Uzun yıllar o günlerin hasretiyle şiirler yazmaya başlamış. 2015 yılında profesyonel iş hayatını bırakıp, hayallerinin peşinden gitmeye karar verdiğinde çoktan 300 tane şiiri hazırmış. Bu sefer kendini hazır hissediyormuş.  Liseden bir arkadaşının desteği ve ortaklığıyla bir müzik yapım şirketi kurmuşlar. Tonguç Akademi adında, dijital platformlar üzerinden öğretim yapan bir ekiple bu dönemde tanışmış. Yazdığı ilk şarkılar çok beğenilince, dersleri şarkı yapmasını istemişler. Önceleri uyarlamalar yaparak, sonra da özgün bestelerle LGS müfredatının tamamını, 3-4-5-6-7 ve 9. sınıf konularının da yarısından fazlasını şarkıya çevirmeyi başarmış. Yazdığı 100’ün üzerindeki şarkıya farklı prodüktörler ve farklı solistler eşlik etmiş. Hepsine sevgi, saygı ve minnet duyuyormuş her zaman. Hala Tonguç Akademi’yle çalışmaya devam eden bu insan evladı, yolda Renan diye biriyle karşılaşmış. 2 yıl önce tanıştığı Renan Bakker’le 8. şarkılarını çıkarmaya hazırlanan Taşkın Genç’in, 2018 yılında yavrusu dünyaya gelmiş. Yavrusunu kucağına aldıktan sonra içinde biriken sözleri şarkılara sığmayınca, “Bir Baba Hindi” adında bir anı kitabı, “Sinsinkem” adında bir kurgu dışı roman ve “Koçi ile Koki” adında bir çocuk masalı yazmayı denemiş. İlk üç kitabı henüz basılmamış olsalar da dördüncü kitabı olan “Silik”i yazmaktan vazgeçmemiş. Şimdilerde İzmir’in küçük bir sahil kasabasında yaşadığı söyleniyor.

Bravo Taşkın Bey, bu ne harika bir anlatım, hayran kalmadım desem yalan olur. Gerek tiyatro oyunlarınız, gerek henüz basılmamış kitaplarınız olsun oldukça dolu dolu geçen zamanlarınız olmuş. Ancak ben biraz söz yazarlığınız üzerinden gitmeyi düşünüyorum. Söz yazarlığınız ne zaman ve nasıl başladı?

Söz yazarlığım lise yıllarıma denk gelir. Boş derslerde, gelmeyen hocalarla ilgili tezahüratlar yazar, deli gibi bağırırdık. Maçlarda ve maç öncelerinde de bunu sık sık yapardık. Büyük ve kalabalık bir maç öncesi oturduğumuz mekanda epey gürültü çıkarıyorduk. Yirmi kişiyi aşkın grubumuzun olduğu masanın hemen arkasında 4 emekli amcanın öğlen rakısı içtiği bir gün bu. Ve bu gürültünün arasında arka masada oturan bey amcalardan biri omzuma dokunup;

            “ – Sen ne yaptığının farkında mısın?”

diye fırçaladı beni. Bağırışmalarım yüzünden rahatsız ettiğimi sanıp özür diledim. 

            “ – Ne özürü evladım. Yaşadığın anın duygularını hemen söze döküp, besteleyebiliyorsun. Ve bunu kalabalığın içinde çok normalmiş gibi rahatlıkla sergiliyorsun. Farkında olmadığın için benden değil kendinden özür dilemelisin!”

 deyip hayatımı değiştirdi. O gün maç heyecanıyla “Eyvallah dayı” deyip arkamı döndüğüm bey amca, hala yaşıyorsa ve bunu okursa beni bulsun lütfen. 

Şaka bir yana söz yazarlığım tiyatro dönemine denk gelir. Yazdığımız oyunlarda doğaçlama yaparken ya da metin yazarken bir kaç şarkı sözü yazmıştım. Oynadığımız çocuk oyunları için, daha sonra birlikte şirket kurduğumuz arkadaşımla, amatör kayıtlar alıp, kaliteli üretimler yapmıştık. O zamanlar başladığım söz yazarlığımın, 2016 yılında Tonguç Akademi için yaptığımız “Teongucum” motivasyon şarkısının bir milyondan fazla izlenmesiyle tescillendiğini söyleyebilirim. Son iki yıldır da Renan’la söz yazarlığıma devam ediyorum. Tonguç Akademi için yaptıklarımızı da sayarsam birlikte 40 kadar şarkı çıkardık. 

Sizin de dediğiniz üzere uzun zamandır Renan’la birlikte çalışıyorsunuz ve bugüne kadar pek çok başarılı çalışmaya imza attınız. Bize bu iş birliğinizden bahseder misiniz, söz yazarlığı ve üretim aşaması nasıl ilerliyor?

Dünya saatine göre çok sayılmaz aslında. 1 yıldan biraz fazla oldu tanışalı. Aramızdaki bağın farkına çabuk varıp, bunun değerini bilerek yola devam ettiğimiz için zamanın ve sınırların bizi engelleme şansı kalmadı. Bu sayede kısa zamanda çok şey üretip, uzun bir yol bıraktık geride. Biraz daha açık konuşmam gerekirse; aramızdaki yaş ve kültür farkına hiç takılmadan, birbirimizin görüşlerine son derece hoşgörülü yaklaşarak ve zamanın karşımıza çıkardığı fırsatların olumsuz yönlerine pek aldırmadan çalıştık. Tanışma hikayemiz ilginç oldu aslında. “Closure” isimli parçasının Türkçe’ye uyarlanması için, karşılığında para ödemek koşuluyla, bir iş anlaşması yaptık. Fakat şarkının İngilizce sözlerinde anlatılanların, Türkçe’deki duygusal karşılığı o kadar örtüştü ki ortaya karşı konulamaz bir enerji çıktı. Yani Renan’ın sözlerine, birebir çeviri yapmak yerine, şarkıda hissettiğim duyguları Türkçe olarak söze döktüm. Ve duvara toslamış gibi hissettim. İnsanın aynada gerçek yüzünü görmesi bu olsa gerek diye düşündüm. Kendimi bu enerji akışına bırakmaya o an karar verdim. Daha önce çok güvendiği dostları tarafından zor durumlara düşürülmüş olmasına rağmen, hiç düşünmeden yaptığı tüm şarkıları benimle paylaşmaya karar verdi Renan. İlk yolladığı şarkı “Manita”ydı. Dinlediğim anda çıkış parçamızın bu olması gerektiğini ısrarla söyleyip durdum. Şarkıya köprü olarak bir bölüm yazıp, üzerime vazife olmasa da aranjesini de yaparak bir demo gönderdim. Renan bu fikrime bayıldı ve şarkıya son halini verdi. Bu şarkıya olan inancımı, aramızdaki maddi anlaşmayı yok sayarak gösterdim. Artık birlikte iş yapan iki dost olmuştuk. “Closure” şarkısının ustalık eseri gibi anlam yüklü ve ilginç denemelerle dolu olduğuna karar verdik. “Manita” gibi daha dile yakın ve insanı harekete geçiren parçalar yaparak “Closure” seviyesine gelmemiz gerektiğini konuştuk. Manita’yı 6 parçadan oluşan bir EP’ye dönüştürdük.  Manita ilk çıktığında beklediğimizden çok daha iyi sonuçlar alınca heyecanımız arttı. Çember, Sorry, Lastik isimli şarkıları sırasıyla yayınladık. Bu EP’nin özelliği şarkıların birbiriyle bağlantılı, bir dizi gibi ilerliyor olmasıydı. Bu sebeple Renan’ın İngilizce olarak yazdığı sözlerin çevirisiyle devam ettik. EP’nin tamamlanması için dışarıdan almamız gereken destekler gecikince EP’ye ara verip benim sözlerimden şarkı yapmaya karar vermiş Renan. Bir gece altyapı gönderip “buna söz yazar mısın?” diye sordu. Sözleri yazmakla kalmayıp, demo kaydedip geri yolladım. Bir saat içinde, görüntülü görüşmeyle şarkının nakaratını ortak yazdık. Renan da kendi bölümünü yazıp okudu ve “Maden” çıktı ortaya. İkimizin ruhundan ortak süzülen ik iş olduğu için çok heyecanlıydık. Aldığımız dinlenme sayıları ve Spotify resmi listelerinden “Los Turcos”a girişimiz hikayemizin keyfini iyice arttırdı. Dön Baba şarkımız da benzer şekilde çıktı ortaya. Renan’ın bir gece önce hazırladığı altyapıyı dinleyip, daha önce yazdığım şiirlerden birini gözümde canlandırdım. Sözleri hemen Renan’a yollayıp, görüntülü aradım. Birkaç saat sonra şarkı hazırdı. Daha sonra Renan’ın çok sevdiği ve vazgeçemediği POP tarzında “Toka” isimli şarkımız yayınlandı. Bu şarkı sözleri sadece bana ait olan ilk şarkımızdı. Epey beğeni alsak da açıkçası benim pek içime sinmeyen bir şarkı olduğunu söylemeden geçemem. Yine de her şeyiyle muazzam bir ilerleme kaydettik ve hayallerimizin ensesindeyiz. Bu süreçte benim halihazırda çalıştığım Tonguç Akademi için de bir çok ders ve motivasyon şarkısı yapıp, birbirimize iyice alıştık. Maddi ve manevi olarak tek bir zihni paylaşır hale geldik. Bunun sonucunda ortaya çıkan “Tiki Taka” şarkısıyla kendimizden biraz daha bahsettirmeye niyetliyiz.

Evet, Tiki Taka 8 Ekim’de müzikseverlerle buluşmaya hazırlanıyor ve bu şarkının sözleri de size ait. Tiki Taka’nın hikâyesi nedir, paylaşır mısınız?

2016 yılında 6 Ekim’i 7’sine bağlayan gece yani doğum günümün ilk saatlerinde yazdım sözleri. Gecenin 4’ünde uyanıp birdenbire aklıma dökülen sözleri önce yattığım yerden baştan sona toparladım aklımda. Uyumaya devam etmek istedim ama her uyuma çabamda kelimelerin yavaş yavaş hafızamdan silindiğini fark edince panikle fırladım. Telefonumu elime alıp olduğu gibi yazdım aklımdakileri. Yazdıktan sonra sanki derin bir kuyu gibi düştüm uykunun içine. Sabah uyandığımda tekrar okudum. Eşime de gösterdim. İlerleyen günlerde bir kaç dostumla daha paylaştım. Herkes beğendiğini belli eden sözler söyledi. Bu sözlerimin şarkı olmasını çok istiyordum. Prodüktör olmadığım için kendim yapamıyordum. O dönem birlikte çalıştığım müzik grubu sözleri tarzlarının dışında buldular. Daha sonra Tonguç Akademi için birlikte çalıştığım prodüktörle paylaştım, pek ilgisini çekmedi. Bu sözlerin şarkısını dinlemeyi çok istiyordum ama yakın çevremden gereken ilgiyi bulamadım. Sonra Peyk grubuyla ve Gaye Su Akyol’la paylaştım sosyal medya aracılığıyla. Okuyup okumadıklarını bile bilmiyorum. 2020 yılının başlarında Renan’la tanıştım. Birlikte çalışmaya başladığımızda birkaç şarkı sözüyle birlikte Tiki Taka’nın sözlerini de yolladım. Özel bir ilgi göstermedi. Ben de ayrıca ilgilenmesini söylemedim açıkçası. Üzerinden şarkılar, işler ve zaman geçti. Sonra 10 Ocak 2021 tarihinde Renan gece garip bir şey yaşadığını söyledi. Sabaha karşı 4’te uykusundan uyanıp hipnotize olmuş gibi bilgisayarını açmış. Aklına gelen melodileri unutmamak için bir prodüksiyon dosyası açıp çalışmaya başlamış. Altyapı ortaya çıkınca Tiki Taka’nın sözlerini mırıldanıp yatmış. Uyanınca toparlarım diye düşünmüş.  Sonra bana yolladı. Çok beğendim. Düzenlemeye, tekrar okumaya çalıştık ama o gece sabaha karşı kulaklığının dahili mikrofonuyla yaptığı ham kayıtları kullanmaya karar verdik. O gecenin ruhu şarkıda hissedilsin istedik. Prodüksiyonda bile değişiklik yapmaya gerek duymadık. Mix ve master yaptı Renan. Yaptığımız şarkı yayın planında beklemediğimiz bir aksilik olunca Tiki Taka’nın yayınını geri çekmek zorunda kaldık. Yine güzel bir tesadüf ki; şarkı doğum günümün son dakikasında yayınlanacak bu sayede. Tiki Taka kendini var etmenin bir yolunu bulan, yaşayan ve hayata tutunan bir şarkı. Zamanın kendi yoluyla geldiğinin bir kanıtıdır.  Umarım bir kaç ay sonra, Renan’ın doğum gününde, tüm dünyanın dinlediği kült bir parça olur. Bu, Tiki Taka’nın hikayesine yakışan güzel bir tesadüf olacaktır.

Ben de doğum gününüzü şimdiden kutluyorum. Tiki Taka sizin için güzel bir doğum günü hediyesi olmuş. Nice müzikli yıllar dilerim. Peki, şöyle bir sorum daha olacak; Söz yazarlığında size ilham veren unsurlar var mı, varsa neler?

Teşekkür ederim güzel dilekleriniz için. Şu an bu röportajınız da benim için unutulmaz bir doğum günü hediyesi oldu. Minnettarım. Soruya dönecek olursak, ilham konusunda pek seçici değilim. Herhangi bir zamanda ve mekanda, birdenbire geliverir çoğu zaman. Hemen içime dönüp zihin notlarımı alır ve müsait bir zamanda üretime geçerim. İlhamın birdenbire gelme sebebini ise; her anımın kıymetli tarafını görmeye çalışarak yaşıyor olmamla açıklayabilirim. Zamanda yolculuk yapmaya başladığımızda, geri dönüp düzelteceğim çok az anım olsun isterim. 

Bundan sonra hangi çalışmalar bekliyor bizi, sırada neler var?

İlk önce Renan’la yarım kalan Manita EP’yi yılbaşına kadar tamamlamak istiyoruz. Ayrıca Tonguç Akademi’yle yapacağımız yeni öğretim yılı planlamasına göre ders ve motivasyon şarkılarımız olacak. Yine Renan’la çalışmaya başladığımız bir çocuk şarkıları projemiz var. Birkaç şarkı şimdiden hazır bile. Şarkılar başka bir yapımcıyla mı yoksa kendimiz mi yayınlamalıyız, onun kararını vereceğiz. İngilizce eğitim şarkıları da yapmak istediklerimiz arasında. Henüz düşünce aşamasında olsa da bu yıl bir şeyler üretebileceğimizi biliyorum. Müzik dalında “Six Pack” grubunun kurucularından olan saksafon sanatçısı Ozan H. Özcan ile ilginç bir müzikal deneme projemiz de zamanını bekliyor.

Öte yandan kitap yazmaya devam edeceğim. “Silik” bitmek üzere ve şimdiden beşinci kitap için kafamın içinde çalışmalara başladım bile. Şiirlerime de ara sıra göz atıyorum.

Benim için en heyecan verici proje ise “Nora’nın Oyuncakları” projesidir. Eşim hamileyken vakit geçirmek için başladığı “Amigurumi sanatı”nı, “Nora’nın Oyuncakları” adıyla sosyal medyada ve online satışla sürdürüyor. Sığacık El sanatları pazarında da mütevazi bir tezgah açıyor. Yazdığım ya da yazacağım çocuk öykülerine uygun oyuncaklar örmek gibi bir planı var. Ördüğü oyuncaklardan kitabın animasyonlarını yapmayı çok istiyoruz. Belki kitabın animasyon videolarını bile yapabiliriz. Bu proje de zamanının gelmesini bekleyenler arasında en sevdiğimdir.

Röportaj için teşekkür ediyorum Taşkın Bey.

Gazete Sanat Çocuk için yaptığımız röportajda, heyecandan teşekkür etmeyi unutmuştum. Bu sefer hatırlattığınız için teşekkür ederim. Tabii bir de vakit ayırdığınız için. 


Bir yorum

  1. Annen Annen 03/10/2021

    Seninle gurur duyuyorum yavrum mükemmel işlere imza atıp bu işleri başarıyla devam ettirdiğini görmekten sonsuz mutlu oluyorum başarılarının daim olmasını tüm kalbimle diliyorum son sevdam 🙏🧿😘😘😘😘😘

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir