İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Toplumsal Cinsiyet ve Sanat


Bir 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü daha geride bıraktık.

Kimimiz “Kadınlar çiçektir, kutsal annedir.” dedi. Kimimiz “Kadına Şiddete Hayır!”

Kimimiz “Eşitiz!” diye haykırdı kimimiz ise “Hepimiz insanız!”.

“Toplumsal Cinsiyet Eşitliği” mücadelesi özel ve kamusal alanda devam ediyor.

1972 yılında Ann Oakley tarafından sosyolojiye dahil edilen “Toplumsal Cinsiyet” (gender) kavramı erkeklik ve kadınlık arasındaki toplumsal rollere işaret eder. Cinsiyet (seks) biyolojik açıdan kadın/erkek ayrımını ifade ederken toplumsal cinsiyet, toplum tarafından inşa edilen bir süreci belirtir.

Altını çizmek istediğim önemli bir nokta; üremeyi esas alan heteronormatif ahlak, kadın-erkek ikiliğine dayanır. Bu ikilik cinsiyetçiliğin yeniden üretilmesi tehlikesini içinde barındıran ve kısır döngüye sebep olan gizli bir silahtır. Öyle gizlidir ki, “başarılı kadın sanatçı”, “kadın yazar” gibi kullanımlarla kadını onurlandırmak isterken norm olanın erkek olduğunu pekiştirerek kadını ikincil konuma düşürdüğümüzü fark edemeyiz bile…

Mücadele “Temsiliyet” çalışmalarıyla sanat alanında da devam ediyor.

Birçok disiplinde kullanılan temsil kavramı, temsil ettiği şeyin kendisi değil bir aracıdır.

Tarih boyunca kadının nasıl temsil edildiği iktidarı elinde tutan erkekler tarafından belirlenmiş ve yüzyıllar boyunca kadınların erotik hazzın nesneleşmiş bir biçimi olarak seyredilmek için var olduğu temsiller işlenmiştir. Sanat eleştirmeni ve yazar John Berger şu ifadelere yer verir:

‘‘Özellikle Rönesans dönemine ait resimlerde çıplak kadın tasvirleri resmin karşısındaki erkek kahraman için yapılmıştır. Erkekler kadınları seyreder, kadınlarsa seyredilişlerini seyreder.’’ Örnek olarak İtalyan ressam Tintoretto’nun ‘Susannah ve Kentin Büyükleri’ isimli çalışmasını gösterir.

Feminist sanat tarihi açısından dönüm noktası kabul edilen sanat tarihçisi Linda Nochlin 1971 yılında yayınladığı “Neden Hiç Büyük Kadın Sanatçı Yok?” adlı makalesinde tarihsel süreç içinde kadınların erkeklerle aynı politik, hukuki ve sosyal haklara sahip olmamasına dikkat çeker ve şu sözlere yer verir:

“Sanat üstün güçlerle donanmış bir bireyin kendinden önceki sanatçılardan ve daha belirsiz, daha yüzeysel biçimde de “toplumsal koşullardan” “etkilenerek” ortaya koyduğu özgür ve özerk bir etkinlik değildir… Sanat yapmanın koşulları belli bir toplumsal çerçevede gelişir, bu toplumsal yapının ayrılmaz parçasıdır…”

Nochlin çalışmasında bireysel yetenek ve başarının ötesinde kurumsal, kamusal olanı gözler önüne serer.

Sanat tarihinde kadının yok sayılmasına ve seyirlik bir nesne olarak temsil edilmesine yönelik ciddi eleştiriler yapan ve 1985 yılında New York’taki Museum of Modern Art’ta (Modern Sanat Müzesi) düzenlenen “An International Survey of Painting and Sculpture” (Uluslararası Resim ve Heykel’e Bir Bakış) sergisinde yer alan 169 sanatçının yalnızda 13’ünün kadın olması üzerine harekete geçen Gerilla Girls (Gerilla Kızlar) grubu 1989 yılında çarpıcı bir çalışmaya imza atar.

“Kadınların Metropolitan Müzesi’ne Girebilmek için Çıplak mı Olmaları Gerekir?” adlı poster çalışmalarında sanatçı Ingres’in Louvre Müzesi’nde bulunan “Grande Odalisque” (Büyük Odalık) isimli eserindeki kadın figürünün başına goril maskesi takarak “Modern Sanat Bölümündeki sanatçıların %5’i kadın, ancak çıplakların %85’i kadın’’ bilgisini paylaşırlar.

Eşitlik talebiyle başlayan kadın hareketi zaman içinde edinilen kazanımlarla dönüşmüş; farklılığa ve çoğulculuğa doğru gelişmiştir. Sanatçılar, yerleşik algıları yapısöküme uğratıp göstergelerden yararlanarak eril iktidarın kodlarını sorgulayan, yıkan ve yeniden üreten çalışmalar ortaya koymuşlardır.

İkili karşıtlığı aşmak ve farkındalık geliştirmek dileğiyle…

Yazan: İdil Güney Şimşek

İdil Güney Şimşek

8 Yorum

  1. İrfan Güney İrfan Güney 10/03/2021

    8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar gününde çok anlamlı bir yazı olmuş. Kaleminize sağlık.

    • İdil Güney Şimşek İdil Güney Şimşek 18/03/2021

      Rica ederim. Sevgiler.

  2. Zeynep Sezer Zeynep Sezer 11/03/2021

    Ne güzel bir yazı… Ufuk açıcı…
    Müze gezerken hiç düşünmemiştim burada yazdıklarını. Emeğine sağlık. Öperim Idil’ciğim.

    • İdil Güney Şimşek İdil Güney Şimşek 18/03/2021

      Teşekkür ederim 🙂 Çok sevgiler.

  3. Selim AY Selim AY 14/03/2021

    Bu hafta geç okuyabildim, geniş literatür taramasını da içeren yazınız için kutluyorum.

    • İdil Güney Şimşek İdil Güney Şimşek 18/03/2021

      Çok teşekkür ederim. Saygı ve sevgilerimle.

  4. Yavuz Avunduk Yavuz Avunduk 15/03/2021

    İdil cim,
    Kalemine yüreğine emeğine sağlık,
    Çok değişik, o kadar da önemli konulara değinmen,
    Bizi ciddi düşüncelere, araştırmaya yönlendiriyor.
    Senin için ve kendimiz için,
    Seviniyoruz.
    Gurur duyuyoruz.
    Not, bu yazı bende yıllar önce okuduğum, bir kitabı anımsattı.
    Kadının İsimsiz tarihi.
    Belki sen de okumadıysanız, bir incele derim.
    Okuduysan da yorumunu merak ederim.
    Yazarı,
    Yıldız Cıbıroğlu.
    Sevgiler…

    • İdil Güney Şimşek İdil Güney Şimşek 18/03/2021

      Çok teşekkür ederim hem güzel düşünceleriniz hem de kitap öneriniz için. Sevgiler.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir