İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Uğursuz Bir Kehanetin Başkahramanı; Korkunç İvan


25 Ağustos 1530’da Kremlin sarayında bir çocuk doğdu. Veliaht 3. Vasili ve eşinin ilk erkek çocuğu. İvan adındaki bu çocuk, çoğu kişinin bir beddua olarak saydığı uğursuz bir kehanetin başkahramanı olarak dünyaya gözlerini açar… Bir aziz, mağrur hükümdara tedirgin edici kehanetini bildirmiştir;”Halkın şiddet ve gözyaşının pençesine düşecek, oluk oluk kan akacak.”

Kehanet yersiz değildi. Bu çocuk dünya tarihine adını “Korkunç İvan” olarak yazdıracaktı. İvan’ın babası Vasili boşanma aleyhindeki katı kurallara karşı gelerek kilisenin gazabına uğradı. Vâris aramada Vasili ağır şartlara yenik düştü.

Çocuksuz geçen 20 yıllık evlilikten sonra yaşlı kral soyunun devamı için bir oğul sahibi olmalıydı. Kısır eşi bir manastıra gönderildi. Kralsa bir başkasıyla evlendi ve İvan bu kutsanmamış birlikteliğin meyvesi oldu.

Oyun yerleri saray odaları olan bu çocuk henüz 3 yaşındayken babasını kaybedip Moskova Knezliği’nin başına geçmişti. 8 yaşında annesi Elena’yı kaybetmesi onu derin üzüntüye boğdu. Henüz küçükken yaşadığı bu acılar ve devlet yönetimi gibi büyük bir sorumluluğun altına girmesi elbette bir çocuk için hiç de alışılmış şeyler değildi. Bunun yanı sıra daha çocukken birçok kez suikast girişimine maruz kalmıştı. Tüm bu yaşadıkları onun ileriki hayatı için belirleyici unsurlardı. Psikolojisi daha küçük yaşlarda bozulmaya başlamıştı.

17 yaşında tahta çıktığında sınırsız yetkilere sahip olmasıyla birlikte iktidarı döneminde halkına uyguladığı baskı ve katliamlar korku rejimini kurdu. İlk eşinin de ölümü onu derinden etkiledi ve giderek kötüleşen akli dengesi onu daha paranoyak biri haline getirdi. Halkına acımasızlığının had safhaya ulaştığı akıl almaz işkenceler yapmaya başlamıştı. Çevresinin düşmanlarla çevrili olduğuna inanan bu adamın 60 bine yakın insanı katlettiği tahmin ediliyor. Öyle ki tarihçilerin gözünde bu dönem terör dönemi olarak adlandırılıyordu.

Bunların yanı sıra İvan’ın entrika ve işkencelerini sürdürürken kiliseye daha da sıkı bağlanması oldukça garipti. Manastırda inzivaya çekilip ibadet etmek gündelik hayatının bir parçası olmuştu. Belki de bunu günahlarından ve saçtığı vahşetin vicdan azabından bir kaçış ve arınma olarak teselli görüyordu kendine. Ama durum sanılanın aksine tam tersiydi. Korkunç İvan çoğu zaman kime ne işkence edeceğini ayinler esnasında kararlaştırırdı.

Bu olaylardan en hazin ve acıklı olanı ise kendisine ihanet ettiğini düşündüğü oğlu İvan İvanoviç’i bir anlık kızgınlıkla demir çubukla çenesine vurmak suretiyle katletmesidir. Nedeni tam olarak bilinmese de oğlunun ona ihanet ettiği ve oğlunun hamile eşine şiddet uyguladığı sırada aralarında çıkan tartışmanın sebep olması şeklinde farklı yorumlar mevcut. Bu acıklı hikâye farklı şekillerde anlatılır ancak hikâyenin hangi biçiminin doğru olduğunun pek de bir önemli yok. Sonuçta İvan İvanoviç’in ölümü babasının elinden olmuştu. Görünen o ki yıllar önceki kehanet şimdi gerçekleşmişti.

Bu olay yıllar sonra ressam İlya Repin’e ilham olmuş ve çoğumuzun aşina olduğu o meşhur tabloyu yaptırmıştır. Tablo Korkunç İvan’ın oğlunu öldürdükten hemen sonrasını resmediyor. Her ne kadar tablo bize oğlunu öldüren babanın dehşeti, çaresiz pişmanlığı ve azabını resmediyor olsa da aslında ressamın belirttiğine göre bu resmin ilham kaynağı, II. Aleksandr’ın devrimci Narodnaya Volya örgütü üyeleri tarafından katli ve bunun ardından örgüt üyelerinin duyduğu huzursuzluktu. Hatta İlya Repin bunu anılarında şu şekilde dile getirmiştir: “Bu tarihsel trajedinin uyandırdığı, varlığımızın en derinliklerine uzanan acı duyguları bir tabloya yansıtmak doğaldı. Bu yıl bir dizi korkunç olaya tanık oldum. Tarihten bir çıkış bulmam normaldi. Yeni bir tabloya heyecanla başladım. Tablonun konusu, çağımızdaki zulümdü.”

1885’te tamamlanan tablo, Moskova’da Tretyakov Galerisinde sergilenmektedir. Ve sanat eserlerine yansıyan tarihi olayların, trajedilerin yıllara, asırlara uzanan evrenselliği, farklı konulara ve olaylara ilham kaynağı oluşu bu eşsiz eserle bir kez daha anlaşılmış oluyor.


İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir