Sevilen bir türkü, sorunlu bir sözün üzerini örtebilir mi? Toplum olarak bazı eserleri sorgulamadan sahiplenme alışkanlığımız var. Özellikle türküler söz konusu olduğunda, melodinin sıcaklığı çoğu zaman sözlerin içeriğini tartışılmaz kılar. Oysa bir eserin geçmişten geliyor olması, onun eleştiriden muaf olduğu anlamına gelmez. Aksine, köklü olan daha dikkatli incelenmelidir.
“Demirciler demir döver ocakta, Şimdiki kızlar ne hoş olur kucakta, vay, vay…” dizeleriyle bilinen türkü tam da bu noktada tartışılması gereken bir örnek. Çünkü sözlerinde kullanılan dil, kadınları özne olmaktan çıkarıp edilgen bir konuma yerleştiren bir anlatım barındırıyor. Bu tür ifadeler, bir dönemin zihniyetini yansıtıyor olabilir; ancak bu durum onların bugünün dünyasında sorgulanmayacağı anlamına gelmez. Kültür, dokunulmaz değil; tartışılabilir bir alandır.
Asıl sorun, bu tür sözlerin çoğu zaman “zaten türkü” denilerek geçiştirilmesidir. Oysa sanat, yalnızca hoş duygular uyandırmakla değil, düşünce üretmekle de sorumludur. Eğer bir eser bugünün değerleriyle çelişiyorsa, yapılması gereken onu sessizce kabul etmek değil, açıkça konuşmaktır. Çünkü sorgulanmayan gelenek, zamanla bilinçsizce tekrar edilen bir kalıba dönüşür.
Kısacası, mesele bir türküyü yasaklamak ya da silmek değil; onu sorgulanamaz bir miras gibi sunma alışkanlığını terk etmektir. Ezgiyi korumak adına sözleri görmezden gelmek, kültürü yaşatmak değil, eleştirel düşünceyi susturmaktır. Eğer bir toplum, geçmişten gelen her ifadeyi tartışmasız kabul ediyorsa, aslında geleneği değil alışkanlığı savunuyordur. Kültür ancak soru sorulduğunda ilerler, soru sorulmayan yerde ise sadece tekrar vardır.







İlk yorum yapan siz olun