İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Benzersiz Virtüöz Yury Revich ile Röportaj


Dünyanın en iyi keman virtüözlerinden ve çok yönlü bir yetenek olarak kabul edilen, “Echo Klasik” (ECHO Klasik Awards) ve “Uluslararası Klasik Müzik Ödülleri” (ICMA) ve “Viyana Beethoven Merkezi” (Beethoven Center Vienna) tarafından “Yılın Genç Müzisyeni” gibi birçok ödülün sahibi olan  Rus asıllı Avusturya vatandaşı benzersiz virtüöz Yury Revich ile çok keyifli ve sanat dolu bir röportaj gerçekleştirdik. 

Yury, 17 yaşında Viyana’ya yerleşmesi ile klasik müzik camiasında adını duyurmaya başlamıştı. Başarılı kemancı uluslararası camiada adını duyurduğu ilk çıkışını 18 yaşında Carnegie Hall’ da bugün dünyaca ünlü piyanist yakın arkadaşı Daniil Trifonov ile gerçekleştirdikleri muhteşem ikili konser ile yaptı. Daha sonrasında adı hızla genç virtüözler arasında sayılmaya başlayan Yury dünyaca ünlü La Scala Orkestrası eşliğinde solist olarak verdiği ” Çaykovski Keman Konçertosu” konseri ile ününü perçinledi. Virtüöz kemancı Berlin Philharmonie, Berlin Konzerthaus, Viyana Musikverein, Zürih Tonhalle, Viyana Konzerthaus, Leipzig Gewandhaus, BOZAR Brussels ve Tchaikovsky Concert Hall Moscow gibi dünyaca ünlü salonlarında adından söz ettiren performanslar sergiledi. Küçük yaştan itibaren, yaşamına birçok başarıyı sığdıran Yury Revich’i gelin hep birlikte yakından tanıyalım.  

Mine Alpan: Keman çalmaya ne zaman başladınız?

Keman çalmaya 5 yaşında başladım. Ailemin 4. Kuşak kemancısıyım. Babam, dedem ve büyük dedem de kemancıydı. İlk keman eğitimimi babamdan aldım ve sonrasında akademik eğitimime “Moskova Müzik Akademisi”nde devam ettim. Tekniğimi ve kariyerimi mükemmelleştirmek için Avrupa’ da çeşitli saygın okullarda eğitimime devam edip  17 yaşında, halen yaşadığım ve vatandaşı olduğum Avusturya – Viyana’ya taşındım.

Dünya çapında çıktığınız konserler dışında kendi yarattığınız bir terim olan “Concerts Of Arts”  konseptinde sanat konserleri diziniz var. Bize biraz ondan bahseder misiniz?

Bu yıl 6. yılını kutladığımız yılda 5-6 farklı sıra dışı mekânda gerçekleştirdiğimiz “Friday Nights with Yury Revich” sanat konserlerim var. Müzik, dans, tiyatro, resim, şiir ve farklı birçok sanat dalının harmanlandığı benzersiz bir konsept. Her etkinlikte sınırlı sayıda seyircinin deneyimleyebildiği bu performansların sanata kattığı değerin yanı sıra elde edilen tüm bilet ve bağış gelirini UNICEF’e bağışlıyor olmamız bu sanat projemi çok farklı konuma taşımakta.

Hayırsever amacın tutkulu bir savunucusu ve ayrıca UNICEF Avusturya’nın resmî destekçisisiniz. Bize biraz Dreamland konser serilerinden de bahseder misiniz?

“Dreamland” yardıma muhtaç, zorluk çeken ve imkânsızlıklarla boğuşmak zorunda kalan çocuklara hayallerini yaratmaları ve ulaşmaları için iyi amaçlar uğruna fedakâr insanların bir araya geldiği bir proje. Ben ve ekibim tarafından hayata geçirilen bu projenin misyonu konser ve etkinliklerden elde edilen gelirlerin UNICEF aracılığı ile, dünyadaki tüm imkân ve olanaklara ulaşabilen çocukların sahip olduğu, huzur, eğitim, uygun sağlık hizmetlerini dünyada bunlardan mahrum kalan çocukların da sahip olabilmesi için gerekli yatırımlar ve fon sağlamak için düzenlediğimiz konserler serisi.

Bir keman virtüözü olarak ulaştığın başarının yanı sıra yaratıcı kişiliğini ortaya koyduğun resim, fular tasarımı, göz mücevheri tasarımı, senaristlik, yönetmenlik gibi alanlarda yaptığın çalışmalarla çok yönlü bir kişiliksin. Yaratıcılığının kaynağını ve ilhamını nereden alıyorsun?

“Kendimi Rönesans dönemi sanatçısı olarak tanımlamaktan hoşlanıyorum. O dönemde sanatta yaratıcılığın sınırları yoktu. Hem bir mucit hem de ressam, şair ya da başka bir şey olabiliyordunuz. Benim de aynen keman ve klasik müziğin dışında başka ilgi alanlarım var. Örneğin senaryo yazmak ve yazdığım metinlerin rejisörlüğünü ve yönetmenliğini yapmak benim en keyif aldığım hobim. Son yaptığım kısa filmlerim birkaç uluslararası kısa film festivalinde başarılar kazandı ve açıkçası o kadar profesyonelin arasından sıyrılıp, bu kadar iyi tepkiler almayı beklemiyordum. Bunu yaptım çünkü kendi yazdığım bir hikâye üzerine kısa bir film yapmanın, müziği filmin dili olarak kullanmanın ve ayrıca duyu engelli insanlar için farkındalık yaratmanın harika olacağını düşünerek bu filmi yapmıştım.

Çocukluğumdan beri çok resim yaparım ve kısmen renk körü olmama rağmen doğanın renklerinden her zaman etkilenmiştim. Çocukken kısmen renk körü olduğumu bilmiyordum ama yine de renkli resimler yapmaktan zevk alıyordum. Yıllar önce, çaldığım müzik sırasında kafamda renkler ve desenleri beliriyordu. Ama bunları bir tuvale aktarmak yerine kumaş üzerine aktarmaya karar verdim. Ve bir ekiple kurduğum atölyede belirli bir müziğe adanmış ve müziğin resme dönüştüğü ve her biri benim tarafımdan boyanmış bir fular koleksiyonu ürettik. Ve bu benim için paha biçilmez bir deneyim oldu. Ve hâlâ bir müziğin zihnimde canlandırdıklarını kumaşa aktarmaya devam ediyorum.

En son yarattığınız sıradışı “Eye Jewellery” “Göz Mücevheri” çalışmalarından biraz bahseder misiniz?

Resim yapmakla hayatımın her döneminde çok ilgiliydim ve duygu ve fikirlerimi kağıda aktarmak her zaman keyif aldığım bir hobi oldu benim için. Birkaç sene önce yine önümde kâğıt göz için mücevher fikri üzerine gelişi güzel çizimler yapıyordum. Bu tamamen kendiliğinden oluşan, sanatla gözlüğün harmanladığı, görme işlevi gören gözlüğün ötesinde bir aksesuar, bir takı fikri üzerine odaklanmıştım. Şahsen ben gözlük kullanmayı çok seven bir insanım. Okul yıllarımda içine kapanık bir çocuktum ve bu sebeple güneş gözlüklerimin arkasından kendimi çok rahat hissederdim. Sahip olduğum güneş gözlükleri benim için dış dünyaya karşı bir koruma kalkanıydı sanki. Ama gözlüğün bir aksesuar ya da kullanma zorunluğu olan bir nesne olmasının dışında farklı önemi olduğu düşünüyorum . Gözlük bence bir çeşit kendini ifade etme, benzersiz kılma veya kişiliğinizi ya da ruh halinizi yansıtan çok özel bir aksesuar. Şu da var ki gözler insan bedeninin en güzel ve özel parçasıdır. Gözler her zaman ruhun penceresi olarak tasvir edilmiştir. Ve bedenimizde hiçbir yerinizi oynatmadan gözlerinizle kendinizi ifade edebilirsiniz. Bu sebeple bu kadar anlamlı ve özel olan gözlerdeki ifadeyi vurgulamak için “göz mücevheri” fikrini çok seviyorum. İki sene öncesine kadar göz mücevheri tasarlamak benim için bir hobiydi ve bunu sadece kendim için yapıyordum. Ta ki Paris’te arkadaşlarla bir yemekte Diana Venet ile tanışana kadar. Bu hanımefendi Leonardo Da Vinci, Salvador Dali gibi sanatçıların kendi alanlarındaki eserleri dışında yaptıkları diğer sanat türlerine ait eserlerini toplayan bir koleksiyoncuydu ve benim yaptığım göz mücevheri tasarımlarımı çok beğendi. Diana beni göz mücevherleri tasarımı yapmam konusunda hem destekledi hem de motive etti. Son tasarımım “Infinite Sound-Wave” isimli göz mücevheri tasarımımın prömiyeri 2021 Temmuz ayında Monako’da gerçekleştirilecek bir lansman ile yapılacak.

Bu farklı sanat dallarındaki ilhamımın temeli müziğe ve bitmek bilmeyen resim tutkuma dayanıyor. Gerek ufak da olsa elde ettiğim başarılar gerekse yaptığım işlerin takdir görmesi benim bu alanlarda ilhamımı tetikleyen önemli unsurlar. Ve asıl tutku olan kemanım ve müziğimden kalan zamanda üretmeye devam edeceğim.

Sevgili Yury zamanda geriye dönme şansınız olsaydı hangi besteciyle tanışmak isterdiniz ve ona ne sorardınız ?

İmkânım olsaydı her besteci ile tanışmayı ve onlarla konuşmayı isterdim çünkü yaptıklarını ve onların hakkındaki gerçeklere ulaşmak ve eserlerinin detaylarını öğrenmek konusunda çok meraklıyım. Ama herhalde önce Mozart, Beetoven ve tabii ki Paganini olurdu… Madem böyle bir fırsat var Shostakovich, Ravel ve Debussy ile de tanışmak isterdim. Bir resim tutkunu olarak Fransız empresyonistleri buluşup onlar resim yaparken onlarla beste yapmayı çok isterdim. Beethoven’a onunla ilgili tüm merak ettiklerimi sorar, Mozart ile partiler ve tabii ki de o zamanın en büyük Rock yıldızı Paganini’nin en büyük hayranı olarak onun tüm konserlerine gitmeyi isterdim.


Kemanın ile ilişkinizi tanımlar mısınız?

Goh Ailesi Vakfı tarafından bana tahsis edilen çok özel ve değerli bir keman 1709 Antonio Stradivari “Princess Aurora”ı kullanıyorum. Çok yakın bir ilişkimiz var. Benden çok daha yaşlı 300 yaşında. Çok hassas, hava değişikliği, kuru hava ve nemden hemen etkileniyor. Ama birlikte çok iyiyiz ve her zaman beraberiz. Tüm yolculuklarımda yanımda, uyurken yatağımın başucunda. Birbirimizi her gün görüyoruz. Yani kısaca diyebiliriz ki hem kişisel hem de iş olarak çok yakın bir ilişkimiz var.


Bitmek tükenmek bilmeyen enerjiniz, insanlık ve sevgi adına hayata geçirdiğiniz yardım ve farkındalık projeleri sebebiyle 2020 Aralık ayında Viyana’nın en çok okunan ünlü “LOOK” dergisi  tarafından “Yılın Adamı” ödülüne layık görüldünüz. Size verilen bu ödüle istinaden duygularınızı bize ifade eder misiniz?

Bu mükâfat bana hayallerimi gerçekleştirmem ve çalışmaya devam etmem için daha fazla güç veriyor. Dreamland projelerime devam etmek ve gezegenimizi herkes için daha iyi bir yer yapmak en büyük hedefim.

Yury Revich Avrupa’da olduğu kadar Türkiye’de de oldukça fazla hayran kitlesine sahip. Lakin keman virtüözünün 2020 yılında Türk hayranları ile buluşacağı birçok konser maalesef pandemi sebebiyle iptal edilmiş. Güzel haber ise aldığımız bilgilere göre yıldız sanatçı 2021 yılı içinde başta İstanbul olmak üzere Türkiye’de temsilciliğini yürüten KAM MANAGEMENT ile birçok büyük projeye imza atacak. Bize bu sohbeti gerçekleştirmeyi  mümkün kılan, sanatçının Türkiye temsilciliğini ve menajerliğini yapan KAM MANAGEMENT’a teşekkür ediyorum.


İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir