Yazan: Yekta Majiskül
Kafka’nın kadınlarla ilişkilerinde tutuk, karşı cinsle yakınlaşmaktan çekinir hatta korkak olduğuna dair yerleşik bir kanı var. Mücadele edilmesi en güç kanı (belki inanç demek daha doğru!) bu. Çünkü peşi sıra gelen, Kafka’nın çirkin bir erkek olduğuna dair bir kanı daha var.
Öncelikle Kafka’nın çirkin değil, tersine yakışıklı sayılabilecek olduğunu söylemeli. Hastalığının ilerlediği dönemde, bir deri bir kemik kalmışken, üstelik bakışlarına kapıya dayanan ölüme küfredercesine bir sertlik oturmuşken hiç çekici görünmediği kesin.
Gelgelelim, gençlik fotoğraflarında yüzünde hep mütebessim, az çok güvenli bir ifade vardır. Neden denirse, Kafka çocukluğundan beri zayıf bünyeli olsa da yüzüne bakılır biri olduğunun farkındadır. 1.90’a yakın boyda, tüm tanıkların nezaket ve zarafetinde oybirliği ettikleri, iki dirhem bir çekirdek giyinen biridir. Ortalamanın epeyi üstünde öğrenim görmüş, çok yer gezmiş, kültürlü bir erkektir. Az bilinen bir hastalıktan mustariptir ama söz konusu hastalık lehine çalışmaktadır: Kafka son birkaç yılına dek yaşlanmamış, teninde hiç kırışık olmadan, her dem genç kalmıştır.

Bu yakışıklı yazarın geçmişine bakarken işi paparazziliğe dökmeyelim, yine de Kafka’nın aşk hayatını bu yazının sınırlarına sığdırmak mümkün değil. Milena’yı bilmeyen yok herhalde. İki kez nişanlanıp ayrıldığı, Milena’dan katbekat fazla mektup gönderdiği Felice, Türkiye’de Milena’ya kıyasla az biliniyor, ne yazık ki pek önemsenmiyor.
Oysa Felice’ye Mektuplar, Kafka’nın insan olarak en yalın, en samimi göründüğü metinlerdir. Milena’ya yazarken âşık Kafka kadar, belki daha çok yazar Kafka söz konusudur. Felice’ye yazarken tam tersi: Metinlerinde neyi nasıl yazdığını anlatırken bile aşkla yazar Kafka.

Felice’yle Milena arasında, ailesini öfkeden köpürtecek bir nişanlaması daha var, düpedüz “uygunsuz” bulunan Julie Wohryzek ile kısa sürmüş bir umut, bir evlilik hayali. Ailenin, hele babanın bu nişana karşı durmasının nedeni açıktır: Wohryzek alt sınıftan, güzel ve nazik ama görgüsüz bir kızdır. Tüm yaşamını para kazanma ve sınıf atlama üzerine kurmuş, köylülükten gelme baba için tüyler ürpertici bir seçim.
Kafka’nın son dönemini birlikte geçirdiği, bağımsız ruhlu fakat vefakâr Dora Dyamant da ciddi ilişki kurduğu kadınlardan. Kafka Dora’ya, birlikte Filistin’e göç etmeyi, küçük esnaf yaşamı kurmayı hayal edecek kadar güvenmişti.
Bu dört ciddi ilişkinin yanı sıra, Minze Eisner, Hedwig Weiler gibi düzenli mektuplaştığı, platonik düzlemden ileri gitmediği ilişkileri de oldu Kafka’nın. Liste bu kadarla sınırlı değil. Mektuplar ve Günlük’te, biraz şifreli de olsa, azımsanmayacak gönül yakınlığı izi bulunur.
Yakından bakıldığında, Kafka’nın eş dost çevresinin onun ilişkilerine alışık olduğu bellidir. Felice’yle ilk nişanın atılmasının müsebbibi Grete Bloch en güzel örnek. Felice yakın dostu Bloch’u aralarındaki sorunları görüşmek göreviyle Kafka’ya gönderdi. Kafka bu güzel arabulucuyu görünce, nişanı unutup flörte girişti. Olup biteni öğrenen Felice küplere binip Kafka’yı terk etti.

Dava’ya ilham kaynağı olan bu süreçte, tanıklardan hiçbiri “Kafka böyle şey yapmaz!” dememiştir. Yetmedi, birkaç yıl sonra Bloch’un bir oğlu ortaya çıktığında, neredeyse herkes yavrunun Kafka’dan olduğunda hemfikir oldu, elbirliğiyle Kafka’nın çocuktan haberi olmasın, sorumluluk duygusuyla yaşamında kökten değişikliklere kalkışmasın diye uğraşıldı.
Geçerken ufacık ama can alıcı soru: Kafka’nın belli bir sabıka kaydı olmasa, gayrimeşru çocuk efsanesi böyle kabul görür müydü?
Şimdi sıra ana sorumuzda: Üzerine bir kütüphane dolusu (yine çoğu Türkçeye çevrilmeyen) kitap yazılmış ilişkisi varken, Kafka neden kadınlardan korkan bir erkek olarak tasavvur ediliyor?
Bunun öncelikli nedeni, başta kimi yakın dostları olmak üzere, yaşamöyküsünü yazan ilk kuşağın Kafka’yı belli bir imgeye hapsetmek istemesi. Yazının girişindeki fotoğrafa bir daha bakın, bir de aşağıdaki fotoğrafa. Yıllar boyunca, Kafka üzerine kitaplarda ve yazılarda aşağıdaki yarısı kırpılmış fotoğraf kullanıldı – hâlâ en sık rastlanan görüntülerinden biridir ama düpedüz eksiktir. Kafka’yı “soylulaştırma” adına yaşamını tahrif etmekten çekinilmemiştir. O dev yazar böyle “ucuz” bir kadınla fotoğraf çektirsin, zinhar, olacak iş mi?

Lütfen Kafka’nın yüzündeki ifadeye bakın, halinden rahatsız olduğunu söyleyebilir misiniz?
Son olarak, kadınlardan korkma konusu. Mektupları, özellikle Felice’ye yazdıkları okunduğunda, kimi örtük kimi aşikâr, Kafka’nın aklındaki dikeni sıklıkla faş ettiği görülür. Kafka kadınlardan değil, kadınlarla resmi (dilerseniz uzun ya da ciddi de diyebilirsiniz, nereden baktığınıza bağlı) ilişkiden çekiniyordu. Nedeni belli: Kafka bir kadınla toplumsal yasalara bağlı, düzenli bir ilişkiye girdiğinde yazarlığının sekteye uğramasından korkuyordu – bu ölesiye korkuyu ancak Dora Dymant ile birlikteyken aşabildi. İşte bu yüzden Felice’ye “Ben edebiyattan ibaret bir adamım!” uyarısında bulunmuştu.

Bu edebiyattan ibaret insanı, olumlu ya da olumsuz fark etmez, olmadığı kişiliklerin içine sıkıştırmaktan vazgeçtiğimizde, işimiz kolaylaşacak. Belki onu hâlâ zor, üstelik eksik anlayacağız ama Kafka okuduğumuzda daha çok keyif alacağız.
Devamı yok…
1. Fotoğraf: Kafka Prag’da müzikhol şarkıcısı Hansi-Julie Szokoll ile







İlk yorum yapan siz olun