F. M. İkinci adını az kişi bilir, merakı koyultmadan söylemeli, Kemal Tahir’in sayısız müstear adından biridir – işin aslı, Kemal Tahir de bir müstear addır ama o yerleşik kalmıştır, bu da ayrı hikâye.
Kemal Tahir uzun süren hapishane yıllarında polisiye çevirmeye başlamıştı. Bunun iki nedeni vardı. İlk olarak, yaptığı çevirileri gazetelere verip para kazanıyordu. İkinci, belki daha pratik olanı, hapishaneye giriş izni verilen ender kitap türlerinden biri polisiyeydi. Bir de tahmin: Kendi eserlerine bakıldığında, Kemal Tahir polisiye kurguları seviyordu.
Demokrat Parti’nin çıkardığı genel aftan yararlanıp yayın dünyasına döndüğünde, fazla seçeneği yoktu. Komünist etkinlik nedeniyle ceza almış birine iş vermek ancak mangal yüreklilere has bir cesaretti. İmdadına o yıllarda kurulan Çağlayan Yayınevi yetişti. Refik Erduran, Ertem Eğilmez ve Haldun Sel tarafından kurulan bu yayınevi, Türkiye’de öncülük iddiasındaydı: Çoksatar üretip ucuza satma, albenili kapaklar yapma, pek ilişilmeyen çünkü sakıncalı bulunan konularda kitaplar basma gibi.
Çağlayan Yayınevi için Kemal Tahir bulunmaz nimetti. Mezun olamasa da Galatasaray Lisesi tedrisatından geçmiş, Fransızcadan hızla ve eli yüzü düzgün çeviri yapabilen, siyasi açıdan netameli durumu yüzünden “ekonomik” açıdan elverişli koşullarda çalıştırılabilecek, yetmedi, besbelli sıkı yazar kumaşına sahip biri. Madem kendi adı sakıncalı, gelsin müstear adlar: F. M. İkinci, F. M. Duran, Celâl Dağlar.
Tahir önce çevirilerle işe koyuldu, çeviri derken serbest çevirinin de ötesinde bir çevirmenlikle. George Arnaud’nun Dehşet Yolcuları (1953 yapımı Henri-Georges Cluzot başyapıtı film, bu romandan uyarlanmıştı) romanını çevirirken, yayıncılık tarihimize geçecek bir uyarlama katkısı yaptı: İddiaya göre kapak önceden hazırlanmıştı, hem de roman hiç okunmadan. Roman çevrildiğinde kapak konuyla ilgisiz, argo deyimle ofsayt kaldı. Kemal Tahir’e hadi bakalım dendi, romana şu kapağa ilişkin bir şeyler ekle de kapak anlamlı olsun – yeni kapak masrafı kaç lira tutar, böyle sorular Türk yayıncılığında zinhar girilmemesi gereken mayınlı alanlardır.
Söz “genişletilmiş” çevirilerden açılmışken, Robert Gaillard’ın Kastil Büyücüsü romanına uğramadan geçmeyelim. Çağlayan Yayınevi’nin ciltli-gömlekli, günümüz ağzıyla prestij kitabı olarak sunmak istediği romanın çevirisi de Kemal Tahir’e aittir ama koşullu olarak: Roman arzulanan gösterişi sağlayacak kadar hacimli değildir, dolayısıyla çevirmenin (bir kez daha!) metne biraz takviye yapması gerekmektedir. Bu çeviride Celâl Dağlar mahlasını kullanan Kemal Tahir, Kastil Büyücüsü’nü istenen sırt kalınlığına ulaştırdı. Bu kadarla yetinmedi, büyük olasılıkla yine yayınevi isteğine uyarak, eklediği metin parçalarında erotizm-şiddet istismarında epeyce cesur davrandı.

Yayınevi arada Kemal Tahir’in bir romanını da yayınladı, doğal olarak sakıncalı imzayı yine bir müstear ad arkasında saklayarak. Samim Aşkın adındaki bu “tanınmamış” yazarın kitabı Halk Plajı adıyla sunuldu. Kitabın tanıtımı Çağlayan Yayınevi’nin pazarlama konusunda nasıl mahir olduğunun kanıtıdır.
Çağlayan Yayınevi’nin palazlanmasını sağlayan kitaplar F. M. İkinci çevirileridir. 1954’te Fransızcadan çevirdiği ilk Mike Hammer, ülkemizde kabul gören adıyla Mayk Hammer serüveni yayınlandı: Kanun Benim. Mickey Spillane’in vasata ancak yaklaşan özel detektifi, o dönemin adlandırmasıyla hafiyesi, birdenbire patladı: günümüzde bile şapka çıkartılacak yüz bin satışa kısa sürede ulaştı.
Böyle satışın peşi bırakılır mı, F. M. İkinci eliyle Mayk Hammer’in üç kitabı daha alelacele çevrilip basıldı: İntikam Pençesi, Kanlı Takip ve Son Çığlık. Çevirmenin bu işlere yatkınlığı eldeyse ötesine de geçilir elbet, yazarın Kahreden Kurşun adlı başka bir polisiyesi, kahramanı malum hafiye olarak dönüştürülerek Çağlayan Yayınevi’nin beşinci Mayk Hammer kitabı olarak okuyucuya gururla sunuldu.
Gelgelelim, tam burada deniz bitti. Mickey Spillane Yehova Şahitleri arasına katılmış, ABD’de o şehir bu şehir dolaşarak misyonerlik yapmaktaydı, yeni Mike Hammer romanı ara ki bulasın. Geriye kalanlardan Benden Kaçamazsın Semih Yazıcıoğlu çevirisiyle Plastik Yayınlar tarafından basılmıştı. Çevrilmeden kalan tek romanı çevirmeyi de F. M. İkinci reddetti, yayınevinde neler neler yapmıştı ama bu son kitabı çevirmeye gelince hayır demişti. Çünkü Ölüm Çemberi adlı kitap Mike Hammer’in komünizm düşmanlığına yol verdiği, ABD’deki “komünist şebekeyi” bizzat boğazlayarak öldürdüğü bir romandı. Kemal Tahir’e antikomünist bir metni kabul ettiremezlerdi, yani F. M. İkinci bu kitabı çevirmedi. Meraklısına: Kitap Ümit Deniz çevirisiyle Ekicigil Yayınevi tarafından yayınlandı.
Ama böyle altın yumurtlayan tavuk bırakılacak değil ya, yayınevi Mayk Hammer romanlarına devam etmek istiyordu. F. M. İkinci’ye başka bir yol teklif ettiler: Madem yeni Mayk Hammer yoktu, yenisini çevirmen yazamaz mıydı? Tevatüre kulak verilirse, Kemal Tahir’in başlamak için ilk talebi ayrıntılı bir New York haritası olmuş.
F. M. İkinci imzasıyla dört Mayk Hammer romanı yayınlandı: Derini Yüzeceğim, Ecel Saati, Kara Nara, Kıran Kırana. Bu kitaplarda Mickey Spillane adı yazar olarak geçmez, “Yazan: F. M. İkinci” ibaresiyle telif roman oldukları ilan edilmiştir. Çok kişi aynı görüştedir: F. M. İkinci, Mickey Spillane’e kıyasla katbekat değerli polisiyeler yazmıştır. Neden denirse, F. M. İkinci kahramanı bambaşka bir kişiye dönüştürmüştü.
Henüz çevirilerde bile, Mayk Hammer Mike Hammer’den farklıydı. Ufak tefek dokunuşlar sayesinde boyutları zenginleşmeye başlamıştı. Biraz Tophane kabadayısı biraz Çorum çarıklı erkânıharbi karışımı bir ağızla konuşuyordu. Çeviriden çeviriye merhameti artıyor, özgün halinde hiç olmayan kendine dönük bir mizah beliriyordu.
Telif Mayk Hammer romanlarında F. M. İkinci ipleri tamamen eline aldı: Hafiye babacanlaştı, yaşamı ve kendisini sorgulamaya koyuldu, şiddete başvurduğunda üzüldü. Ötesine bile geçti: Özgün kahramanın asla yapmayacağı, yapmaktansa kolunu feda etmeyi yeğleyeceği işlere gönüllü oldu, Afrika kökenli suçlularla arkadaş olup başka suçlulara karşı birlikte uğraş verdi.

Nedir, Hammer’in F. M. İkinci’nin bile değiştiremeyeceği kimi özellikleri kaldı: Aşikâr bir kadın düşmanlığı çeviri-telif tüm romanlara sinmişti. Kadınların hemen hep suçlu çıkması, suçsuzların da erkeklerin başını belaya sokması Hammer romanlarının ortak paydasıdır. “Erkek kadın” denen saçma kategoriye girmeyenlerin cinsel açıdan avlanma alanı olarak görülmesi de cabası.
Kim bilir, ahım şahım yönü bulunmayan Hammer’in ülkemizde bu kadar tutulmasının nedenlerinden biri bu olabilir. Karşılaştığı her cinayeti bireysel intikam davasına çeviren, kamu hukukunu küçümseyip kendi kurguladığı adaleti kendi yöntemleriyle uygulayan, düşünebilmek için içen ama içince düşünemeyen hafiye bir de erkeklik gücüyle tanımlanıyorsa, hangi kitle tarafından kabul göreceğini bulmak güç değil herhalde.
Söz konusu toplumsal kabulün boyutları şöyle açıklanabilir: F. M. İkinci Mayk Hammer yazmayı bırakınca yeri hemen dolduruldu, pek çok yayınevi tarafından iki yüzü aşkın telif Mayk Hammer serüveni yazdırıldı. Hemen hemen tam listeyi Erol Üyepazarcı’nın Korkmayınız Mister Sherlock Holmes adlı incelemesinde bulabilirsiniz.

F. M. İkinci adı Mayk Hammer’le özdeşleşti ama yapıtları bununla sınırlı değil. Örneğin Lükres’in Günahları adında tarihi-erotik bir serüven kitabı var, Borgia hanedanının rezaletlerini anlattığı eğlenceli bir istismar romanıdır. Yine polisiye türünde, Gangsterler Kraliçesi adında başka bir romanı da ilginç. Birinci tekil kişi ağzından yazılan romanda konuşan bir kadındır, F. M. İkinci bu kez bir kadının sözleriyle çekici erkeği betimler. Kitabın havası doğal olarak Mayk Hammer’den uzak değildir. Romana katılan birkaç atıfta, yakında aynı kahramanın başka serüvenlerini okuyacağımız müjdelenir. F. M. İkinci kalemini bilemişti ki mecburi paydos kapıya dayandı: Kemal Tahir 6-7 Eylül olayları sırasında olağan şüpheli olarak yeniden hapishane yolunu tuttu.
Yazar bu kısa arayı bitirip döndüğünde, artık Kemal Tahir adıyla imzalayacağı kitaplarını yayınlamak niyetindeydi. Hatta bu amaçla Aziz Nesin’le ortak, Düşün Yayınevi’ni kurdu. Ne yazık, parasızlık başa bela, dayanamadı, 1957’de küçük bir yayınevi için F. M. İkinci’yi sahalara döndürdü. Bu kez adresi Kader Yayınları’ydı.

Merhaba Sam Krasmer adlı bu son (şimdilik saptanabilen son!) romanı, F. M. İkinci’nin en zayıf eseridir. Sam Krasmer belirgin kurgu ve mantık uyumsuzlukları, “endikatör” gibi dehşetengiz sözcükler kullanma, Lucky Luciano gibi gerçek kişileri saçmalık derecesinde yanlış zaman-mekân bağlamlarına yerleştirme gibi yazarına yaraşmayan hatalarla doludur. Kitabın adında “Merhaba” deyip, tıpkı Gangsterler Kraliçesi gibi “yakında okuyacağınız” başka kitaplara atıflar olsa da Kemal Tahir gidişatın sevimli olmadığını anlamayacak bir yazar değildi. F. M. İkinci’yi çalakalem yazan diğer telif Mayk Hammer yazarları düzeyine indirmeden emekliye ayırdı.
Doğum günü belli olmayan F. M. İkinci’nin ölüm günü ancak tahmin edilebilir: Merhaba Sam Krasmer romanı yayınlandıktan kısa süre sonra.













İlk yorum yapan siz olun